enver paşa

14 /
mhe mhe
hayatında iki kırılma anı vardır. kişisel egosu askerlik yeteneklerinin önüne geçmiştir. öyle ki kurmay zekası olan biri için sarıkamış ısrarı bu egonun en yalın ve çarpıcı haliydi.

en büyük rekabeti ise prens sabahattin ve mustafa kemal ile yaşadığıdır. birincisini kolayca hiç etmiştir. 1908 öyle uzak diyarlardan avrupa libertaryan gevezeliğe müsaade edilecek bir tarihsel dönemeç değildir. prens çabuk pes etti.
mustafa kemal ise balkan kadroların güvenini hep yanında hissetti. doğru zamanda doğru ve akılcı işlere imza attı. müthiş bir soğukkanlılık var bu rekabette. enver gibi aceleci davransa idi, makedon dağlarında çete kurşunu ile hayata veda edebilirdi.
bu enver'in öncesi; yani acısı ve tatlısı ile kendi köyünde belli bir emeğin karşılığını alması meselesinden başka bir şey değildir.

defalarca belirttiğim gibi, enver'in ipini zinovyev çekmişti. doğu halkları konferansında ittihat'ın ana kadroları ve irili-ufaklı diğer ekipleri arasındaki rekabeti, yılların sürgün komünisti mustafa suphi kazanınca, enver kendini orta asya'nın geniş bozkırlarında turancılık yaparken buldu.
enver bu idi. belki izin verilse kızıl olacaktı, ama ne gereği vardı. enver'in olmadığı bir kavga dünya meselesi değil idi. muhtemelen genç bir türki-bolşevik atlı askerin dipçik darbeleri ile hayatına son verildi.
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
son derece zeki ve paydaşları hatta düşmanları nezdinde bile saygı ile anılan büyük bir lider ve askerdir."askeri başarısı yoktur" demek tarih cehaletidir.hatta sefalettir.

hakkındaki iddiaların çoğu da bizdeki dul karı tarihçiliği ve harem gulguleciliği edebiyatı ile muhkem ve bolşevik salaklığı ile örülü safsatalardan ileri gelir.bu salaklık o boyuttadır ki mustafa suphi gibi vatan haini asker kaçağı bir sikindirik üsteğmenle,koca harbiye nazırını bir tutar rakip yapar.

mustafa kemal'le kıyası da abestir.istedikleri ve alabildikleri arasında dağlar kadar fark olan bu iki tarihi şahsiyeti kıyas etmenin elma ile armutu kıyas etmekten hiçbir farkı yoktur.enver yaralı imparatorluğu bütün varlığıyla son bir ayağa kalkma savaşına sokarak,masaya kazanan olarak oturmayı hedeflemiş,mustafa kemal iste bu imparatorluğun artık kurtarılamayacağı gerçeğini kabullenip misak-ı milli sınırları dahilinde yeni bir vatanda tutunmayı hedeflemiştir.fakat biraz mustafa kemal'in öngörü avantajı biraz da talihsizlik boyutuna varan müttefik salaklığı ile yüzleşerek enver kaybeden mustafa kemal kazanan olarak tarihe geçmiştir.

ittihatçılar devletin durumunu oldukça iyi bilmekteydiler.birincisi dünya savaşı'na girmemek gibi bir lüksleri yoktu.bu kadro savaşın katılımcıları ruslar,avusturyalılar,italyanlar ve bulgarlarla bizzat harp etmişlerdi.ingilizlere ve fransızlara da kendi elleriyle toprak vermişlerdi.ve bunların savaş sonrası mönülerinde devletlerinin ana yemek olduğunun bilincindeydiler.yani savaşa dahil olunmadığı takdirde hangi taraf kazanırsa kazansın osmanlı kaybedecekti.enver ve ekibi iki tarafla da münasebete girseler de tannenberg'teki rus bozgunu sonrası seçecekleri tarafın da ittifak devletleri olması kesinleşti.tannenberg rusya'nın akıbeti ile ilgili endişeye düşen ingiliz hükümetini çar'la arasını iyi tutmak adına osmanlı'dan uzak tutmaya itmişti.öte yandan itilaf kurmaylarında bile doğu cephesi'ni neredeyse alman avusturya ittifakının hanesine yazılmış intibaı uyandırmıştı.dolayısıyla enver savaşta önündeki tek seçeneğe göre planını yapmak zorundaydı.buna göre plan kanal üzerinde kurabildiği kadar baskı kurarak itilaf devletlerinin kıta avrupasındaki ikmalini kesmek ve okyanusta alman u botlarının insafına bıraktırmak,ve hızlı bir hücumla çökmeye başlamış rusları tamamen savaş dışına iterek avusturya'yı italya'ya yöneltmekti.iran-ingiliz petrol şirketi'nin hürmüz kanalıyla hindistan ve uzakdoğu'daki sömürgelerin yakıt deposunu da patlatarak ingilizler ve fransızları ikmalsiz vaziyette kıta avrupasında almanların kucağına oturtacaktı.

