erdoğan ın türkiyesi

sophones sophones
izlemeyin ucu bok bir yere çıkıyor.

fetö sempatizanlarının fetöyü övdüğü bir belgesel işte.

bir zamanların ayrılmaz sevgililerinin nefrete dönen aşk hikayesi. bizi ilgilendirmiyor.
sychtianarch sychtianarch
serbest piyasa ekonomisi ile islam arasında kalmış arafta bir ülke. adam faize karşı asdafffdasa. günümüz yaşantısı kredi ve güven üzerine kurulu. adam ülkede güven tahsis edemediği için ekonominin çarklarını döndüremiyor. yapamıyor, bilmiyor, beceremiy, iktidar olamıyor. zaten baştan beri refah ülkesinden kast ettikleri, islamın en katı biçimde yorumlandığı iran benzeri bir ülke olmak. gerçi toki faizi için helal fetva vermekten çekinmeyen yancıları da var, olsun. zaten gerçek islam öyle böyle değil.

asıl ironik ve trajikomik olan durum ise başta sermayedarların akepe ve erdoğan'a destek vermeş olması. şimdi servet dönüşümü tehdidi altındalar. bugün türkiye kendi iç barışını sağlayamamış, bölünmüş, iran'dan daha beter bir potansiyele sahip, bölgesel bir tehdit haline geldi. kendi düşen ağlamaz.

su testisi su yolunda kırılır.
azwepsa azwepsa
zavallı, mağdur fetöcülerin dramını ve çemkirmelerini aktaran belgesel bir yana, erdoğan'ın türkiyesi aslında bizim türkiyemizdir. "yok yok bizim değil, erdoğan'ın" diye kıvırmanın alemi yok. kendi yansımamızı görüyoruz onda.

akp iktidarı dönemindeki türkiye kendi içinde de dönemlere ayrılarak hafiflemesi gereken bir şey. ama özetle, tüm dönemin büyük kısmı için; merkez sağda, ekonomik liberal ve sosyal muhafazakar bir anlayışla yönetiliyor diyebiliriz. yani bir nevi popülizmin altın reçetesi. öte yandan özellikle oy oranlarının düşmesi ve merkez sağ - sağ arasında seçmen yığılması (iyi parti'nin hedef kitlesi) sebebiyle merkez sağ çizgisinden biraz kopardı. bunun yanında fetöcülerin şirket ve mallarına müdahaleler, merkez bankası ilişkileri ekonomik alanda liberallik konusunda şüphe ve tedirginlik yaratsa da aynen devam ediyor.

bunların dışında erdoğan'ın üstten konuşan, yer yer lümpen, karşıtlarına yönelik uzlaşmaz, yapıcı olmayan ve kapalı tavırlarını biliyoruz. yolsuzluk meselesi gündemden hiç inmiyor. farklı hayat tarzlarına olumsuz bakış hele... bir de güç kullanma durumu var. ha kibir meselesini de unutmayalım. ama bunlar "hep tayyip'in özellikleri" deyip de geçmeyin.

en basitinden sözlükteki girilere bir göz atın. hemen hepsinde benzer karakterler bulacaksınız. muhalifinden, yandaşına herkeste bir tahammülsüzlük, kibir, kabalık, terbiyesizlik... yolsuzluk ata sporumuz zaten. herkes her alanda kuralı nasıl esnetiriz, nasıl etrafından dolanırız hesabında. akraba kayıracak, yolsuzluk yapacak bir şey bile olmayan sözlükte bir kankacılık ortamı gidiyor. kankaları kayırıyoruz, işimize gelmeyen ve çekemediğimiz yazarlara linç yapmaya gayret ediyoruz. farklı görüşteki insanlara hukuki işlemlerle doğrudan muhatap olmamak umuduyla dolaylı dolaylı, isim vermeden küfrediyoruz. ama soran olursa da en temiz, en düzgün, en iyi de biziz...

"erdoğan'ın" türkiyesi falan diye kendimizi kandırmayalım ya da bahsedilen belgeseldeki gibi kendini aklamaya çalışan kaypak fetöcülere karışmayalım. oradaki adam "türkiye'nin tayyip'i". o türkiye de sizsiniz. bakın aynaya, bakın etrafınıza. her yer küçük tayyiplerle dolu. yandaşı da muhalifi de aynı. herkes tayyip olmuşken tayyip'ten şikayet eden insanın en başta kendi içindeki tayyipliği değiştirebilmesi lazım. yerine daha iyi bir şey koyabiliyorsanız ne ala. beceremiyorsunuz bari daha kötüsünü koymayın. bugün maalesef hem erdoğan'a yaranmak isteyenler hem de onu devirmek isteyenler kendi içindeki tayyip'i daha aşırı ve daha kötü haline evirerek buna başlıyorlar. elbette bu durum en tepeye de yansıyacaktır.

şunu da eklemek lazım: hepimiz erdoğan'a ya da bir başkasına baktığımızda ilk anda farklı kusurlarını farkediyoruz. bu konuda çemkirdiğimizde bir kısım insan "asıl sen kendine bak! sen öylesin asıl" diyor. onlara dönüp baktığımızda da şaşırıyoruz. "erdoğan'ın falan özelliğini eleştirmeme, memleketin en falan adamları bana falan diyerek karşılık veriyor". aslında hepiniz haklısınız. o kusur erdoğan'da da onu eleştirinde de onu eleştirmeni eleştirinde de var. hepiniz aynı dertten muzdarip olduğunuz için o derdi bir bakışta tanıyorsunuz. kişi kendinden bilir işi. hepiniz haklısınız.