ergenekon operasyonu

1 /
mustafamacit mustafamacit
yayın yasağı getirilen operasyon. geçen temmuz ayında istanbul ümraniyede bir gecekonduda çok miktarda silah ve el bombasının ele geçirilmesinden sonra operasyon genişlemiş. bugün(22 ocak 2008) bu operasyonun devamı niteliğinde aralarında çok yakından tanıdığımız isimler de dahil 60 kişi gözaltına alınmıştır. sorguları sürmekteymiş.

her ne kadar çok adil bi yargılama süreci yaşanacağından ümitli olamasak da, bu işin bu kadar sansasyonel olması en azından birilerini uyandırır. ülkede hala biraz da olsa hukuk var demektir.

içimden bi ses bu işin ucunun hrant dink cinayetine kadar uzayacağını söylüyor. bu giri edite gebedir.

edit: tutuklanan sayısının 60 olduğundan emin değilim. yanlış bilgi olabilir.
just call me daydreamer just call me daydreamer
yayın yasağı getirilen operasyondur.

kamu vicdanında mahkum etmeyle başladı. şahıslar serbest kalıp, aklansa dahi hukuğun üstünlüğünü kimse önemsemeyecek.

diğer taraftan vatandaşın takdirinin hediyesi kırmızı plakalı aracın uyuşturucu ticaretinde kullanıldığı bizzat emniyet müdürü ve içişleri bakanınca açıklanıyor. çok net ve kesin bir ifadeyle ellerinde kesin ve kati deliller ve telefon görüşmesi kayıtları olduğu açıklanıyor. değil göz altı, bilgisine başvurmak üzere davet bile mevzubahis değil. dokunulmazlık zırhlarına dair gerekli açılımlarsa hak getire.
baharda geldim baharda geldim
birileri yakalanır, birileri salını verir ve birileri tekrar doğar. bugüne kadar yaşadıklarımız, gördüklerimiz bu değil mi? halk olarak biz bile bu kişilere aşina olduk. hangi taşı kaldırsan altından çıkan isimler. emniyet nihayet uyandı, sırayla tutuklamalar başladı. emir verenler, kullandıranlar birbir açığa çıkacak. ama önemli olan birkaç gün sonra, ifadelerinden sonra, bunların yarısından fazlasının serbest kalacağı olması. hep böyle olmadı mı? dileğim bu değil tabiki. yüce yargıya güvenmemiz şart. dinler bile bu işin içine girdikten sonra işin ciddiyeti biraz daha fazla önemseniyor gibi. yeraltı artık yeryüzüne çıkmak zorunda. canımız pamuk iplğine bağlı kalmamalı. yasalar herkese bir olmalı ve böyle işlemeli. umudumu yitirmek istemiyorum. daha fazla demokrasi adına, kalemini tutan, düşüncelerini ortaya koyan canlar yok olmasın adına, suçluların ortaya çıkmasından yanayım.
kornish kornish
akp'nin kürt sorunu çözümünde taviz verme yöntemine gideceğine, hatta ve hatta uzun dönemde ülkede parlamenter rejimden ziyade federal rejime kayacağına dalalettir.

böyle bir komplo teorisi ürettiğimizi farz edelim. bu teoriye karşı en radikal eylemleri yapacak, en şiddetle karşı çıkacaklar kimlerdir? evet, bu vatansever çeteler. bunlardan bu aşamada kurtulunursa, ileride pek sorun çıkaramayacakları da aşikardır.

sonuçta komplo teorisidir, kaynak da kıçımdir, ama kim bilir belki de doğrudur...
sindarin sindarin
haberlerde söylediğine göre bir müddet kayıt dışı sohbetler edilmiş sahıslarla.neden kayıt dışı tutuluyor bilinmez(!) tabi ki bir de üstüne yayın yasağı koydular ekmeğimizi suyuna banar banar yeriz artık.ayrıca haberlerde süregelen türban tartışmasının bir erken seçim hamlesi olabileceğine dair söylemler de vardı keza bu operasyon da aynı yolun yolcusu olabilir.memlekette hiçbir zaman bir çete çökertilmemiştir.olsa olsa çeteciktir onlar ve onlar da yol yordam bilmeden onun bunun pastadaki payına saldırmıştır ondan çökertilir.büyük patronu rahatsız etmiştir yani...

