esenler otogarı

2 /
spitzer spitzer
bildiğin katlı otopark. geçen sene ilk kez gittim buraya. gece 4 gibi indim esenler'e. alt katta indirdiler bildiğin hapishane lan burası. adamı sikseler ruhu duymaz kimsenin. zaten tipler de bildiğin garaj tipleri işte. hemencecik sıvışmıştım oralardan.
you don t goff me you don t goff me
bir kez sabah 6 da inmişliğim vardı, doğudan gelen otobüslerin indirdiği yüklerin yatak yorganın arasında tek laptop taşıyan hıyarto olarak 2 saat taksime gitmek için servis bekledim. tabii biraz kayseri inci turizmi seçtiğim için oldu. git ver 10 lira fazla metroya bin ne bilim. mallık işte, öğrencilik ila sineğin yağını çıkarıcaz.
myfakeplastic myfakeplastic
taşra harabesi.

ne zaman gitmek zorunda kalsam, hayata dair tüm umudum, çabam , beklentilerim otogarın terk edilmiş katlarına kaçarak gözden kayboluyor. bir mekan bu kadar mı depresif yapabilir insanı. kim tasarladıysa kutlamak gerek. akılınıza hiç bir şey gelmesine izin vermiyor. kendisinden başka hiçbir şey o kadar önemli değilmiş gibi o an. ne konumda olduğun, bitmek bilmeyen ve sürekli kendini tekrar eden okulun, alt katlardaki siyah yağların içine bulaşıp mazgallardan karanlığa yol alıyor gibi. terk edilmiş ve pislik içinde evet, insanlar otobüslere doluşup siktir olup gitmiş.
tüm duyularınızı aynı anda tiksindiren , duyulmak istenmeyen görülmek istenmeyen, koklanmak istenmeyen.. orta doğu ülkesi tanımına yaklaşmayı sağlayan. tek çarem, kapamak gözlerimi, şu sese vermek kendimi:

http://fizy.com/s/1cykw7
naringergedan naringergedan
biraz karmaşık bir yapıya sahip olsa da her zaman, her yere bilet bulma imkanı sağlayan en titiz otogarlardan biri. ancak bilet saati geldiğinde ortada otobüs mü olmaz, bagajda mı gidersiniz allah bilir. özellikle bayram günlerinde sahte biletlerin havada uçuştuğu, sahte firmaların peydahlandığı en denetimsiz otogarlardan.
johner johner
türkiye nüfusunun en az yarısının şu ya da bu sebepten ötürü bir kereliğine de olsa sınırları dahilinde bulunduğu türkiye'deki belki tek mekân.

bindiği otobüs oraya vardığında uykulu gözleri açılıverir insanın, anlaşılmaz bi huzur kaplar içini. 10-15-20 saatlik yol yorgunlukları yalan olur bir anda.

öte yandan yolda yürürken gördüğünüz bi kızın ağzınızın suyunu akıttığını fark ettiğinizde nasıl kız arkadaşınızı hatırlayıp utanıyorsanız, oraya ayak bastığınızda mutlu olduğunuzu hissedince aynı şekilde memleketinizi aldatıyormuş gibi hissedip sevinciniz buruluyor az da olsa.

(bkz: istanbul u özlemek)
tat mahal tat mahal
dünyanın hiçbir yerine yakışmayacak ve constantine filminin devamını çekebilecek kadar garip, ilginç, korkutucu ve çok acayip bir yer. ne zaman kapısında welcome to hell yazacak çok merak ediyorum. eğer ülkemize gelen takımları burada 30 dakika otobüs içinde gezdirsek türkiye kendi evinde hiçbir maçı kaybetmez.
sageeth sageeth
lanet bir mekan. bir keresinde staj dönüşümde tekirdağa gitmek için gece 4'te iniş yapmıştım bu mekana. bilindik otobüs firmaları da sabah 7-8 gibi açıyor dükkanları. 24 saat açık olan bir firmaya girdim. adam 5te otobüs kalkıyor dedi. gelin görün ki bir allah'ın kulu yok otobüs için. tek kişi ben gidicem. adamlar tezgah arkasında ayan beyan "uyuşturucu" muhabbeti yapınca işkillendim çıktım gittim metro'nun ofisinde sabahladım.

velhasıl yazıhanelerin, alt kattaki dükkanların, parkların uyuşturucu ticaretinin odağı olduğu, her türlü pisliğin döndüğü lanet ötesi bir yerdir esenler otogarı.

ayrıca sıçtımın otobüs firmaları yazıhanelerindeki tuvaletleri kapatarak otogar'ın umumi helasına yönlendirmekte insanları. gidip 1 tl'ye bok götüren, kokusu 20 metreden duyulan pis mekan sahibi işletmecilerle ortaklaşa iş gördükleri apaçık ortada. yetkililerin bu duruma bir an önce el atması lazım.
urania urania
ilk gördüğümde " koskoca istanbul'un otogarı burası mı? bu mudur yani?" tepkisini verdirmiş, çirkin yer. korkuluk gibi.
swmli swmli
daha önce hiç gitmemiştim esenlere. anadolu yakasını ailecek mesken edindiğimiz için benim yegane otogarım haremdi. ama bu sefer sevdiğim için esenleride göreyim ne olur sanki dedim. sabahın köründe bindim otobüse zaman ilerledi gördüm fsmyi. boğazın büyüsüne kapılmıştım bir anda. ne yapacaktım onu bir daha 3 ay göremeyecektim. bu düşünceler ve korkular içindeydim. ayrıca onu görecek olmamın heyecanıda vardı içimde. karman çorman bir ruh hali ile aptal aptal yola bakıyordum. bir yandan da harem gibi bir otogar canladırıyorum gözümün önünde. en sonunda tabelayı görünce sevindim. "esenler otogarı" az kalmıştı. işte bir andan harabe gibi bir yere geldik. böyle kat kat ne olduğu belli olmayan. otobüs döne döne tırmanıyordu bir yerleri. ağzım açık bakakaldım ben neredeyim diye.çok değil 10-15 dakika önceki düşünceler uçup gitmişti aklımdan. birden kendimi istabulda değil de başka bir dünyadaydım. burayı anlatmaya kelimeler yetmez bilhassa gidilip görülmesi gereken bir yerdir. eğer o gün orada tek başıma kalsaydım bir daha asla istanbula kolay kolay ayak basamazdım
gunq07henameless gunq07henameless
bildiğin labirenttir. oaradan girer buradan çıkar kodumun otobüsü.

beni kıl eden başka bi konu da edirneden harem veya harem edirne seferlerindeki otobüs nonstop yazmasına rağmen hep esenlere uğrar hiç görmedim es geçtiğini ne kadar firma varsa hepsini denedim hepsi aynı puştluğu yapıyor.
2 /