ensaio sobre a lucidez

birguntekbasina birguntekbasina
jose saramago'nun can yayınlarından çıkmış sürükleyen romanıdır. tam da şu referandum zamanında okunulası roman. ama ondan önce (bkz: körlük)

arka kapak: adı belirsiz bir ülkenin başkentinde seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlayınca kimse oy atmaya gitmez. öğleden sonra yağmur durunca, saat tam dörtte, seçmenler sanki emir almışçasına sandıkların başına koşarlar. ama san¬dıklar açıldığında, kullanılan oyların yüzde 83’ünün boş ol¬du¬ğu ortaya çıkar. bunun bozguncu bir grubun, dahası uluslararası bir anarşist örgütün işi olduğunu düşünen hükümet olağanüstü hal ilan eder. yıllar önce kenti saran “körlük salgını”ndan kurtulan tek kişinin bu olayla bağlantılı olduğundan kuş¬kulanılır. “beyaz veba”nın öteki kentlere de yayılmasını önlemek için başkent abluka altına alınır, bir polis komiseri “suçlular”ı bulmakla görevlendirilir. nobel edebiyat ödülü sahibi josé saramago’nun körlük’ten son¬ra kaleme aldığı görmek, demokrasinin kırılganlığı ve hükümetlerce saptırılması üstüne şaşırtıcı bir taşlama. günümüz edebiyatının üslup ustasından derin bir çağ eleştirisi.
sweet child o mine sweet child o mine
sanırım beni sarmayan ilk (ve tek olmasını umduğum) jose saramago romanı. sabah biraz erken uyanınca vakit geçirmek için başlayıp, sıkılarak 30. sayfada bıraktım. yine okuyacağım tabii ki, bırakmak istemiyorum. ama ilk izlenimim biraz sıkıcı bir kitap olduğu. en azından kopyalanmış adam, kabil ya da körlük kadar okuması keyifli değil.

okudukça giriye düzenlemeler gelecek.

edit: aslında iyiymiş ya. evet başta yazdığım gibi bi kopyalanmış adam ya da körlük gibi değil ama sıkıcılığı geçti en azından. 30 sayfa falan kaldı onu yarın okur bitirir, genel bir yorum girerim.

edit: sonunda bitti. 2 günde bitirdim, başta biraz sıkıcı olduğunu düşünsem de kitap sonradan açıldı. zaten jose saramago'nun üslubunu artık garipsemiyordum, hatta üslubu ayrıca sevdiğim bir özelliğiydi. o yüzden kitabı anlamak zor olmadı.

kitap yağmurlu bir seçim gününde sandık başkanının görevli olduğu sandık başına gitmesiyle başlıyor. öylesine çok yağmur yağıyor ki oy kullanmaya gelen giden olmuyor. son saatlerde ise yağmur dinince müthiş kuyruklar oluşmaya başlıyor. buraya kadar aslında her şey normal. oy verme işlemi bitince kopuyor kıyamet. oy kullananların %70'inden fazlası geçersiz oy kullanıyor, beyaz pusula, boş pusula...
bunun nedenleri araştırılıyor, bunun sonuçları inceleniyor. halka bizle taşak geçiyorlar diye ceza verilmek de isteniyor, yalan makinesine sokularak kimin boş oy attığı bulunmaya da çalışılıyor. yapmadıkları kalmıyor yani. halk da kuzu gibi durmuyor tabi, halkın da kendine göre gördüğüxd şeyler var.

güzel kitap efendiler. jose saramago'nun tüm kitaplarını 2020 yılına kadar bitirmeyi hedefliyorum. bu da bir adımdı işte. sonraki kitaplarında görüşmek üzere.