erkeklik

1 /
hell guardian hell guardian
en hasını yakalamak için sadece bir malafattan fazlasını gerektiren gururdur.
duygusal olacak, güçlü oalcak, sert olacak mangal gibi olacak, olacak da olacak...(arkası yarın şimdilik geyiğiyle idare edin)
spanki spanki
ataerkil yapıdan iyi bir şekilde etkilenmiş otoriter erkek profili. erkeklik mertlik demektir. sözünde durmak demektir. sonsuzlukta bir gün sevdiğinin elini öldüresiye bırakmamak anlamına da gelir.
çıkmazsokak çıkmazsokak
yaratılışın hası, bütün canlıların en kralıdır, erkek olmak.çoğu varlıktan seni üstün kılan bir yaşamdır, erkeklik.zeka olsun, güç olsun ve bilimum yaşam faaliyetlerinde insana üstünlük sağlayan, cinsiyet grubuna verilen addır.
kısa winston softun son nefesi kısa winston softun son nefesi
zor zenaat.
takip ettiğim dizilerin bir müddet ara vermesi üzerine başladım belgesel izlemeye. vay anasını dedim, erkeklerin işi ne zormuş meğersem, erkeklik ne zor zenaatmış. bi baktım şimdi bi cennet kuşu var erkek, kendine alan açıyo yerde, etrafı temizliyo. sonra dans etmeye, kıç tarafında kanat gibi şeyleri birbirine vurup ses çıkarıyo, kanatları açıp hopluyo zıplıyo. bir adet dişi kuş geliyor, bekliyor, bakıyor ve uçup gidiyor.

sonra bir taşlı kayalıklı yerde baktım dağ keçileri öldüresiye saldırıyor birbirine, valla uçan boynuz atıyo bi tanesi. ne için peki? bir adet dişi belki verir diye. bu esnada bunlar tokuşurken aradan başka bi tanesi geliyo bunlara bi koyyo. meğersem lider erkekmiş, alıyo 4-5 tane dişiyi dere kenarına, yemeye içmeye yiyişmeye gidiyo. diğerleri sıvaz diycem, onu da yapamıyolar.

daha çok örneği var, hep böyle. bir adet dişi için kapışıp ters dönen kaplumbağalar mı dersin, kur alanı inşa eden balıklar mı dersin. belki bi denizatları farklıdır, daha onla ilgili bi belgesel izlemedik, bakacaz.

planet earth' ü izledim derseniz ki o kadar izledin bunu mu çıkardın. evet derim. bunu çıkardım, dünya güzel, erkeklik zor zenaat. he bak daha 5 bölüm izledim, bakalım daha ne erkek hayvanlar görecez bir dişi için zorluklara katlanan, mücadele eden, kaplumbağa misali ters dönen.
elfpolat elfpolat
anlaşılan olgu önce penise bakılması o yerindeyse bir takım sınava tabii tutularak sonrasında verilmesi.. sonuç olarak erkek tamam veya tırt gibi nesnelerin yakıştırılması
elastigirl elastigirl
çoğu kez toplumun kalıplaşmış köhne saçmalıklarının bekçisi olma rolünü giymeye zorlanmak demek olan zor iştir. ağlamak yasak , çok konuşmak yasak, sevgi gösterileri yasak, fazla kibarlık yasak, yardıma ihtiyacın olduğunu belli etmek , güçsüzlük yasak bir miktar şiddet , gerektiğinde savaş meydanlarında öldürülebilecek kadar silah bilgisi ,koydun mu oturtma gücü , ekonomik olarak kendine yetecek hatta mümkünse biraz da hava atacak yeterlilik ev araba güvence zorunlu.
belirsiz belirsiz
"... suddenly i realised that i should have to shoot the elephant after all. the people expected it of me and i had got to do it; i could feel their two thousand wills pressing me forward, irresistibly. and it was at that moment, as i stood there with the rifle in my hands, that i first grasped the hollowness, the futility of the white man's domain in the east. here was i, the white man with his gun, standing in front of the unarmed native crowd-seemingly the leading actor of the piece; but in reality i was only an absurd puppet pushed to and fro by the will of those... faces behind. i perceived in this moment that when the white man turns tyrant it is his own freedom that he destroys. he becomes a sort of hollow posing dummy, the conventionalized figure of sahib. for it is the condition of his rule that he shall spend his life in trying to impress the "natives", and so in every crises he has to do what the "natives" expect of him. he wears a mask and his face grows to fit it... a sahib has got to act like a sahib; he has got to appear resolute to know his own mind and do definite things. to come all that way, rifle in hand, with two thousand people marching at my heels, and then to trail feebly away, having done nothing-no, that was impossible.

