entelektüel

6 /
badbaris badbaris
entelektüel etimolojik olarak kendine dönük bilgi arayan anlamındadır. yani entelektüel bir başkası için değil kendi doğal merak duygusu üzere araştırır
marimbakordu marimbakordu
değerli sanat birikimleri olan kişilere yakıştırılan sıfat.
entelektüel olmak, derin olmayı gerektirir. fakat her dibi gözükmeyen de derin değildir.
mr chavez mr chavez
entelektüeller sınıfsızdır. tabiki gerçek entelektüeller. çok okuması, güzel konuşması veya iyi bir mevkide bulunması o insanı entelektüel yapmaz. entelektüeller zayıfın yanında olmak zorundadırlar,güçsüzün,ezilenin,kölenin. aynı zamanda evrensel olmalıdır,dünyanın herhangi bir yerinde olan duruma ulusunun çıkarlarına uygun düşse dahi karşı çıkabilmeli,bu durumu eleştirebilmelidir. i̇şte bu yüzden sınıfsızdırlar.
çünkü halk entelektüelleri dinlemez,kolay olanı tercih eder ve iktidarın,zenginlerin propogandasını dinler. fakir kesim, alt tabaka, köle siz ne dersiniz bilmem ama ben halk diyeceğim arasına almaz entelektüeli,kimi ülkede terörist olur, kimi ülkede bozguncu olur, kimi ülkede gangster olur entelektüel, ama damgalanır ve sonunda, öldürülür,hapse atıklır işkence edilir falan filan.

zengin, üst tabaka, yönetici artık siz ne dersiniz bilmiyorum ama benim iktidar dediğim kesimse kabullenmez entelektüeli, ya kendi safına çekmeye çalışır, ya da yok etmeye. çünkü kurduğu düzeni entelektüel bozabilir sadece ve bütün devrimlerin arkasında entelektüeller vardır.
i̇şte en çok sınıfsızdır bu yüzden gerçek entelektüeller.
atomheart mother atomheart mother
paradigmanın iflası'nda şöyle bir tanımı olan şey: "her sınıflı toplumda iktidardaki sınıflar sömürüyü gizlemek, sömürü ve baskıyı meşrulaştırmak, mevcut düzenin değişmezliğini kabullendirmek amacıyla "efsaneler", "hurafeler" üretirler. kurulu düzenin devamı, ideolojik bulanıklığın sürdürülmesine, hurafelerin egemen kılınmasına bağlıdır, işte entellektüel, egemen olan sınıfların gizli kalmasını istediklerini açığa çıkarmaya çalışan, gerçeğin saptırılmış (reifiye) bir versiyonunu kabullenmeye razı olmayan, iktidarlardakilerin empoze etmekten çıkarı olduğu "bir toplumsal değerler sistemi"ne başkaldıran, örneğin egemen ideolojiye, resmi tarihe karşı çıkarak, gerçekten yaşanmış olanla, yaşandığı varsayılan, gerçeğin çarpıtılmış ya da "resmi versiyonu" arasındaki uyumsuzluğu ortaya çıkarmayı kendine iş edinen kişidir... egemen olan sınıfların ve devletin her türlü politika ve uygulamalarını eleştirebilen, bu alanda hiçbir yasağa, tabuya, inkarcılığa itibar ermeyen, sorunları sadece ulusal planda değil, evrensel planda ele alıp kavramaya çalışan kişidir... ünlü fizikçi albert einstein, nükleer enerjinin askeri ve başka stratejik amaçlarla kullanılmasına karşı tavır aldığında, gerçek bir entellektüel tavrı sergilemiş oluyordu. onu, aynı tavrı göstermeyen meslektaşlarından ayıran ve entellektüel yapan, başta söylediğimiz gibi sahip olduğu "bilimsel bilgi" değil, toplumsal, insani, evrensel sorunlar karşısında aldığı tavırdır. i̇şte, bu yüzden jean paul sartre, "atom fizikçisi nükleer denemelere karşı bildiriyi imzaladığında entellektüeldir" derken, bu ayrımı ifade etmek istemiştir. nitekim, sartre, russell, diderot, emile zola ve başkaları bilgili oldukları için entellektüel sayılmıyorlar dı. sosyolojik aydın tanımına girenlerle ortak yanları "bilgili" olmaları olsa da, onları asıl entellektüel yapan insani sorunlar, evrensel sorunlar karşısında aldıkları tavır,devlete karşı tutumlarıdır."
1
mistik penguen mistik penguen
nedense yanlış olmasına rağmen çift l ile telaffuzu daha çok yaygındır ülkemde. ne deniyordu böyle durumlara. galat-ı meşhur mu. her neyse, aşağıdaki anlatımda bir öğrenci ile profesör hocası arasında geçen diyalogta tanıma dair birşeyler bulunan sıfat.

*

üniversitenin son günleriydi. okulda en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.

bana, " ne olmak istiyorsun? " dedi.

" entelektüel olmak istiyorum." dedim.

" senden entelektüel olmaz" dedi.

çok şaşırmıştım.

biraz duraksadıktan sonra kırgın ve alıngan bir ses tonuyla;

" dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30 kişi bile dersinize girmiyor. şu gördüğünüz okulda en çok okuyan öğrenci benim. 1 tek kişi daha gösterebilir misiniz benim gibi okuyan, araştıran ve sizinle sınıfın ortasında yeri gelince sert tartışmalara giren? " dedim.

ciddi bir ifadeyle tekrar;

" senden entelektüel olmaz." dedi.

i̇yice hiddetlenmiştim.