fakat enver'in etrafında o kadar fazla gerizekalı vardı ki.bu planların hiçbiri gerçekleşemedi.

birincisi ikinci abdülhamittir.33 sene boyunca sırf ittihatçı subaylar yoğun diye donanmayı çürütmüş,ittihatçıların meşhur donanmayı ihya cemiyeti ile halktan para toplayarak güç bela muasır bir donanma yaratma faaliyetinin içine limon sıkmıştır.seçtiği düşmanların tamamı denizci devlet statüsündeyken osmanlı neredeyse donanması olmadan savaşa girmiştir.üstelik varolan gemiler de abdülhamit'in getirttiği yabancı teknisyenlerce ırzına geçilmiş vaziyette limanlarından bile kıpırdayamamıştır.

ikincisi conrad von hotzendorf dangalağıdır.avusturya macaristan genelkurmay başkanı olan ve sonunda ne kadar dangalak olduğu avusturya halkınca da anlaşılıp 1917'de görevden sürülene kadar dönemin en güçlü kara orduları arasında kabul edilen bir orduyu piç etmiştir.öyle ki alman genelkurmayı'nın,enver'in ve bulgarlar'ın telkinlerinin tam zıddı olacak şekilde askerlerini kıyma makinası şeklinde cereyan eden alpler bölgesi'nde taarruz,kabak gibi açılmış doğu cephesinde de savunmada tutarak hem 170 milyonluk rusya'yı savaşta tutmuş,doğu prusya'ya rusların iki kez saldırabilmesini dolayısıyla almanlar'ın schlieffen planı'nı uygulayamamasına ve fransa'yı çökertememelerine,hem savaşta gönülsüz durumda olan ve müttefikleri ile araları açılmaya başlayan italyanlar'ı safta tutmuş,hem alman gücünü italya'nın kuzeyinde ve fransa'nın güneydoğusunda yeni cephelerle uğraşmaya mahkum etmiş hem de osmanlı ve bulgaristan'a gram fayda gösterememiştir.bu sayede savaşın en ciddi 2.aktörü kendi cephesinde sıkışıp figüran haline gelmiştir.

üçüncüsü de daha sonra hollanda'da bir akıl hastahanesine yatırılacak olan alman imparatoru 2.wilhelm ve onun sadık gerzeği erich von falkenhein gibi ona sadık bir takım gerzektir.bu gerzekler bismark ve asları'nın şiir gibi yapıp nakış gibi işlediği askeri ve diplomatik planların içine ettikleri gibi savaş esnasında yaptıkları aptalca işlerle hem ülkelerini mahvetmiş hem de enver'i çıldırtmışlardır.1914'ten sonra bu dangalak bismarck reformları ve peş peşe elde edilen zaferlerle avrupa'nın en eğitimli ve en tecrübeli ordusunu hem moeltke ve bismarck taraftarı aslarını küstürerek ya da görevden alarak,hem savaş öncesi planların dışında olağanüstü gerzekçe anlık planlara mahkum ederek hem de misalen kress von kressenstein ve falkheim gibi sonradan atandığı osmanlı ordusunda mustafa kemal enver de dahil müttefiklerini hem çıldırtıp hem de ezdirerek mahvetmişlerdir.