yargıya güvenmek de güzel bir hayal ama önceki örnekleri düşündüğümüzde yine umutsuzluğa kapılıyoruz.neyse umarım yine bir gündem değiştirme maddesi değildir bu operasyon da biraz huzurlu yaşayabiliriz.
meramise meramise
ana muhalefet partisi chp tarafından yapılan bir açıklama silsilesiyle birlikte, chp'nin kendisi tarafından geliştirilen ve tarafımca her an ve saniye şaşkınlıkla yeniden keşfedilen tazecik "neo- muhalefet" -külliyen uydurma bir akım olup uydurma faaliyeti tarafımca yerine getirilmiştir- modelinin bir örneğini daha görmeme ve tekrar hayretlere garkolmama neden olan hadisedir.

ortada, temeli belli ki hrant dink suikastine kadar uzanan bir oluşum vardır (bu uzanma mevzuu, kişisel kanaatimdir). bu oluşum epeydir dikkat çekmekte iken ve hükümet ve emniyet birimleri bu oluşumu farketmişken ve bir şekilde bu duruma müdahale edilmişken, yapılması gereken, bu operasyonun dayanakları, amaç ve faaliyetleri saptanana kadar susmaktır. "muhalefet" edilecekse de, hükümet açısından varsa eğer bir hata, yanılgı, bu yanılgı ortaya çıkana kadar en azından, yıkıcı eleştiride bulunmamak, bence, gereklidir. zira artık faaliyet, bir yerde hükümetin denetiminden çıkmıştır ve artık iş emniyet'in alanına girmiştir.

amacı ne olursa olsun, burda "olası bir suç örgütünün üzerine gitmek" vardır ve kamu güvenliği gereği, operasyon, nedeni ne olursa olsun, yapılması gerekendir.

fakat, "neo- muhalefet" akımı gereği, ana muhalefet partisi chp yapması gerekeni yapmış, anında ve hiç düşünmeden, sözkonusu operasyonun mevcut türban tartışmalarını örtbas etmek için akp'ce düzenlenen bir nevi "perde operasyon" olduğunu iddia ve ilan etmiştir.

operasyonun gerekçesi nedir bilinmez.

ancak burada, eleştirilmesi gereken bir şey olduğu kanısındayım. "muhalefet etmiş olmak için muhalefet etmek" şeklinde özetlenebilecek "neo-muhalefet" modelinde, "öküz altında buzağı aramak" deyimi tam anlamıyla karşılığını bulurken, anlamaktayızdır ki akp, "ağzıyla kuş tutsa" yaranamayacaktır.

akp'yi bir çok faaliyetinde eleştiren biri olarak, arada bir de olsa haklarını teslim etmek gerektiğini de hatırlatmak isterim. bir çok uygulamalarına karşı da olsam, bazı konularda bu güne kadar atılması dahi düşünülemeyecek adımları attıkları için, onları takdir de ediyorum. yani, sırf akp'ye oy vermedim diye -valla vermedim- , onlara muhalifim diye onları ölümüne eleştirme hakkını kendimde görmüyor, yeri geldiğinde bazı icraatlarını takdir etmek gerektiğini de savunuyorum.

bir küçük kavram açıklaması: muhalefet, iktidarın aksaklıklarını gidermek içindir ve muhalefet bir nevi "yönetilenin sesi" dir. sistemin işlerliği için, demokrasinin gerekleri korunmalıdır ve bu koruma işi, muhalefetin görevidir; muhalefetin kendisi bir görevdir.

diliyorum, gün gelecek, bu ülke muhalefet etmeyi de öğrenecektir.
radiance radiance
pek çok faşizan eylem ile birlikte ismi anılan kişileri yargı önünde görmek güzel olacak bu operasyon sayesinde.

her şey iyi güzel. ancak beni rahatsız eden bir detay var ki o da şöyle. yanlışım yoksa eğer atv haberlerinde olayla ilgili bazı şeylerin lansmanı idi.

