endüstri mühendisliği

12 /
dark side yolcusu dark side yolcusu
zamanında odtü ya da i̇tü endüstriyi yazacaktım. babam "bir ekonomik krizde ilk seni atarlar" dedi. yazmadım. bir gerizekalılık öyküsüdür. ebeveynler bazen çok yanlış şeyler söyleyip yapabiliyor. dinlememek lazım.
elas elas
yıllar önce hazırlık sınıfında ilk günümüz, hoca önümdekine senin bölüm nedir? diye sordu
-endüstri mühendisliği hocam
ne olcaksın bitirince
-müdür
!!??!?

*evet o arkadaşım şimdi müdür.. her şeyden biraz biraz ama hiçbir şeyden tam değil
acarabi acarabi
büyük oğlum tercihleri yaparken burun kıvırmıştı, biraz da benim itelememle bu branşı yazıp ilk tercihinde tutturdu.
sanırım şimdilerde "tişkir iderim bubacım" diyor kerata.
yel değirmeni bekçisi yel değirmeni bekçisi
tabii ki bu kadar genel bir isim altında meslek ortaya çıkarsa bin kafadan bin laf çıkması normaldir.

gel gelelim 13 yıldır bu meslek sınıfına dahil olan birisi olarak da söyleyecek birkaç lafım var.

şahsi fikrim, bu mesleğin lisans eğitiminden kaldırılması, temel derslerinin 3 ve 4. sınıfl mühendislik öğrencilerine seçmeli verilmesi ve yine sadece yüksek lisans ve doktora programı adı altında açılmasının yerinde olacağı. neden?

her üniversite bu meslek özelinde kendi ekolünü yaratıyor. öğrenciler ancak son sene ilgi alanlarına göre seçmeli ders seçerek daha spesifik bir alana yoğunlaşıyor. fakat şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim (tabii on yıl öncesi şartları dikkate alarak), çoğu mezun üretim planlama mühendisi oluyor. üretime dahil olacak ürünleri; teslim tarihi, üretim standartları, üründen ürüne geçiş setup süreleri gibi kriterlere göre optimize ediyor ve tabii üretim için gerekli kaynakların tedariğini de. düşünün elinizde bir üretim planı var, bu üretimde kullanılacak malzemeler var. toplu alım yaparsanız satınalma fiyat avantajınız var ama bu da stok tutma maliyetinizi arttırıyor. tabii bir de tedarik süresi, lojistik maliyetleri vs var. bu ters orantılı kriterlere göre optimum bir sipariş sıklığı ve miktarı belirliyorlar bu üretim planlamacı arkadaşlar. bununla uğraşan başka bir mühendislik disiplinine denk gelmedim henüz.

yine bu arkadaşlardan bazıları çıkıp diyor ki. ya biz makineleri cinslerine göre sıraladık da hiç ürün üretilirken ürünü oluşturan parçaların tesis içinde nasıl hareket ettiğini analiz etmedik. neden makinelerimizi en çok üretilen (ya da tesis içinde parça dolanımı en çok olan ve doğal olarak tesis içi dolanım maliyeti/süresi en çok olan) ürünün rotasına göre organize etmeyelim. (bkz: hücresel imalat)

bir de şirketerin daha çok süreç geliştirme ekiplerinde yer alan (kaizen
toplam kalite yönetimi, six sigma vb) arkadaşlar da çıkıp bir üretim hattı üzerinde küçük lojistik iyileştirmelerle (ara stok miktarları, işçi rotasyonu) performansı %25-50 arttırabiliyor. bunu yapmadan önceki veri toplama ve analiz süreçleri de var elbette.

bu verdiğim örnekler tabii ki üretim sistemlerine özgü oldu. gelin servis sektörüne dair örnekler bulalım.

migros yeni bir şube açmaya karar verdi. çünkü market kapasiteleri yetmiyor. satışlar tam kapasite vs. yeni market nerede olacak, hangi ürünler satılacak, kaç kasa olacak ve yılın/haftanın hangi gününde hangi saatte kaç kasa açık olacak? içinde normal dağılımdan başka dağılımların da kullanıldığı ve kuyruk teorisine de konu olan muhteşem bir modelleme/simülasyon projesi (`operations research).

artık birçok şirket erp (`enterprise resource plannıng) sistemleri kullanıyor. bu da yetmiyor `business intelligence` araçları kuruyor. bu sistemin çıktılarına göre stratejik kararlar alıyorlar. veri bilimciler istihdam ediyor. bu entegre sistemin gerçekten entegre çalışabilmesi için girdisinden çıktısına kadar `kavramsal tasarım`ının akıllıca yürütülmesi gerekiyor.

yukarıdaki örnekler aklıma ilk gelenler ve çoğaltılabilir. şimdi vurgulamak istediğim konulardan bahsedeyim:

1 - bir endüstri mühendisinin kendisine özgü araçları çok iyi kullanıyor olması pek bir şey ifade etmiyor. içinde bulunduğu sistemin temel dinamiklerine hakim olmalı. makine bakımının nasıl yapılacağını bilmenize gerek yok fakat makinenin ne sıklıkla arıza yaptığını, ortalama bakım süresinin ne olduğunu bilmenize gerek var. yoksa planlayamazsınız.