gelelim enver'in elindeki mevcut imkan ve olanaklara:
osmanlı'nın savaşta silah altına alabildiği asker sayısı 2 milyon 200 bin civarında.rus ordusu'nun asker sayısı 12 milyon.ingiliz ordusu'nun asker sayısı ise 9 milyon civarında.bizdeki çoğu salağın "iman gücü" diye zırvaladıkları kalite eksiğini kuantiteyle yani miktar fazlasıyla kapatabilme olanağı olan bir ordu değil bir kere.üstelik 1.5 milyon ermeni ve 2 milyon civarında arap da isyan halinde.bunlar iki kritik cephe hattının da gerisinde ve doğrudan ikmal hatlarına yıpratıcı savaş kabiliyeti olan mobil ve yerel tedarikli birlikler.sovyet kızılordusu'nun bütün mevcuduyla afganistan'da yarrağı yediği düşünülürse bu tip bir savaş potansiyelinin nereye denk düştüğü anlaşılabilir.

ordudaki toplam top sayısı 1860'lardan kalma rus ve avusturya'lılardan ele geçirilmiş sahra topları ve italyan batıklarından sökülüp temizlenen toplar bile kullanıma sokulmasına rağmen 1500 civarında.bunların da yalnız 500 kadarı mobil top.sırf tannenberg'te rusların kaybettiği mobil top sayısı 400,verdun'da ise almanlar'ın taarruzda ateşlediği top sayısı 1300.

abdülhamit dangalağı'nın hışmına uğramış donanma savaştan önce zaten ayvayı yemiş durumda.çalışır vaziyette 6 gemi var.ve hiçbiri ağır gemi değil.ingilizlerin sahil güvenlik teknesi olarak kullanmayacağı gemiler var aralarında.ittihatçıların gayreti ve donanma-i osmani muavenet-i milliye cemiyeti'nin fedakar katkıları ile sipariş edilen 6 gemiye de ingilizler tarafından balkan savaşlarında yunan donanması ebemizi siksin diye el konmuş.siyasi deha abdülhamit de bu gemiler yarın babıaliyi bombalar korkusuyla üstüne düşmemiş.drednot sınıfı ağır gemimiz yok savaş boyunca da hiç olmuyor.savaş krüvazörü yalnızca 1 tane var.o da savaş başında donanmaya dahil edilen meşhur goeben.daha hafif sınıf savaş gemisi de 1 tane sadece o da meşhur midilli.yine savaş başında ayak üstü donanmaya dahil edilmiş.

ordunun kruvazör sayısı iki.mecidiye ve yadigarı milliye.iki tane de alman yardımıyla turgut reis ve barbaros hayreddin geliyor.etti 4.

meşhur nusret mayın gemisi de dahil geriye 8 gemi kalıyor.4'ü sahil güvenlik teknesi ve 1'i sonradan silahlandırılmış bir çıkartma gemisi.1 tane de de denizaltımız var.fransız emeraude sınıfı.müstecip onbaşı.

üstelik bu gemilerin tahrip olması durumunda tamir edilebilecekleri bir tersane yok.abdülhamit dangalağı yüzünden henüz yetişmiş denizci yok.gelen almanlar da hayatlarında karadenizi ilk kez görmüş.akdeniz'i de gemilerin teslimi sırasında geçmiş kişiler.bu da zaten sınırlı olan ve yerine konamayan donanmagücünün trajikomik şekilde sevk ve idare hatası yüzünden savaşta sıfır etki görmesine neden oluyor.mesela az evvel tek denizaltı diye gururla söylediğimiz müstecip onbaşı müttefik donanmasının orta yerinde yanlış hesapla su yüzüne çıkıp fransızlar tarafından el konuyor.ismi "turkuaz" olarak değiştirilip tamir edilip bize karşı yine kullanılıyor.goeben kırım açıklarında kendisinden hafif ve top sayısı bakımından çok daha zayıf istavfi tarafından karadeniz havarisinin kahkaha atacağı şekilde "aniden bastıran sis ve yağış"(karadenizde olması ne kadar tuhaf?!) yüzünden aldığı 3 isabetle tahrip ediliyor.ve bir daha kullanılamıyor.

