ersan kuneri

1 /
kolaylokma kolaylokma
kendisinden klonlanıp piyasaya optimum miktarda sunulmasını talep ediyorum. onun gibi adam fazla yok, olmalı. bir kere multifunctional, bilingual, sazendelik ve hanendelik mevcut, ufku alabildiğine geniş, sonsuz bilgi kaynağı olması da cabası. bu adam dolu...

bildiği tek şey hiçbirşey bilmediği olan jon snow'un ay pardon sokrates'in antagonisi olarak doğmuş herşeyi bildiğine inandığım yazar.
diken diken
son bi kaç haftadır iş yerinde muhtelif zamanlarda repliklerini tekrarlayıp tekrarlayıp anıra anıra güldüğümüz cem yılmaz'ın hayat verdiği gora filmi karakteri.
sadooo sadooo
hakkında bir günde iki nick altı girildiğini görünce öldü sandım. ama yok. hayata. ölmesin tabi.

şimdi nerden başlasam boş. severek takip ediyoruz zırvasına da girmeyeceğim. severek takip etmiyorum zira. ama yine de yazdıklarını okumak istiyor azıcık sohbet eden herkes. neden bilmem ilginç bir şekilde zehirliyor konuştuğu kişileri. ama olumlu anlamda.

bense hakkında olumlu konuşmayacağım. çünkü bizim taban tabana zıt karakterlerimiz çok çarpıştı. sonunda da benim gibi sevgi kelebeği olan, mutlu, pozitif birini bile hayattan bi'şey beklenmemesi gerektiğine inanan birine çevirdi. gözlerimi açtı, hayatı anlamamı sağladı, vay efendim ufkumu genişletti demem. diyemem. yani o kadar da değil. amma velakin varsa derdiniz tasanız dinler kafası meşgul değilse. tavsiye verir kendince. iyidir yani.

velhasılı kelam, çok zaman söyledikleri ve savundukları karşısında cevap veremeyip dişlerimi sıkmaktan çenem acısa da, iyidir. biri gelip abuk sabuk konuşursa hakkında, tavsiyemdir önyargıya kapılmayın. şahsen tanıyın. seversiniz. ya da sinir olursunuz benim gibi
ersan kuneri ersan kuneri
hakkında hala atılıp tutulan yazar,

beni bilenler tanıyanlar nasıl bir adam olduğumu; aylardır yıllardır konuştuğum ve hatta 10 senenin üstünde beni tanıyan insan buraya yazmış etmiş, bilmeyen bir tane asalağın sözüne inanıp burada okuduğuna ve bu ilahi komedya denen dangalağın söylediklerine inanan varsa zaten inansın çok sıkıntı değil, ister silsin ister silmesin, yazarken bana sormadı ya.
ersan kuneri ersan kuneri
sanılanın aksine henüz ölmemiş olan yazar...

hep ruhlar aleminin karanlık karakterleri beni ziyarete gelir, bu sefer ben gittim, şöyle bir kollaçan ettim 3 shottan sonra kör edebilir diye önerilmeyen absinthe şişesini diplerken yeşil perinin peşinden bir yolculuğa çıktım.

sonra beni karanlık aldı; düşünceden ve zamandan azade kılındım ve anlatmayacağım uzak yollarda dolandım.

siyahlı adamı kovaladım, yakalandığında kendisinin lejyondan aşağı mertebe olduğunu itiraf etti ve beni kızıl krala, ordan da kara kuleye getirdi. hiçliğin kızıl tarlalarında güllerin ezilmiş olduğunu gördüm, kara şövalyenin düşüşünü gördüm, diana nın kementinin koptuğunu, yeşil fenerin söndüğünü, cyborg un şarjının bittiğini,thor un çekicini polat alemdar ın kaldırdığını gördüm, kuleye girdiğimde kapıyı arkamdan kapattım.

içerde görüntüler uçuşuyordu ve sesler yanıklanıyordu.

en sabah nur un uykusundan uyandığını ve yaptığımız her şeyi yıkmaya ant içtiğini duydum, zion da makinelerin yükselişini ve seçilmiş kişinin düşüşünü izledim, khal drogo nun atından düştüğü yerde bb8 ile karşılaştım ve bana bir hologram ile bir mesaj izletti, mesajda obi wan kenobi ile rhllor savaşıyorlardı ve obi wan bir ara rhllor un saldırılarından fırsat bulup bana döndü, ersan ahai sen benim tek umudumsun dedi.bunu tyrion a anlattım bir genelevde karşılıklı şarap içerken, derin düşüncelere daldı elinde bir tutam saç vardı, shae nin saçı...

birden adam yanımıza oturdu ve '' adam bir isim istiyor '' dedi, ona ''zamandan azade isen adem aleyhisselam, zamanın emrine amade isen stephen king '' dedim. adam valar morghulis dedi ve gitti...

valar dohaeris.

ordan orta dünyanın gri limanlarına gittim, orada kalan son gemiye binerek terki diyar eyledim valinor a doğru denizci bir buçukluk gibi, hepsi bir film gibi geçti ve gitti.

sonrasında çıplak olarak yollandım geriye zion un ruhlar aleminden. cebimde can ka no rey in güllerinden birkaç yaprak, aklımda themiyscira nın dianası vardı ve parmağımda kriptonitten bir yüzük vardı her ihtimale karşı.

geriye yollanışım kısa bir süre için, görevim tamamlanıncaya kadar.

görevim ne mi,

bu bir sır ve söyleyemem çünkü iki kişinin bildiği sır değildir.

bu sefer farklı olacak sai, çünkü elimde sigul var.
hödük hödük
karşısındaki erkekle tokalaşan bir kadın için (tayyip erdoğanla tokalaşıp, elini yüzüne süren kadın için) "bildiğin tuhaf oluyor halleniyor" diyebilecek kadar terbiyesiz, ahlaksız.

evet sadece videodan gördüğü, tokalaşan bir insan hakkında bu yargıya varıyor. lafa gelince kadın hakları, lafa gelince kadınlarla tokalaşmaktan dahi ar eden insanlara sapık, örtünen insanlara sapık diyebilen insanların içindeki pisliği nereye döksek de kokusu bizi bulmasa acaba diyorum.

aa bugün de dünya kadınlar günü müydü neydi. neydi?

görseli eklemeyi unutmuşum,


seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
tanıdığım en akıllı ve en saygılı adamlardan. bir kadınla nasıl konuşulur ve ne konuşulur konusunda aşmış yazar. bir şeyi okuyup onunla ilgili fikir yürütmek başka o şeyi yaşayıp tecrübe etmek başka. bu adamla ne zaman ne hakkında konuşsam o konuda hep bir tecrübesi varmış gibi. bilemeyiz belki var da. bir konu hakkında ciddi olduğunuzu da anlar geyik yaptığınızı da. böyle adamlar kalmadı.

(bkz: sahip çıkalım)
ersan kuneri ersan kuneri
hödüğün biri birşey yazmış hakkımda, ciddiye alasım geliyor da alamıyorum nedense.
bir de ekran görüntüsü almış kafasında türban ağzında çüklü müklü laflarla konuşan birine akıl dağıtırken lafın önü arkası görünmeksizin.

saçlar o kadar sarı ki güneş gibi, balçık sıvamaz uğraşmayın.

ne demiş büyük türk düşünürü yılmaz morgül
beni bilen bilir, bilmeyen kendi bilir.
1 /