erkin koray

1 /
choban choban
her ne kadar sen anladım
desen de evladım
anlamamışsındır
aramızdaki dağlar
o kadar yüksek ki
aşamamışsındır

sözümüz kimseye değil
belki ters gelir birine
yalnızca bir şarkı yaptık
bu böyle biline...
----------------------------
varlık yokluk derdini şu kafandan sil
bırak densiz işleri de kendini bil
gerin şöyle bir güzel, oh derin nefes al
kaç nefes alacağın var ya hiç belli değil

öyle olmazsa böye olmaz, böyle olmazsa öyle olmaz felsefesini adamı, saykedelik müzik insanı, 41 doğumlu, yaşayan son türk müzik efsanesi... tanrı gibsonunu elinden eksik etmesin......
jellicle jellicle
ilklerden olması nedeniyle herkesin el üstünde tuttuğu, bence abartılası bir yönü olmayan müzisyen. söylemlerine ve yaşam biçimine bakarak samimiyetsiz bulduğum kişi. (bu cümle erkin koray'ın söylediklerini saçma sapan bulduğum anlamında anlaşılmamalıdır.) ayrıca izmir'de yaşamasından dolayı, bir izmirli olarak üzüntü duymama neden olan insan.
sinner sinner
türk rock müziğinin gelişmesine büyük katkılarda bulunmuş müstesna kişilik baba adamdır kendisi.psycodelic camiasının göz bebeği olan babamız bir çok genç müzisyene de destek olmuştur hala da olmaktadır.yaşanmaz olduğu için terk ettiği istanbula dageri dönüş yaptı geçen aylarda burdan bütün istanbullulara duyurulur kıymetini bilin haa.

(bkz: hayat katarı)
(bkz: ilahi morluk)
(bkz: kızlarıda alın askere)
geleceği gören kunduz geleceği gören kunduz
bir arkadaş anlattıydı, bunlar cihangirde bir bakkala girerler şarap almaya ardından erkin koray gelir ve "iyi akşamlar gençler" diyerek bunların aldığı güzel marmara kırmızdıdan alır arabasına biner uzaklaşır. demek ki başarılı sanatçı geldiği yeri unutmayan taviz vermeden geçmişini unutmadan hitap ettiği kitleden uzaklaşmadan (bkz: blah blah) yaşayan sanatçıdır gibi bir izlenime kapılmama sebep olmuş sanatçı
hell guardian hell guardian
bu girinin girildiği tarihte (kurban bayramının üçüncü günü) ibo show denen gudik programa katılmış, daha doğrusu bu günden daha önce yayınlanmış ama şimdi tekrar verilmiş olan bant yayınında görülmüştür. halen dinçliğini koruduğunu gördüm. tatlıses denen herif kendi çöplüğü diye babaya artislik yapıp durdu sürekli. babanın kendi şarkısını tatlıses söylemiş üstüne bir de arkada babaya çaldırmıştır. sonra da "erkin babanın şarkısını arkamda kendisine çaldırtıp programımda söyledim" pozlarıyla gerindi adam. neyseki ardından baba çöpçüleri söyleyince de stüdyodaki bir yığın insanın tatlısesin hayatında görmediği ve göremeyeceği kadar içtenlikle ayakta alkışlaması ( hem de görevlilerin uyarısı falan değil, ciddi ciddi) ile baba babalığını göstermiştir.*
powerade suyuna yapılmış gazagelin çorbası powerade suyuna yapılmış gazagelin çorbası
eşsiz insan. hani müzik insanın parmaklarında değil ruhunda olur ya, erkin koray'dır bu tarif. kızını okula göndermediği doğrudur. eğitim sistemine karşı olduğu için sanırım kızını kendi eğitmiştir.

hakkında söylenen hiçbir övgü abartılmamıştır, hatta azıdır bile öyle bir insan için. hakkında yapılan olumsuz eleştriler de yeri geldiğinde doğrudur yeri geldiğinde ise onu ve onun hayatını yeterince algılayamamaktan kaynaklanmaktadır.

türkiye'deki hayranları kadar, hatta belki daha fazlası yurt dışında vardır. psycodelic rock'tır yaptığı. hiç bir uyuşturucu madde kullanmadan müziği ile kendinden geçebilir, müzikle kafayı bulabilir. ve hayranlarına da bunu yaşatabilir tabi.

kısa bir anım ise şöyle;
"erkin koray konserine gittim ve konser saati yaklaştı, kendisini beklerken sahne deki enstrumanlar dikkatimi çekti. 2 adet gitar, bir klavye bir de mikrofon. etrafta kolonlar amfiler. o an aklıma şarkıları geldi de bir an sahnenin perdesi açılacaktı ve süper bir rock konseri izleyecektik düşüncelerimde. kısa bir gecikmeyle sahneye biri çıktı. erkin baba'ydı bu kişi. saçları uzun ama oldukça beyazlamış, yaşlanmıştı yılların karşısında. müziğinin hala bu kadar genç olabileceğini tahmin etmek mümkün değildi. sahneye çıktıktan sonra bir kaç dakka konuştu. o kısacık gecikmesi için defalarca açıklama yapıp özür dilemesi ilginçti. yılların efsanesi erkin koray, küçük bir topluluk için, sadece bir kaç dakika... şarkıları kronolojik sıraya göre gitti adeta. müziğe başladığı zamanı anlattı, yaptığı müzikleri, kendi türünü derken bir yandan da bunları çalıyordu birer birer. klavyesi önünde, ritim üstüne çalıyor ve söylüyordu. yanında herhangi başka birini getirmediğini gitarı eline alıp döktürdüğünde anlamıştım. bir ritim üzerine şarkıların kimi yerinde gitar kimi yerinde klavye çalarak bir yandan da söylüyordu. öyle dinçti ki sahnede. elinden her iş geliyor, sahnede durdukça devleşiyordu. en sonunda bütün şarkılarını çalmıştı nerdeyse ki sahneden çıkar gibi oldu. ama her taraf erkin koray hayranlarıyla doluydu. yanımda oturan yaşlı teyzelerden arkamda oturan daha orta yaşlı insanlara kadar her yaştan hayranları. tabi ki bir şarkı eksikti ve o olmadan konser bitmezdi. akrebin gözleri. 60 yaşının üstünde olduğuna emin olduğum yaşlı teyzeler bile konserin o anında sahne önüne ilerleyip akrebin gözleri için erkin baba'yı tekrar çağırıyorlardı. ve geldi tekrar. eline gitarını aldı ve tek başına o mükemmel şarkıyı söyleyerek döktürdü. artık alkışlamaktan, bağırmaktan hal kalmamıştı. erkin koray'ın gerçekten dinlenmesi, izlenmesi şart bir müzisyen olduğunu o an kavramıştım."

yaşı hiç farketmez müziğinin ulaştığı insanların. müzik onun ruhundadır çünkü. o yaşlansa da ruhu hep genç kalmıştır her nasılsa.
(bkz: akrebin gözleri)
(bkz: mezarlık günleri)
(bkz: yalnızlar rıhtımı)
(bkz: arap saçı)
(bkz: aşk oyunu)
(bkz: şaşkın)
(bkz: kızları da alın askere)
1 /