enis batur

2 /
ibrik ibrik
enis batur gibi olayım hiç çok kitlesel olmayayım ama sevenlerim gerçekten sevsin , hiç moda olmayayım ki demode olma korkum olmasın , hiç vaat etmenin tuzaklarına düşmeyeyim ki hayal kırıklığı yaratmayayım , hiç içselleştirilme kaygım olmasın ki dışlandığımda boşluğa düşmeyeyim , hiç rekabet etmeyeyim ki kaybettiğimde kaybetmiş olmanın gerektirdiği tüm o sistemsel zırvaları üstlenmeyeyim , edebiyatı bi kahraman gibi sırtlanmayayım ki ; toplumsal sorumluluklarımın altına saklanıp assosyal kahramanlıklara kalkışıp çirkinleşmeyeyim …

enis batur gibi olayım

sadece tek gün bile olsa..
de te fabula narratur de te fabula narratur
"aragon'un ünlü sözü "mutlu aşk yoktur", bütün ünlü sözlerin yazgısını tekrarlar: bu düşünce, daha çok, yanlış anlaşılmıştır.

aragon, hiçbir aşkın mutluluk getirmediğini, getiremediğini mi ifade etmeye çalışmıştı? şairler böyledir, şiirler haydi haydi böyle: ayrıca bir şey söylemezler: budurlar, bu kadardırlar. onun için de tek doğru yorumdan söz etmek boşuna olur; herkesin ufkunu ve dernşiğine göre bir yorum, birden fazla yorum olasılığı yaratır bu türden altın sözler.
aragon'un yaklaşımını, aşk ve batı başlıklı bir incelemenin de yazarı olan kültür tarihçisi rougemont'un kurduğu kilit cümleye bağlamak istiyorum:

"mutlu aşk'un yazılı tarihi yoktur".

gerçekten de, batı uygarlığında da, doğu'da da, mutsuz aşkların tarihinin yazılmış olduğu göze çarpıyor. leylâ ve mecnûn, kerem ile aslı, tahir ile zühre, hüsrev ile şirin, yusuf ve züleyha, romeo ve jülyet, heloise ve abelardus, portekizli rahibe ve sevdiği adam, don juan'ın ya da casanova'nın tekmili birden serüvenleri, bütün tristan ve ısolde versiyonları, carmen ve don jose, sonsuz bir listeye yönelmek güç değil mutsuz çiftler konusunda, işlenen aşkın siyah tablosunu çıkarır karşımıza. beatrice'nin dante'sinden "makber"in şairine, nerval'ın "sylvie"sinden halid ziya'ya değişmez bu gerçeklik: klâsikler, romantikler, simgeciler, gerçekçiler, gerçeküstücüler, modernler, post-modernler aşk'ın çehresini değiştirirler de, natura'sına dokunamazlar pek.

...

mutsuz aşkın tarihi aşk'ın tek taraflılığına değil, karşılıklılığının gerçekleşmesinin engellenmesine dayanır hep. erişememenin, bulaşamamanın, yanyana gelemeyişin binbir çeşitlemesi çıkar karşımıza: hayat gelir düğümünü kurar bütün öykülerde, biribirine doğru yol almaya çıkan âşıkların yörünge tabakalarını kırar, sapmaları örgütler ve bir yana çekilip, calvino'nun deyişiyle çapraz yazgılarını izler. efsane her zaman gerilim istemiştir. hikâyenin askıda kalması, kavuşma anının ertelenmesi ya da yitmesi için durmadan yeni denklemler öne sürülür. iki trajik odak berlirler bireyin yaşam akışını: aşk ve ölüm. ikisinin de ayırması beklenmiştir. çağlar boyu, aşk'a bakışının temel lyasası olarak kalmıştır bu: biraraya gelindiğinde aşk ölmeye başlayacaktır.

toplumsal düzenler, hangi evrelerine bakılırsa bakılsın, bu türden bir sonuç-yorum ile kuşatmışlardır bireyleri. mutsuz aşk, aşk olarak yaşayıp gitme şansını taşımış; mutlu aşk, aşk'ın ölümünü hazırlamıştır.

onlar ermiş muradına - o noktada biter her hikâye: mutlu aşkın anlatılmaya değer bir yanı bulunmamıştır.
anlatıldığında, aşk'ın ağır ağır ya da hızlı eriyişinin konu edildğini görüyoruz: çiftler, ama birlikte ama ayrı ayrı, mutlu aşkı çözmüşlerdir. shakespeare'de de böyledir bu, balzac'da da."

-enis batur; aşk üzerine marazî bir deneme.
peri masalı peri masalı
çalışınca daha neler olur. enis batur hem düşün alanında hem edebiyat ve hem de şiir alanında türkiyenin kıymetlilerindendir. hiç bir şey yapmasa salt yapı kredi yayınları yeterdi saygıdan iki büklüm olmamız için.
2 /