enflasyon

dumrul dumrul
şu anda tüik tarafından açıklanan resmi tüketici fiyat endeksi yüzde 73,5. tüik bu kez enflasyon sepetini açıklarken neyi kaç paraya aldıklarını açıklama zahmetine bile girmedi. artık enflasyon oranını kafadan salladıklarını gizleme ihtiyacı bile duymuyorlar ve bu kadar açıktan da yalan söylerse gelecekte başının belaya gireceğini düşünen bazı kişilerin istifa ettiği söyleniyor. enagın açıkladığı yıllık enflasyon ise yüzde 160,76. tüikin aksine enag tüm verilerini şeffaf olarak kamuoyuna sunuyor.

şimdi türkiyedeki diğer kriz yıllarına bakalım.

tc tarihinde toplam 10 ekonomik kriz yaşandı. bunların neredeyse tamamı dünyadaki genel ekonomik durumla da ilgiliydi. türkiye, kuruluş döneminde dünya ekonomisine doğru dürüst eklemlenememişti. ülke zaten büyük bir yıkımdan çıktığı için planlı ekonomi modelinin uygulandığı dönemde belli bir istikrar söz konusuydu. 1923 - 1950 arası ortalama büyüme oranı 8,1di. bunun son on yılında büyüme oranı son derece düşüktür. yani chp iktidarını bütün olarak almayıp 1923 - 1940 ve 1940 - 1950 şeklinde ikiye ayırırsak 1923 - 40 ortalaması yüzde 10,98, 1940 - 50 ortalaması ise 3,2dir. dünya savaşı varken bu bile çok çok iyi bir büyüme oranı...

krizlere dair anlaşılması gereken şeylerden biri şu: çöküş dönemlerini hızlı ekonomik büyüme takip eder. balon söner söner şişer... türkiye dünya tarihindeki en büyük ekonomik kriz olan 1929 krizinde de büyüdü. elbette bu büyümenin aldatıcı bir tarafı var. mesela işin ihracat - ithalat tarafında şöyle bir gerçek var. türkiyenin ihracatı 1930da 1929a göre 1/4 oranında daralmıştı. niye? çünkü 1929da dünya çöktü. ama türkiyenin o dönemdeki yönelimi ekonominin kendi içinde döndürülebilmesine dönüktü. ithalatın çok büyük bölümü tüketim mallarına dönüktü. üretim için gerekli hammaddede ithalat oranları düşük olduğu için 1930dan itibaren türkiyede ihracat dengesi pozitife dönmüştü. ithal ettiğinden fazlası ihraç edilebilir hale geldi. yani, 1930da ihracat düştü ama ithalat daha da düşük olduğu için tl değerlendi ve enflasyon da düşük seyretti.

tc tarihinin ilk ekonomik krizi 1946da başladı. bu da enteresan, çünkü 1946, savaşın bitmesiyle birlikte dünya ekonomisinde "altın çağ"ın başladığı yıldı. 1946da tc tarihinde ilk kez devalüasyon yapıldı. avrupanın yeniden inşasının başlayacağı yıl tlnin değerini düşürmek inönü iktidarının yaptığı en büyük hatadır ve bunun sonucu da 1950de iktidarı kaybetmeleri oldu. 1946 krizi sırasındaki yıllık enflasyon yüzde 15 civarındaydı diye biliyorum.

tc tarihinin ikinci büyük ekonomik krizi 1958de yaşandı. yukarıda belirttiğim gibi türkiye 1930da ihracat fazlası veriyordu. sadece 1938de ithalat miktarı ihracatı geçmişti. dp iktidara geldikten sonra düzenli olarak ihracat - ithalat dengesi negatife döndü. 1958de bu açık o kadar büyüdü ki türkiye moratoryum ilan etti. yani menderes hakkında anlatılan masallar bir yana menderes hükümeti türkiyeyi resmen batırmıştı. siyaset dediğin şey tamamen ekonomiye ilişkindir. kaynakların kimin elinden çıkıp kimin eline verileceği ile ilgilidir. 1958 krizi olmasa 1960da darbe marbe de olmazdı. sonuçta ekonomi iyi gidiyorsa rejim öyle olmuş böyle olmuş kimsenin skinde olmaz. moratoryumun pratikte ne anlama geldiği pek anlaşılmıyor. moratoryum dış ödemelerin durdurulması demektir. yani ithalat sıfırlanmış olur. ithalat sıfırlandığında da enflasyon baskılanmış olur. bu nedenle 1948 krizi sırasında enflasyonda patlama yaşanmamıştır.