"ulusalcı örgüt", "yakalanan ulusalcılar" vb. tanımlara bolca yer verildi. "ulusalcılık" sıfatına kasıtlı bir zarar verme güdüsü sezdim ben açıkçası.


bizim köyde ulusalcı denilince "atatürk milliyetçisi" diye anlaşılır bu. milletini üstün tutan gibi bir anlam çıkar.

ümmetçilik nasıl şeriatçılık ile teğet geçiyorsa ulusalcılık da atatürkçülük ile teğettir benim bildiğim.

atatürk' ün altı ilkesinden bir tanesi ulusçulukdur. haklı bir operasyon bu kadar çirkin ve kanımca amaçlı bir şekilde sunulamaz.
malina malina
hiçbir şekilde hakkanıyetli bir biçimde sonuçlanmayacağından emin olsam da, kerinçiz insanını, iki polisin arasında kafasını paltosunun içine saklamak için eğmiş bir şekilde gördüm ya...

ulan o bana yeter be!
maggid maggid
sanki böyle bu tutuklanan, gözaltına alınan adamlar/kadınlar aslında gözaltında falan değillermiş gibi, sanki böyle sorguya girip de sorgulayanlarla/ üst düzey bilmemnevekilleriyle oturup gülüşüp çay içip de bizim" vay be, sonunda birileri yargılanıyor demek ki, demek ki türkiye'de de güzel şeyler oluyormuş" diye rahatlamamıza bakıp, bizim bu halimize,hallerimize bakıp keh keh gülüp, bizimle dalga geçiyorlarmış gibi, sanki adı yine sadece"operasyon" olan bir "şey" gibi... kısaca hepsi yine dışarı salıverilecekmiş gibi, orta yerinde kesip "operasyon" u "tamam bu kadar bitti sorguladık,buyrun devam edin bombalara, öldürmeye, göstermeliklere" diyeceklermiş gibi... yani çünkü bu memlekette böyle şeyler olmaz ki, böyle esaslı, gerçek suçluların yargılandığı gerçek yargı süreçleri yaşanmaz ki, yada yaşanmazdı ki...eğer gerçekten böyleyse, gerçekten halimize bakıp gülmüyorlarsa, eğer gerçekten hesap veriyorlarsa yaptıklarıyla ilgili işte o zaman ben de adnan bostancıoğlu nun dediği gibi bütün söylediklerimi yerim... hem de seve seve...memnuniyetle...
(bkz:http://www.birgun.net/bolum-73-yazar-60.html
sipahi sipahi
uzun soluklu çalışmanın, içinde bulunduğumuz dönemdeki en önemli operasyonudur. belki bilen bilir, youtube meraklıları daha iyi bilebilir, başbakanın uğur dündar ile geçen yaz yaptığı röportajında çetelerin, 'derin devlet'in nerelere sızdığını sayarken; 'yargının içine sızmış' diyecekken 'yargının içine sıçmış' diyor, pek tabi kimileri ki özellikle şahsen tanık olduğum sözlük kitleleri ve sokaktaki ayyaştan bir farkı olduğuna inandığım gençler ve yetişkinler bu söze güldü geçti. o süreçte ülkenin yaygarayı şiar edinen azınlığı başbakanı, hükümeti topa tutuyordu, her köşede bir uzman, ülkenin ekonomisinden hukukuna her konuda güneş misali olanca çabasıyla ortalığı yakmaya ve kavurmaya çalışıyordu, kimilerini ise tehlikenin farkına vardırabilme merakı sarmıştı, o yüzden başbakanın bu sözleri bir kulaktan girdi diğerinden çıktı diyeceğim ama sanmıyorum ki kulaklara girmiş bile olsun.

