esir alınan sekiz türk askerinin tutuklanması

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
adsız
esir alınan sekiz türk askeri hakkındaki tartışmaları tamamen bitirecek olan yargı sürecinin başlayacağının işaretidir. herkesin kafası karışıktı, tüm soru işaretleri eminim yargı sürecinin sonunda kaybolacak, ak ile kara ortaya çıkacaktır.
şerbet
kore savaşına giden ve savaş bitince geri gelen askerlerini savaş esiri oldukları gerekçesi ilw geri veren ve kurşuna dizilmelerine göz yuman türkiyem manzaralarının bir benzeridir.
callandor
anlaşılması için genelkurmayın açıklamasının iyi incelenmesi gereken olaydır. ne demiş genelkurmay 22 ekimde

pkk terör örgütü mensuplarınca 21 ekim 2007 günü hakkari/dağlıca'daki bir birliğimize karşı girişilen silahlı saldırıyla başlayan çatışmalar, geçen süre boyunca aralıklarla devam etmektedir.

çatışmalarda saat 13.00 itibariyle etkisiz hale getirilen terörist sayısı 34'e ulaşmıştır.

birliğe silahlı saldırının başlamasından bir süre sonra kendileriyle irtibat kesilen 8 personelimizle, yapılan tüm aramalara rağmen halen irtibat kurulamamıştır.

gelişmeler hakkında kamuoyuna bilgi verilmeye devam edilecektir.

saygı ile duyurulur.


dikkat ettiyseniz kaçırılan askerler, kaybolan askerler denilmiyor irtibat kesilen askerler deniliyor. genelkurmay'ın litaratürüne hakim değilim ama irtibat kelimesi özellikle seçildiyse yapılan tutuklama en başından beri geçerliymiş gibi gözüküyor.
şiirbaz
medya algısı ve hakikat arasındaki lakayt ilişkiyi ortaya seren hadise.

8 asker önce teröristlerin eline düştü ve hükümet aleyhine bir yıpratma başlatıldı. hükümet, elimizden bir şey gelmez, deyince, basiretsizlikle suçlandı. kuzey ırak'a hemen girmeliyiz denildi. savaş tamtamları çalmaya başladı.

ardından askerlerle ilgili youtube videoları çıktı piyasaya. silah zoruyla söylettiriliyor denildi. konuşmaların üzerine dublaj yapılmış denildi. yetmedi, zaten kürtler denildi.

şimdi de sorgu için tutuklu yargılanacaklar. dtp gençlik kollarına üyeymişler gibi haberler çıkıyor. doğru ya da yanlış, zaman gösterecek. ancak medya denilen organın günlük tansiyonlar üretmekten başak bir işe yaramadığını ve ortalığı sürekli velveleye veren dedikoducu teyzelerden öteye gitmediğini görüyoruz.

bu askerlerle ilgili hakikat ortaya çıkacak mı bilmem. ancak yıllar sonra akl-ı selim bir insan gazete arşivlerini incelediğinde çok gülecek... ya da ağlayacak, bilemiyorum.
doppelganger
değişik senaryolara kapı açan olaydır.
tutuklama kararı, haklı ya da haksızı savunmak değildir mesele.
herkesin gözünden kaçırdığı çok önemli noktalar var.
öncelikle biz bu askerlerin esir alındığı çatışmada neler yaşandığını hiç bildik mi, öğrendik mi ?
tek bildiğimiz bu kadar asker şehit düştü 8 asker esir alındı . bu kadar.
orada neler oldu neler yaşandı kimse anlatmıyor kimse bilmiyor.
bizler bu devlete asker veriyoruz ama onların akibetiyle ilgili en ufak bir bilgimiz yok.
bu askerler nasıl pusuya düştü çatışmada neler oldu . nedir ne değildir tamamen belirsiz.
sonra öğreniyoruz ki , 8 asker teslim olmuş.
bu askerler için devlet en ufak bir müdahelede bulunmuyor.
dtp grubu gidip askerleri alıyor. hiç bir zorlukla karşılaşmadan.
sonra askerler sorgulanıyor.
askerler olayı anlatıyor.
"bize yardım gelmedi" diyorlar.
"mecburduk" diyorlar.
sonra bu askerler dtp üyesi deniyor.
nasıl organize olmuşlarsa aynı anda çatışmadan kurtulup hepsi teslim oluyorlar.
20 yaşında çocukları belki de hayatlarında hiç görmedikleri ateşin içine atıyoruz ondan sonra da neden teslim oldular diyoruz.
sonra da aklıma şemdinli olayları geliyor.
biz bütün bu olanlarda komplo yoktur diyoruz ...
sadece savaşan veya vatan haini olan askerler gibi sığ bir terim üzerinden fikir yürütüyoruz.
peh...
just call me daydreamer
vay şerefsizler, bu günleride mi görecektik? ne yapıyor bunlar allahasen? oha falan oldum, dumurlardan dumurlara sürüklenmekteyim. kendileri asker, bakmayın siz askerin tanımı, ne yapmak üzere eğitildiği, vs. vs. boş. alt tarafı işlerini yapmamışlar, ne var bunda?