" i̇yi benden olmasın, doçentlik tezlerine bile kaynak hazırladığım, konular önerdiğim şu gördüğünüz hocalarımızdan olsun! "dedim.

profesör, gülümseyerek geriye yaslandı. uzun uzun baktı. ben hocanın en gözde öğrencisi olduğumu ve bu konuda tam aksi şeyler söyleyeceğini tahmin ediyordum.

i̇çimden, " hoca'ya bak lan neler diyor! " diye geçiriyordum.

" bak evladım." dedi.

" senden çok iyi bir araştırmacı yazar olur. ama entellektüel olmaz . nedenine gelince, sana entellektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi " niçin olmaz? " diye sormadın, aksine bir köylü gibi kızdın, alındın ve hiddetlendin." dedi.

hocayı dinliyordum dikkatle bir yandan da ruh halimden kurtulup, ne söylediğini anlamaya çalışıyordum.

" yazarlık bilgi işidir. entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. ben çok okuyan bir adamım. ama entelektüel değilim. hayata senin tepkilerini veriyorum. oğlum da çok okuyan birisi. o da yetmez. ancak entelektüel olmaya ondan sonra gelecek nesillerle başlanır. "

hocanın söyledikleri kafama çakılmıştı.

" şu okulun önüne bak. hepsi son model araba dolu ve hepsi hocalara ait. her iki sene de bir de model yenilerler. gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? niçin bu şekilde yaşıyorlar. çünkü o yüksek ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ve diplomaları ne kadar yüksek olursa olsun, ruhlarındaki insan bir feodal köylü. güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez" dedi. (i̇ktibas)
purge me purge me
"kanadı derviş tarafından kırılan kuş'a,
hz.süleyman sorar, neden kaçmadın?
*
kuş; dervişlik hırkası giymişti, zarar vermez diye kaçmadım.
hz. süleyman, kısas ile dervişin kolunun kırılmasına karar verir.
*
kuş itiraz eder.
kolunu kırmayın hırkasını çıkartın!
onunla kandırıyor"

yukarıda copy-paste yaptığım, anonim hale gelen meşhur derviş-kuş hikayesindeki dervişlik hırkası çıkarılan derviş gibidir günümüzde bu etiketi taşıdığını söyleyenlerin yüzde 90'ı. onunla kandırıyorlar zır cahil ve kanmaya hazır kitleleri.

bir kere entelektüel kişi kendisini misyoner, lider, kanaat önderi gibi görmeyecek arkadaş. bu nedir allasen? bıktık bundan. iki kitap okuyan çıkıyor ekranlara ve karşıt argümanlarca kolayca alt edilen, dar bakış açısından çıkardığı fikirlerini ölümüne savunurken çaçaron sulukule karısına dönüyor. şekilli sakal ve fular ile alınacak bir sıfat değil ki bu meret. akp'nin, "1500 tane üniversiye açalım, bizim şakirtlerden seçmece alıp akademisyen yaparız" politikasından sonra iyice ayağa düştü bu kavram.

entelektüel kişi fikirlerini kitlelere empoze etme zorunluluğu hissetmeyecek öncelikle. bilgiyi yorumlayan aktarıcı bir silüet olmalı o. kendi jargonu ile anlatan tatlı bir anlatıcı olmalı o. çıkıyorlar ekrana, tek kabul gören çalışması yok alanında, bilgi sınırlı, görüş güdümlü, ilk üzerine gidildiğinde "kes lan satılmış köpek" diyip ağlıyor canlı yayında, ama adı entelektüel. bırakın şunları. kıçım bile daha enteldir. "das kapital okudum olm ben" dediğimiz dönemlerde daha genişti vizyonumuz.
3
harmonai harmonai
çoğu zaman kavram kargaşasına kurban olduğunu düşündüğüm kavramdır. en basit tanımı; kendi dünyasının dışındaki şeyleri de merak eden, araştıran, öğrenen, sorgulayan kişidir. eskiden halkın sorgulamayı bırakın yiyecek ekmek bulamadığı dönemlerde sadece aristokratların mal varlığı gibi soydan soya aktarıldığı düşünülürdü. günümüzde entelektüellik zehirlenmiş bir kavramdır; çünkü bilgiye erişim kolay olmakla birlikte hazmetmek hâlâ aynı derecede zordur. bu yüzden de çağımızda ezber entelektüeller türedi. peki nedir bu ezber entelektüellik derseniz; bilgi sahibi olduğu her şeyi dimağında sorgulamadan, olduğu gibi aktarmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir kitleden ötesi değildir. entelektüel insan toplumlara ve insanlara analitik bakar. fikirleri ve insanları küçümsemek yerine özümseyerek üretir, değişir. hiç bitmeyen bir öğrenme sürecinde hep niçinin peşine düşmektir. en önemlisi de entelektüel kişilerin her konuda uzman olduğu yanılgısıdır. bir kişi bir konuda uzmanlaşmış ve birçok konuda da vasat denilecek derecede bilgi sahibi olabilir. unutmamak lazım ki öğrenmek son nefese kadar devam eden bir süreçtir.
6 /