the crowd would laugh at me. and my whole life, every white man's life in the east, was one long struggle not to be laughed at." george orwell
bohemyan bünye bohemyan bünye
- “korkmayan”, “incinmeyen”, “kaybetmeyen”, “terk edilmeyen”, “acımayan”, “yas tutmayan”, “çelikten sert”, “bıçaktan keskin”, kupkuru, yapayalnız, çaresiz erkeklik…
- sapasağlam, dimdik, çakı gibi delikanlı olunca çekici olabileceğini düşünen erkeklik…
- ağlattığı kadar ağlamayan, korkuttuğu kadar korkmayan erkeklik…
- ilk görüşte aşık olup ilk sorunda kafası karışan, ilişkiden soğuyan erkeklik…
- yaşamı boyunca kendisi olabilmenin dışında her şeyi olabilen erkeklik…
- tek taş yüzükle tüm sorunların çözüleceğine inanan erkeklik…
- “üşüdüm”ü duyduğunda yorganı getirmeyi çare sanan erkeklik…
- bir kadının gözünün içine baktığında ruhunu okurken 10 yıllık eşinin gözünün rengini okuyamayan erkeklik…
- sapına kadar erkek olmakla sap olmayı birbirine karıştıran erkeklik…
- romantik feminen olmak en büyük tabusu olan erkeklik…
- mangalda kül bırakmayan nam salmış cesaretini içindeki aynalara bakmakta gösteremeyen erkeklik…
- karizma sıvası dökülünce ahmak ıslatan yağmurlarda bile, hayal kırıklığıyla terk edilen erkeklik…
- bir kadını güldürdükçe onun olacağını sanan, 1 jeep, 2 villa, 40 kitap, 50 makaleyle güçlü olduğunu sanan erkeklik…
- yakın ilişki performansını onu yatakta ne kadar bağırttırdığıyla ölçen erkeklik…
- her türlü bilimsel etkinlikte bilim adamı olarak bilimsel kaygılarla bilimsel aşkı anlatıp düşürecek bilimsel olsun olmasın hiç fark etmez çıtırlar arayan erkeklik…
- aldatılmayı hep “yeni bir ten, tat, dokunuş, çekim”le anlayan erkeklik; ilgisizliğin, duyarsızlığın yarattığı öfkeyi göremeyen erkeklik…
- fener’in tüm maçlarına kombine bilet bulunca hayatın anlamını, mutluluğunu bulan erkeklik…
- eşinin mutsuzluğunu tınlamazken arda’nın transferiyle depresyona giren erkeklik…
- okeyde eline çift okey gelince kendine güveni, saygısı, erkekliği tavan yapan zavallı erkeklik…
- kadıköy’den anadolu kavağı’na bütün villalar onun olursa eğer “sevgiyi bulacağına” inanan erkeklik…
- cesaretinden aıds’i bile ürküten erkeklik…
- 14 şubatta üç kuruş paraya bir demet papatya almayı emperyalist oligarşinin oyunu sanan erkeklik…
- hayatı boyunca rüzgârdaki kum tanecikleri gibi oradan oraya savrulup giden çaresiz erkeklik…
- “çok yorgunsan gitmeyelim yemeğe”nin üzerine atlayan erkeklik…
- kur’ana el basıp üzerine yeminler ettiği “senin için, seninle, her durumda, her yere, sen yeter ki iste”den 3 gün sonra eser kalmayan erkeklik…
- “senin için her şeyi yaparım”ı dilinden düşürmeyip ilk çatışmada ortadan toz olan erkeklik…
- tutamayacağı sözler verip verdiği sözleri tutmayan, içi boş sevgi sözcüklerini kifayetsizce sıralayan en net erkeklik…
- özür dilemeyi onursuzluk, güçsüzlük sanan, özür diledikçe büyüyeceğini göremeyen erkeklik…
- 5 km uzunluğundaki köprüye kaç ton çelik gideceğini hesaplayabilirken klozetin kapağını kaldırıp indirmeyi beceremeyen erkeklik…
- yerin 500 km altındaki çekirdeği bulabilirken eşinin g noktasını bulamayan erkeklik…
- 100 katlı gökdelenin projesini en minik tuvaletine kadar çizebilirken çorabını 40 derece sıcakta salonda çıkaran erkeklik…
- kadınlara dair her şeyi bildiğini sanan en traji komik erkeklik……
derec derec
güçlü görünüyormuş gibi görünen balon bir canlı varlıktır. korkaktır, bencildir. ilişkilerinde olmadığı kadar abartılı ve kof olandır..
1 /