bu yazının amacı bakın bu hükümet böyle güzel, şöyle güzel de demek değildir ancak gözardı edilen emeğe hakettiği değeri vermek gerek diye düşünüyorum. son genel seçimlerde bütün partiler değişik, tuhaf ve gerçeklikten yoksun icraat vaadleri sıralarken; şu anda iktidarda bulunan parti 'derin devleti bitireceğiz.' diyordu ve halktan destek istiyordu, bu vaadin de gerçekçiliği tartışılır ancak bu ve buna benzer operasyonlar bir nebze insanı tatmin etmeye yetiyor. ancak pek tabi bu vaadi de o zamanlar afacan uzmanlar iplemedi. iplemeyen iplemedi fakat bu hükümet her alanda kademe kademe bu amaç uğruna uğraş verdi, ha yanlışı olmadı mı? elbette olmuştur ancak ameller niyetlere göredir, bu mevzuuyu da ona göre irdelemekte fayda vardır. ilk iktidar olduklarından beri bu adamlar yargıdan, polisten, askerden, bürokrasiden bu 'derin' lekeyi çıkarmak için uğraş veriyorlar. sen ben gözardı edebiliriz, yemişim operasyonunu mantığını da güdebiliriz belki ama bu işin ucu çoktan dokunması gereken yerlere dokundu. en azından bu konuda yani 'derin devlet' konusunda ki ben buna 'derin pislik' demeyi daha uygun buluyorum; memleket daha sağlıklı, daha huzurlu yarınlara doğru yolalacak gibi duruyor.

iş bu operasyon ise her ne kadar devlet ayağı yok gibi gözükse de başlı başına 'derin devlet/pislik' operasyonudur. kısaca özet geçmek gerekirse bu memlekette yıllar yılı her kesim tutturduğu yerden kaymağı yiyordu, musluk kapma yarışı gibi; musluğu kapan, kaptırmamak için yatay ve dikey yayılmaya başlıyordu. bu sebepten dolayı, 'derin devlet/pislik' denen mefhumun tek bir kimliği yok, kimin gücü nerede yetiyorsa, orada güçlü oluyor, musluk akıtmaya devam ettiği müddetçe sorun da yoktu. bankalarda, uyuşturucuda, bin türlü kaçakçılıkta başrolü oynayan bürokratı, yargısı, askeri, polisiyle çeşmenin sahibi olan devlet gücüne göre herkese musluk temin ediyor ya da tam tersi gücüne göre herkes kendine musluk ediniyordu. ancak iki kez üstüste hiç beklenmedik bir şekilde ak parti iktidarı planları bozdu. hiç beklenmedik diyorum zira muslukçular pek de ihtimal vermiyorlardı. bu işin ucu ta cumhuriyet mitinglerine kadar gidiyor da şimdi oralara girmeyelim. bu beklenmedik ak parti iktidarlarıyla her muslukçu kendine yeni bir plan çizmeye başladı. bu operasyona da konu olan, şimdilerde belli ölçüde sorguya alınan faşist cephe diyebileceğimiz kesim ise belki de en aptal muslukçu zira en çok kullanılan ama her yeni durumda şamar oğlanına dönen bir tek bunlar var. güçleri belli ama çok göstermelik zaten o yüzden bu kadar geniş bir kitle bir hamleyle aynı anda içeri alınabiliyor. en zayıf halkadan gösteri başladı diye düşünüyorum.