karşınızdaki sırf karadeniz rus donanmasının kendi imalatları iki drednotu 11 kruvazörü 9 denizaltısı torpido ve mayın temizleme unsurları var.işte meşhur sarıkamış harekatı sırasında bu donanma bizim ikmal gemilerimizi tarumar ediyor.eşlikçi 3 gemiye,top desteği almak için sahile yakın sularda yüzmelerine ve görüş mesafesini düşürmek için sonbaharda ve gece seyahat etmelerine rağmen.şimdi başta ismini zikrettiğimiz falkenhein ve wilhelm isimli salakların basra'da iran'la temasa geçtikleri için burayı bir osmanlı taarruzu ile almak yerine diplomasi ile ingiliz tarafını by pass edebileceklerine dair olağanüstü zekalarıyla vaad ettikleri denizaltı yardımını göndermeyip korumasız bıraktığını da ekleyelim.haliyle ordunun tüm ikmali kar araçları ve kayaklar gibi detaylar bile hesaplanmış şekilde yüklenmişken karadeniz sularına gömülüp sarıkamışta ordu yazlık kıyafet ve açlıkla boğuşmak zorunda kalıyor.

şimdi bütün bu imkanlar?! dahilinde enver'in askeri performansını değerlendirelim.

enver falkenhein'ın aceleciliği yüzünden ordusunu mobilize edemeden savaşa girip rus taarruzuna uğruyor.buna rağmen önce köprüköy'de rus ordusu'nu 64.000 kayıp verdirerek biçiyor.sonra sarıkamış'a kadar defahatle rus ordusunu püskürtüyor.bunun yanında taarruz sırasında çar'ın bizzat cepheye gelerek "çok parlak günler göreceksiniz." sözünü verdiği taneryan ve kızıl kansızların özür dilediği 120.000 kadar ermeni kansızının da köylere ikmal hatlarına ve gözcü gruplarına devamlı baskınlar düzenlediğini ekleyelim.falkenhein'ın aptallığına rağmen ordu sarıkamışı geçiyor.batum'daki bakır madenleri yakınında rus ordusu ciddi bir yenilgiye daha uğratılıyor.enver'in bu savaştaki taktiği bile aslında rus ordusunun stratejisine ne kadar iyi hazırlandığını görmek için yeter.sayı avantajı yüzünden hep geniş yerlere yayılmaya çalışan ve topçu bakımından üstün olan rus ordusunu korunaklı maden bölgesine çekip eziyor.kafkas orduları tükenince türkistan ordularını takviyeye getiriyor ruslar.bolşevik ihtilali'ni de lehine kullanıyor enver.asker kaçakları da dahil bazı salakları aralarına sızdırdığı kızılları beyaz orduya karşı kullanıyor.bayrak bile bastırıyor hatta.sonra böldüğü bu grupları ezerek hazar denizine kadar ilerliyor.1917'de ordu hazar denizi'ne kadar ulaşıyor.güneyde iran ve rusya arasında tampon işlevi gören azerbeycan'ı ve çevresini de alıyor.isyancı ermeniler'i özürlük hale getiriyor.baskın ve yağma hareketlerine son verdiği gibi istiklal savaşı'nda bile etkisini devam ettirecek güçlü ve müstahkem bir doğu ordusu oluşturuyor.odessa gibi önemli limanlara elindeki ağır aksak donanmayla ciddi hasar verip akıllıca tahkim ettiği ve mayınladığı deniz yollarıyla sayıca olağanüstü üstün rus donanmasına istanbul'a tek rus güllesi attırmadan savaş bitiriyor.bu imkanlarla mucizevi bir askeri başarıdır.hatta bunun hotzendorf gerizekalısı toplam mevcudu 4 milyona yakın avusturya-bulgar kuvvetleri'ni romanya üzerinden ukrayna'ya sürmek varken galiçya siperlerinde piç etmek yerine orduyu itsin diye kendi en seçkin birlikleri ile takviye edişinin başarıya ulaşmış olması halinde rusya'yı güneyde komple tarumar edeceğini de düşünerek değerlendirmek lazım.öyle bir başarı yani.