2 - yine yukarıdaki verdiğim örneklerde endüstri mühendisi tek başına çalışamaz. hatta veri yönetimi gibi bir alana burnunu sokmuşsa veriyi topladığı saha çalışanıyla da veriyi sunduğu üst düzey yöneticiyle de, sistemi kendisi için kuran yazılım firmasındaki danışmanla da kendi it birimi ile de anladığı dilden konuşmak zorundadır. hayvani iletişim beceresi gerektirir bu dediklerim.

3 - üretim/hizmet fark etmeksizin sistemin tüm birimlerinin iş kurallarına hakim olmalıdır çünkü bulunduğu nokta genelde çoklu-disiplinli bir noktadır. dışa dönük, ağzı iyi laf yapan ve çok da teknik bilgi sahibi olmasına gerek olmayan pazarlama/satış ekibiyle, içe dönük dibine kadar tekniğe batmış, üretimci ya da yazılımcı ekibi konuşturabilmek durumundadır. bu yüzden çoğu zaman "sistem analisti" ve/veya "tercüman" gibi konuşmalıdır. özetle endüstri mühendisi çok dil bilmelidir.

4 - operational resarch (yöneylem) alanına yönelmiş arkadaşlarımız da yine çözecekleri problemin tüm kıstılarını sayılara, formülllere, modellere dökmek durumundadır ve bu hiç de kolay değildir. bunun yanında çılgın yazılım ve kodlama da bilmeleri gerekmektedir.

şimdi burayı okuyan meslektaş ya da meslek adayı arkadaşlarım gaza gelmiş olabilir "vay be ne önemliymişiz" diye.

işler öyle yürümüyor arkadaşlar. özellikle türkiye'de yeni kurulan sistemlerde yukarıda değindiğim kavramsal tasarım süreçlerine çok da önem verilmiyor. kuralım sonra toparlarız kafası hakim. sonuç şu oluyor. daha uzun ve sağlam bir kavramsal tasarım aşaması ve iç kaynak maliyetlerinden daha fazlasını sistemdeki yanlış/eksik kurguları düzeltmek için veriliyor. (direkt tepe yönetici mallığı diyebiliriz)
sizin veri toplamak, analiz etmek, karar almak, insan eğitmek, eğitilmek için muazzam zamana ihtiyacınız var ama vakit nakit diyen tepe yöneticileri ihtiyacınız olan zamanın yarısını anca veriyor.

meslekten manevi tatmin noktasına da değinelim. arkadaşlar ergonomi alanında çalışmayacaksanız insana direkt etkisi/faydası olan bir iş yapmayacaksınız. mesleğinizin bunla ilgisi yok. yaptığınız optimizasyon sonucu şirketin kasasında tuttuğunuz milyon dolarlar, eurolar, liralar sizin maaşınıza yansımayacak. belki iyi bir performans primi alacaksınız, terfi edeceksiniz fakat insana faydalı bir şey yapmış olmayacaksınız.
"süreci ne biçim geliştirdim, iyileştirdim, süper optimize ettim, şahane oldu" bence bir insanın alabileceği en tırt manevi tatmindir.

sadece şu olabilir "en azından çalıştığım şirket insana/doğaya zararlı bir ürün üretmiyor" diyebilirsiniz ki ben senelerce böyle avutmaya çalışıyorum kendimi.

son olarak ülkedeki çoklu disiplinli çalışma yoksunluğuna da bok atayım tam olsun. çünkü hayatımın yarısında maruz kaldığım "kim daha mühendis" sidik yarışında, sidik üstüme bulaşmasın diye 4 mevsim şemsiye ile gezdim ve yemin ederim hayatımda daha sikko bir sidik yarışı görmedim. herkes üzerine düşeni yapsa, herkes sahip olduğu bilgiyi paylaşmaktan çekinmese, yardımlaşsa ve tabii herkes hak ettiğini aldığına inansa işler çok daha kolay olurdu.

bizler mühendisler olarak kısaca insana dokunan mesleklere hizmet ederiz aslında. bir hastaya leğen kemiği protezi tasarlanır. oturup 3d printer üreten adam, yazılımını yazan adam, malzeme mühendisi, cerrah, biyomühendis vs hep birlikte çalışır. (sallıyorum çok fena meslekler anlamında)
italya'dan kuzeyin soğuk ülkelerine maydonoz ithal edilecektir. gıdaya uygun bir nakliye süreci gereklidir, burada da sürüyle disiplinden insan bir araya gelmek zorundadır.

konudan sağlam saptım ama dediğim gibi. teknik, sayısal, verisel mevzulara ilginiz varsa gidin istediğiniz mühendisliği okuyun, zibille mühendislik var. sonra gidin üzerine endüstri master'ı yapın, tertemiz. illa yöneylem alanında doktora yapacağım diyorsanız o zaman okuyun tabii endüstri mühendisliği ne diyeyim.
mortred mortred
üzerinden ilgili ülkenin durumunu kısaca anlayabileceğiniz bir mühendisliktir. bir şirketin endüstri mühendisine ihtiyaç duyabilmesi için belli bir ölçeğe ulaşmış olması gerekir. bir ülkenin endüstri mühendislerine ihtiyaç duyulabilmesi için o ülkenin belli aşamaları geride bırakmış olması gerekir. temel hayatta kalma şartlarının sağlanmadığı ortamlarda endüstriden bahsetmenin mümkünatı yoktur.

yoksa bakkalı, süpermarket sanar "böyle mühendislik mi olur" diye sorgularsınız.

(bkz: osi layers)
(bkz: application layer)
12 /