botaş'ı, ergenekon'u, hatta antep'teki el kaide'si hepsi olması gereken operasyonlar, devamı gelecektir. umudum şemdinli'lere de el atılması yönünde ama her önüne gelen 'rejim tehlikede asker haklı' deyip pohpohlamaya devam ederse daha çok iktidar değişir daha çok musluk da akmaya devam eder.
one more cup of coffee one more cup of coffee
hakkında; çok yüzeysel bilgilerle çok derinden analizler yapılan bir operasyondur.
medyanın biz halkı ne kadar uyuttuğu ortada. bu yüzden medyada verilen bilgilere kanarak bu grup hakkında "çete" kelimesini kullanmayı henüz uygun bulmuyorum.
bizlere çete olarak lanse edilen bu oluşum bir çete değildir diyemiyorum henüz. ancak yukarıdaki yorumlara bakarak da üzülmüyor değilim. medyada "abdullah öcalan aslında türk dostuymuş" haberi çıksa anında buna kanıp yüzlerce kahramanvari yorumda bulunacak arkadaş olduğunu görüp üzülüyorum.
hayır bu oluşum bir çete olabilir, ancak bir generalin bir çok albay ve üst düzey subayın dahil olduğu grup gerçekten derin çete felan değildir gibime geliyor.
aklımda başka başka senaryolar var:
senaryo 1:
ergenekon; vatanın ayakta kalması için canını seve seve feda edecek şerefli beyinlerden oluşuyordu ve de ülkenin bütünlüğünü istemeyen bazı güçler bunları bize "çete"ymiş gibi lanse ederek bu çelikleşmiş grubu lağvettiler.
bu madde için kaynak kıçım ama dtp nin bu çetenin çökertilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etmesi bile benim kıllanmama yetti. çete(?) içerisinde kendini iyi yetiştirmiş üst düzey ve görevleri zamanında üstün hizmet vermiş bazu subayların olması da bu birinci senaryoyu destekliyor.
senaryo 2:
ergenekon; vatanın birliğini korumak için varmış gibi görünen ama asıl amacı bu statüyü kullanarak rant elde etmek olan bir gruptu. bir başka grubun rantıyla çatışınca üst düzeyde bir grupla (hükümet genel kurmay vs vs vs) menfii çatışmaya girince işleri bitirildi.
bu madde için de kaynak kıçımdır ancak yaşar paşa'nın bu olaylara sessiz (belki de destekçi? ) kalması bu senaryoyu destekliyor.
senaryo 3:
tamamen rant üzerine kurulmuş olan bu oluşumu akp çökertti. bu senaryo ne kadar mantıklı siz düşünün.

şimdi; bu gibi konularda elimizdeki tek veriler medyanın bize verdikleri iken lütfen olay alt katınızda oluyormuş gibi kendinizden emin olarak konuşup da insanları yanlış yönlendirmeyelim. medyadan öğrendiklerinizin yüzde birinin ancak doğruluğu kesindir. medya, topumun dikkatini farklı yönlere çekmekteki en etkili silahtır unutmayalım.
uzun süreler boyunca askeriyenin içerisinde bulundum bir subayın generallik seviyesine çıkana dek cidden çok zorlu süreç ve araştırmalaradan geçtiği, kılı kırk yararcasına incelendiği ve çok yüksek meziyetlere sahip olmadan paşalık verilmeyeceğini biliyorum.
not: gerçekten burada savunduklarıma karşı çıkanlar olabilir. sizlerden ve de yukarıda "pis ergenekon, vatan hainisiniz" diye giri yazanların her birinden yorum değil kanıt içeren birer adet açıklama gelirse bu giriye edit yapıp özürlerimi ileteceğim sizden.
fantaghiro fantaghiro
yıldırım türker'in bugünkü yazısında değindiği mesele.

"...veli küçük ve birkaç gibisinin tutuklanmasına bakıp büyük bir temizlik ve aklanma harekâtı vehmetmek hiç de mümkün görünmüyor.
12 yaşındaki uğur kaymaz'ı ayağında terliklerle kurşuna dizip suçsuz bulunanlar ortada gezerken, büyükanıt'ın 'iyi çocuğu' mutkili ali ve silah arkadaşları görevlerinin başındayken ergenekon operasyonu ile nasıl ferahlayalım? bu saydıklarım, ancak ayyuka çıkmış olanları. ama özellikle şemdinli olayları aydınlatılmadan kim bilir kaç tim oluşturabilecek görev başındaki vatanseverlerin varlığı nasıl unutulabilir?... "

(bkz: radikal )
1 /