çanakkale'de neler yapıldığı herkesçe malum zaten.bu savaşta osmanlı kurmayı dünyaya makineli tüfek nasıl mevzilenir dersini veriyor bir kere.eldeki sınırlı sayıdaki mitralyöz ve mühimmat mükemmelen kullanılıyor.sonra anapalı ya da yavuz bahadıroğlu gibi sanrılı,pellenorlu sarıklılar filan içerikli tarih okumazsanız osmanlı sahil yerleşiminin ingilizleri kendi dikenli tellerine takılıp ölmeye zorlayacak kadar mükemmel yerleştirildiğini görürsünüz.çanakkale'de görev alan 5. ordu'nun terkip,harekat ve görev planlarının tamamı enver paşa tarafından yapılmıştır.liman von sanders sadece ordunun sevk ve idaresi ile görevlidir.yine sahil yerleşimleri,ikmal güzergahları ve ordunun yerleşim planı da enver paşa'ya aittir.

gelelim kanal cephesi'ne.savaş başında enver'in yöneldiği ana cephe doğu cephesiydi.osmanlı genelkurmayı mısır bölgesinde kat'i surette bir harekat düşünmüyor.bugünkü israil topraklarında yer alan beersheva bölgesinde kuvvetli tahkimatla ingiliz ordusu düşük yoğunluklu savaş ile yıpratılacak,halife'nin cihat çağrısı da yerel unsurlara ve kabile reislerine gönderilen 4 alman uçağından atılan namelerle ve yerel casuslarla örgütlenecek ve doğu cephesinden alınacak netice sonucunda oradan kaydırılacak birliklerle desteklenerek kanala taarruz edilecekti.fakat alman genelkurmayındaki wilhelm yanlısı gerizekalılar ve bizzat wilhelm fransa taarruzunun sekteye uğramasını küçümsedikleri fransız ordusunun tek başına başaramayacağı ölçüde bir şey olarak algılayıp bunu ingiliz yardımına bağladılar.falkenheim'ın hatıratının fransızca tercümesinde tercümeyi yapan fransız general neysel bu durumla bir hayli dalga geçmiştir.nitekim alman tarihinin gördüğü en süzme orospu çocuklarından biri olan von kressenstein'i bir hücum emriyle osmanlı ordusuna atayıp harekata başlatmaya mecbur ettiler.bu kress von kressenstein öyle bir orospu çocuğudur ki ingiliz istilasını "son haçlı seferi" olarak niteleyen bir kitabı mevcuttur.cemal paşa'nın itirazlarına rağmen bu orospu çocuğu ingilizlerin kanal gerisinde inşa ettiği iki sıra raylı mitralyöz hattına kasaplık koyun gibi sürmüştür osmanlı ordusunu.bu kıyım hem lokal unsurların osmanlı'dan umudunu kesmesine hem de zaten sınırlı imkanlara sahip osmanlı ordusunun en önemli savaş gücünün kırılmasına neden oldu.enver paşa dağılan kuvvetlerini bir de arap isyanı altında toparlayana kadar alman genelkurmayı ile papaz olmuş ve atanan iki gerzeğe de hak ettikleri şekilde ana avrat sövmüştür.ama buna rağmen ingilizler sırf mısır'da 250.000 civarı asker bulundurmak zorunda kaldıkları gibi akdeniz donanmasının adriyatik tarafında avusturya donanmasını sıkıştırmasını ve dalmaçya limanlarını baskı altına almasını engellemiş,ingilizler'in taarruz hedefini fransa üzerinden alman hatlarına değil de çanakkale ve filistin kanalıyla osmanlı'ya yöneltmesini sağlamış ve zaten intihar niteliğinde bir askeri operasyona göre kesinlikle başarılı olmuştur.

ingilizler'in 220.000 civarında askerle başlattıkları filistin harekatı sekteye uğrayınca 480.000 kişilik ve aralarında norfolk ve burma taburları gibi en seçkin savaş gücünü içeren taburlarını buraya yönlendirmeleri sonraki gidişatı da şekillendirmiştir.toplam mevcudu zaten 600.000 dolaylarına inmiş durumda bulunan osmanlı ordusu yine bu orduyu zaten kazanmış olarak gören alman genelkurmayı'nın en azından verdirebildiğimiz kadar kayıp verdirelim mantığıyla saçma sapan bir stratejiyle düşmanı yıpratarak geri çekilmek yerine hep cephede kalıp kırılarak yok edilmişti.sonunda magiddo'da mustafa kemal'e eh dedirterek 15 günde 600 kilometre geri çekilinmese ingilizler ordunun tamamını kıracak noktaya gelmiştir.bir de o zamanlar da peygamberin halkı "kavm-i necip" filan diye anılan bu gün de filistin zırlaklarının üzüldüğü arap halkı ingilizleri çiçeklerle karşılarken osmanlı ordusunun hilal-i ahmer kollarına taarruz edip yaralılarını bile öldürüyordu.böyle bir cephede napoleon'un bile ikmalsiz ordusunu çıldırtıp atını yediği düşünülürse hiçbir askeri liderin yapacağı bir şey yoktur.burada görece başarısızlığı 8.ordu ve 4. ordu'yu liman von sanders'in tavsiyesiyle mevzi savaşında tutması ve geri bir noktada birleştirmemesidir.atatürk de kendisine bu sebeple "ahmak" diyecektir.

