engin ardıç

1 /
esquire esquire
vakti zamanında 1994dü galiba seçim yasakları sırasında star tv de haberlerden sonraki yorum köşesinde kendisine ayrılan 5dakkayı ağzına yapıştırdığı bant sebebiyle konuşamayıp acaip sesler çıkartarak geçiren ilginç insan.
spyder spyder
galatasaray lisesi'nde okurken hayvan engin lakabıyla anılan nevi şahsina münhasır insan. kendine has kelime dağarcığı ve dil kullanımına sahip. çoğu kişinin sadece star grubundan tanımasına rağmen daha geniş ve eskilere dayanan gazetecilik & yazarlık kariyeri var. entelektüel, aydın, görmüş-geçirmiş biri olduğunu gösterip, insanların gözüne gözüne sokmak için elinden geleni yapar. millete hakaret edip, yerin dibine sokmayı da çok sever.
azwepsa azwepsa
bir zamanlar star haber'de yorum yapardı. ben o zamanlar küçüktüm. ama o çıktı mı ben geçerdim bir kenara o bitirinceye kadar sessizce dinlerdim. kılımı bile kıpırdatmazdım. korkardım bu adamdan. hatta o vakitler eli sopalı yorumcu diye karikatürleri,taklitleri falan vardı... ama şimdi aramız iyi. denk geldim mi severek okurum. hele bir kemal tahir uslubuyla yazması vardır ki... tadından yenmez.
togisama togisama
küfür etmek ayar vermekse her yazısını okuduğumda kendisine ayarın kralını verdiğim insan. yazdığı köşe yazılarının yeri gözümde tuvalet köşeleridir. uzun süredir yazılarını takip ediyorum ve ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden birinde onun gibi bir adamın yazıları yayınlandığı için utanıyorum. gördüğüm kadarıyla yazdığı iki yazıdan birinde mutlaka cinsel organlara yer vermekte birilerine ağız dolusu küfür etmekte, ahkam kesip "sen de adam mısın, sana da mesleğini biz mi öğreteceğiz" demektedir. oysa ki sanıyorum önce kendisinin zaten yapamadığı mesleğini birilerinden öğrenmesi gerekmektedir.

köşe yazısı yazıyorsun birader kahvede king oynarken karı kız muhabbeti döndürmüyorsun arkadaşlarınla. hayır olay oysa ben literatür oluştururum zaten senin iki satır yazına lüzum yok.

ilgili yazısı da aşağıda

popoya bakmak

popo dedim de aklıma geldi, haşmet tarzı bir yazı deneyelim bugün... cem davran, bir dergide “kadının önce göğsüne, sonra poposuna bakarım” demiş, “dış değil iç güzelliğe bakarım lafı palavradır!”...

doğrudur, çünkü “bakmak” başka şeydir, birlikte olmak başka, âşık olmak başka, sevmek başka, evlenmek başka. “iç güzellik arayışları” daha sonra atılır (ya da atılmaz) bir adımdır, ikinci aşama.

bendeniz de hızla memelere, kalçalara ve bacaklara baktıktan sonra uzun uzun gözlerine dikerim gözlerimi. gerekli “asıl bilgiyi” belleğe yerleştirir, sonra sahtekârlığa yatarım. arkasından da dudak, el, ayak gibi ayrıntılar devreye girecektir. son tahlilde belirleyici olan da “bütündür”, boy pos, endam, genel hava...

hiçbir erkek de, ister türk olsun ister hotanto erkeği, “tahta gibi karıdan” hoşlanmaz. sıfır beden çabasına girip de can verenlere gülelim mi ağlayalım mı, bilemeyiz.

hiçbir erkek kadının takılarıyla ve giysileriyle ilgilenmez, saçını da pek umursamaz. özel bir önem verip övüyorsa, kadını etkilemek içindir. çoğu zaman çevirip “kulağında nasıl bir küpe, bileğinde ne tür bir bilezik vardı, gerdanlığı taşlı mıydı, elbisesi ne renkti, ayakkabı ona uymuş muydu, çanta büyük müydü küçük müydü” diye sorsan, hatırlayamaz, anlatamaz.

saç, bir kadın için ne kadar “hayati” önem taşırsa, erkek için de o kadar “ikincil hatta üçüncül” bir ayrıntıdır. dincilerin saç meselesine bu kadar kafayı takmış olmalarını da bu yüzden hiç anlayamayız biz “laik erkekler”.

ancak cem davran’ın sıralamasına itirazım var. “önce göğüs sonra popo” demiş... bu sanırım amerikan erkekleri için geçerlidir. türk erkeği “önce popo sonra göğüs” diyecektir. çünkü efendim onlar “memeci” biz de “götçü”... (haşmet necidir bilemem.)

fakat işin matrağı, kadınlar da erkeğin poposuna bakarlar!

erkek poposunun dar ve küçük olanı makbuldur, ne kadar yakışıklı olursanız olun, geniş, fırlak, etli, koca popolu bir erkeğin kadınlar nezdinde en küçük bir şansı yoktur ve olamaz...

sonra, bir erkeğin aklına kolay kolay gelmeyecek yerlere, çenesine ve ellerine bakarlar. elbette omuzlarına da... düşük ve dar omuzlu erkeğin de fazla bir beklentisi olmamalıdır. enseyi de yabana atmayalım.

“yumurta gibi çocuk” arayışı, çaylak körpe kızlar dışında pek de geçerli değildir yani... ya da iyice kocakarı olmuş, içi geçmişler nezdinde önemlidir... tam tersine, göbek gereklidir... taşmayan, çirkin olmayan hafif göbek erkeği çok “seksi” kılar (kadını kılmaz mı canım?)... göbekli adam paralı adamdır, paralı adam da kadını elbette aç bırakmayacaktır!

fakat bütün bunları açık ettiğim için kadınlar şimdi benim kusuruma bakacaklar tabii, ayvayı yedik.
1 /