en yakın arkadaş

20 /
haklisin haklisin
hayat arkadaşım olmasına rağmen kendimdir. tek başıma yaparım aktivitelerimi. kıyafet alışverişi, spor, gezi vs tek başıma havuza gitmişliğim bile var.
teşekkür ederim ona beni kendimle baş başa bıraktığı için.
ürkek ürkek
egolar ağır basınca ortada en yakın arkadaş gibi bir kavram kalmıyor ne yazık ki, bu yaşımda bunu da öğrenmiş oldum. hayat zaten sürekli yeni şeyler öğrendiğin, deneyimlediğin bir paradoks değil mi. mesela "kardeşim" kan bağı olmadan olmuyormuş, bunu yeni yeni idrak ediyorum. bu da benim hatam olsun.

canım ciğerim dediğim insana karşı içimde hiçbir şey kalmadı. nötr durumdayım. bizimle ilgili olmayan bir sorun karşısında bile ayakta kalamadık. bazen soruyorum kendi kendime "bizimle ilgili ciddi bir problem olmuş olsaydı ne olurdu" cevap çok basit anlasana artık salak diye kendime bağırırken buluyorum. bazen iç sesimle şiddetli tartışmalar yapacak kadar ruh hastası olabiliyorum, yapacak bir şey yok.

şu yaşımda şunu net anladım "aile" harici herkes fasafiso. biri gider, biri gelir ama seni koşulsuz sahiplenen koşulsuz bir sevgiyle sarılan tek kavram aile. kendi aileni kurana kadar durum böyle, sonra şanlıysan mutluluğu kendi kurduğun minnoş aileyle de yakalarsın. kısmet
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
benim var bunlardan. öyle mıcık mıcık her saat dakika görüşmüyoruz, hatta nadir görüşebiliyoruz, zira hiçbiriyle aynı şehirde bile değilim. önemli olan zaten aradan aylar geçse, yıllar geçse hatta, geçmemiş gibi olması. tabi böyle bi arkadaşlık zor. ama bu yazar şanslı, yatılı okudu. evet efendim bi dostluk için en önemli şeyler, geçirilen zaman, samimiyet ve iyi niyet. bizde de bol bol vardı. çok da güzel dostlarım oldu. teşekkürler!
sulh içinde olaydın ya sulh içinde olaydın ya
nefes olandır.
hayatınızdaki her şey ters gitmeye başlamış, bir şekilde robottan farksız bir yaşam sürmektesinizdir.
hafta başında beni aramış, ses tonumu beğenmediğini söylemiş ve hafta sonu bir sürpriz yapacağını, hazır olmamı söylemişti.
cuma akşamı eve gittiğimde, o çoktan eve gelmiş ortak iyi anlaştığımız iki arkadaşla. annemden yedek anahtarı almış, benim ve oğlumun çantasını dahi hazırlamış, izinleri ayarlamış, hadi gidiyoruz diyerek zorla yola çıkarmıştır.
huzur kokan bir şehre trafik problemi yüzünden biraz geçte varsak, muhteşem bir hafta sonu geçirmemizi sağlamıştır.
gezdik, içtik, ağladık, ama çok ağladık, anlattık…

nazım hikmet' in dediği gibi;

biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın.
20 /