üçüncü kriz dünya ekonomik krizinin yansıması olarak 1971 tarihlidir. bu hafif atlatılmış bir krizdir. enflasyon 1970te 8,1 iken 1971de 16,5e çıkmıştır. 1971de de darbe olmuştur.

türkiyenin dördüncü krizi 1974 krizidir. 1974 krizi doğrudan dünyadaki petrol krizinin sonucuydu. kıbrıs harekatı ve bunun getirdiği ekonomik yaptırımlar bu krizi büyüttü. 1974 enflasyonu yüzde 18,6dır. enflasyon bir önceki yıla göre sadece 2,6 puan artmıştır. bu krizin ayırt edici yönü, türkiyede iktidar değişikliğine sebep olmayan iki krizden biri olmasıdır.

beşinci kriz 1980 krizidir ve o da dünyadaki petrol krizinden kaynaklıdır. 12 eylül darbesi ile sonuçlanmıştır. 1980 krizi devalüasyon ve enflasyon ile kendini sert şekilde göstermiştir. 1979da yüzde 56,8 olan enflasyon 1980de yüzde 115,6ya çıkmıştır. darbeden sonra ise 1981de yüzde 33,9a düşecektir.

altıncı kriz 1994 krizidir ki uluslararası durumla alakası çok azdır. 1994 krizi tamamen tansu çillerin el emeği, göz nurudur. enflasyon yüzde 125,5e çıkmıştır. bir yıl sonraki seçimlerde dyp 7,3 puan oy kaybedip ikinci parti olmuştur ve refah partisi tarihte ilk kez birinci parti konumuna gelmiştir.

yedinci kriz 1997 krizidir ve dünya ekonomik krizinin uzantısıdır. enflasyon 99,1 olmuştur. 28 şubat post-modern darbesi de 1997 de yaşanmıştır.

sekizinci kriz 2001 krizidir. akpyi iktidara getiren de bu krizdir. 2001 hem dünya ekonomik krizinin hem de 1999 kocaeli ve bolu depremlerinin ortak sonucudur. marmara bölgesi türk sanayiinin kalbi ve bu bölgenin üç şehri iki ayrı 7 üstü depremle tamamen yıkıntıya dönüşüyor. her iki deprem istanbulu da vuruyor ki depremden en çok etkilenen ilçelerden biri olan küçükçekmece de o dönem istanbul sanayiinin en önemli ilçelerinden biri. 2001 enflasyonu 39dan 68,5e çıkmıştı. elbette devaülasyon da var.

dokuzuncu kriz 2008 dünya krizinin sonucudur ve hafif atlatılan krizlerden biri. enflasyon 10,06 oldu. iktidar değişimine sebep olmayan ikinci kriz bu.

son krizin ise içinden geçiyoruz. daha doğrusu o bizim içimizden geçiyor. dünya ölçeğinde krizin henüz başındayız. dolayısıyla türkiyedeki krizin daha da sertleşeceği apaçık ortada. ilk defa devlet uyduruk enflasyon sayıları veriyor. buna göre bile yüzde 73,5teyiz. enagın sayılarını yukarıda verdim. ona göre de yüzde 160dayız.

şimdi resmi sayılara göre bir sıralama yapalım:

tüfe

1994: 125,5
1980: 115,6
1997: 99,1
1996: 79,8
1995: 76
2022: 73,5

üfe

2022: 160
1994: 146,5
1980: 94,7

buradaki anormalliği görebiliyor musunuz? üfe ve tüfe arasındaki fark tarihte hiçbir dönemle kıyaslanamayacak seviyede. tabloya bakınca net şekilde görüyoruz ki büyüme dönemlerinde üretici enflasyonu tüketici enflasyonunun altındadır. diğer zamanlarda ise aradaki fark çok azdır. sayılar hep baş başa gider. 2021de ilk kez üfe tüfenin iki katını geçiyor. 36,08 - 79,89. bu sene ise 73,5 - 160 oldu. yani bu sayılar akpnin bize hem enflasyon hem de büyüme konusunda açıkça yalan söylediğini net gösteriyor. lan üretici bir malı geçen seneye göre yüzde 160 daha pahalıya alırken sadece yüzde 73,5 zamla satıyor olabilir mi?

enagın açıkladığı oranlara göre türkiye tarihine baktığımızda ise durum şu:

2022: 160,76
1994: 125,5
1980: 115,6
1997: 99,1

kısacası akpye inanırsak erdoğan rejimi türkiye tarihinin en kötü 6. senesini yaşatıyor ülke insanına. üreticiye ise cumhuriyet döneminin açık ara en kötü senesini yaşatıyor. enaga bakacak olursak hem tüketici hem de üretici için tc tarihinin en kötü senesini yaşıyoruz.

şaka değil lan. ülkeyi alenen batırdılar. akpnin maliye bakanı mart ayında sanki iyi bir haltmış gibi "tl en değersiz durumda bundan kötüsü artık olamaz" diyebiliyordu. tl dolar karşısında o açıklamanın üstüne yüzde 10 daha değer kaybetti. 22 martta yani nebatinin "tl zaten en dipte" dediği gün dolar 14,8 seviyesindeydi, bugün 16,42... daha bundan 8 ay önce dolar 10 tlyi görür diyenlere dava açıyordu bu adamlar... ülkeyi batırdıkları yetmiyormuş gibi bir de "camileri yaktılar" yalanlarıyla iç savaş kışkırtıcılığı yapıp duruyorlar. bunlar işgal ordularından beter adamlar.
bu başlıktaki 73 giriyi daha gör