üstelik enver bu dönemde kardeşi nuri kıllıgil ve bir takım girişimciler vasıtası ile sıfırdan ağır aksak da olsa bir savaş endüstrisi kurmuştur.savaş başında 1860 yılından kalma hatta gemi batıklarından sökülme toplar kullanılırken savaş bitiminde 945 top,türk mavzeri olarak tabir edilen 740 bin civarında tüfek depolanmış durumdadır.

ayrıca bu sadece cihan harbi.enver paşa derne ve tobruk'ta osmanlı'nın ordu ve donanma gönderemediği sahralarda italyan ordusuna kan kusturmuş,balkan harbi'nde hem balkanlardaki türk nüfusunu kırılmaktan kurtarmış,hem büyüyen bulgar gücünü yok edip edirne,kırklareli ve dimetoka'yı geri almış bu vesileyle de edirne kahramanı ünvanı almıştır.

yine kızıl gerzeklerin başarısızlık zannettiği basmacı- korbaşı hareketi bir devlete karşı başlayan ve çoğu doğru düzgün silahlı bile olmayan düzensiz birliklerle girişilmiş bir harekettir.kızıl orospu çocuklarının hokand şehri'ne petrol püskürtüp halkı ile birlikte yakmaları neticesinde katliamdan sağ kurtulan şehrin polis kuvveti hüviyetindeki türkmen birliğinin lideri bir korbaşı tarafından başlatılmış bir öfke hareketidir.enver paşa ceditçiler,mirzacılar,yeni buharacılar gibi gruplara bölünmüş bu hareketi bir harp mektebi kurabilecek örgütlü bir gruba çevirmiş ve hatta istiklal harbine de doktor nazım vasıtası ile 33 kg altın yollamıştır.üstelik enver paşa bölgeye ilk gittiğinde buhara'da kendisini kızıl zannedenlerce tutuklanmış ve 3 ay tutuklu kalmıştır.yani zannedilenin aksine anadolu'daki bilinirliği değil kendi mahareti ile hareketin başına geçmiştir.4 şubat 1921'den 19 nisan 1922 ye kadar rus askerlerine özellikle dağlık bölgelerde kan kusturmuş sonunda 19 nisan 1022 de kızılordu barış görüşmesi talebinde bulunmuştur.bu esnada bahsi geçen kızıl orospu çocukları türkiye'de dahil olmak üzere tüm dünyada yerel halkın "korbaşı" dediği isyancılara "basmacı" yani "terörist" diye pompalamak ve uluslararası kamuoyundan yardım gelmesini engellemek uğraşı içindelerdi.yerel liderler de savaştan yıpranmış vaziyette olduklarından barış görüşmelerini reddeden enver'e tavır almış ve hatta henüz sovyet orduları ülkeden çıkmadığı ve enver de bu yüzden anlaşmayı reddettiği için onu sadık bir kaç korbaşı dışında yalnız bırakarak kendi aralarında çekişmeye başlamışlardır.bunu fırsata çeviren kızıl orospu çocukları umumi taarruzla enver'i sıkıştırıp bir makineli tüfek ateşi ile henüz 41 yaşında şehit etmişlerdir.fakat kendisinin öldürülmesi ve başlıca liderlerin dağıtılmasına rağmen enver'in örgütlediği bu hareket 1935'e kadar kızıl piçlere kan kusturmaya devam etmiştir.

şimdi bütün bunlar bir kenara hayatında postal bağlamamış,çay ocağı bile işletmemiş,bakkal bile kurmamış tiplerin enver paşa eleştirileri bittiyse dağılabilirsiniz.
14 /