dün dr. a gittim, sittir dit, hasta bakmıyorum, ben virüslerden ve bakterilerden yana oldum dedi. yaşasın düşünce ve ifade özgürlüğü, adam dr. muş, dr. un tanımıda boş tabi.

sabah yeğeni okula götürdüm, öğretmen al geri götür dedi. okul dediğin ebeveynlerin, çocuklardan kurtulup başlarını dinlemek, hayatın keyfini almak için uydurulmuş bir saçmalık dedi. üstelik birey çocukta olsa erişkinde kendi kendini eğitmeli, ben buna inanıyorum dedi. hem okul çocukların hayalgücünü ve dimağlarını hapsediyor. prangalar vuruyor dedi. gurur duyuyorum inançlarını ve düşüncelerini bu kadar açık seçik açıklayan profesyonel görevlilerimizi görünce. aferin öğretmene.

şimdi tutar bu şerefsizler, dr. la , öğretmene de soruşturma açarlar? açarlarsa açsınlar, ben hemen açarım bir başlık, anlatırım durumun garabetini dilim döndüğünce.
kskaan
beni, "kafalarına çuval geçirilmeden önce, tek kurşun atmayan askerlerimize de ceza verilmiş miydi?" diye düşündüren olay..
nanokozmos
ortada büyük bir çelişki var ilk önce bunu söyleyerek başlamak istiyorum

hikayemiz 21 ekim 2007 tarihine kadar dayanıyor, yüksekova dağlıca'da 12 askerin şehit edildiği saldırıda, pkk sekiz askeri de kaçırmıştı. kayıp askerlerin aileleleri, devletin kendilerine ilgisiz kaldığını öne sürmüş, başvurdukları siyasi partilerden de sonuç alamadıklarını söylemişti. aileler, kendilerini sadece chp genel başkanı deniz baykal ile mhp genel başkanı devlet bahçeli'nin aradığını söyleyeyerek, "tek bilgiyi pkk'nın televizyonu roj tv veriyor" demişlerdi. türk halkı ayağa kalkmıştı, büyük küçük herkes sinir küpüydü, nasıl olurdu, hiç görülmüş birşey değildi, pkk askerlerimizi kaçırmıştı. 12 askeri şehit eden pkk neden 8 askeri kaçırmayı seçiyordu, oysaki askerler hiç ateş bile edemeden kaçırılıyorlardı..

daha sonra askerlerin aileleri tbmm insan hakları inceleme komisyonu'na da dilekçe veriyordu. komisyonun yapılan toplantısında komisyon başkanı zafer üskül, askerlerden mehmet şenkul'un babası ali şenkul'un çocuklarının serbest bırakılması konusunda devreye girmelerini isteyen dilekçesini okuyordu. akp ve mhp'liler tbmm pkk ile pazarlık yapmayacağını belirtiyorlardı. dtp ise başta arabuluculuk yapabileceklerini söylüyorlar sonra da dtp'li akın birdal, arabuluculuk talep etmediklerini, komisyonun bu konuda yapabileceği bir çalışma olup olmadığının değerlendirilmesi için gündeme alınmasını istediklerini söylüyordu. radikal

2.11.2007 tarihinde 8 askerin serbest bırakılması haberi gündeme oturuyordu. türkiye rahat bir nefes almıştı, insanlar mutluydu. askerlerin isimleri aşağıdaki gibiydi:
piyade er ramazan yüce - mardin, er irfan beyaz-antep, çavuş mehmet şenkul -niğde, er nihat başova -konya/cihanbeyli, er ilhami demir -ağrı/patnos, er fatih atakul-denizli, uzman çavuş halis tan -adana, er özhan şabanoğlu -hatay


ayrıca pkk'ya yakınlığıyla bilinen fırat haber ajansı, "flash - dtp'liler 8 askeri alacak" başlıklı bir haber geçiyordu, ilginçtir ki dtp'liler gidiyordu askerleri teslim olmaya, dtp'lilerle birlikte birkaç sivil toplum örgütü, ilginçti.. birde barzaninin sözde bulamadığı kampları dtp liler türkiye'den gidip nasıl buluyolardı da oturup müzakere edip askerleri alıp geliyolardı, pkklılarla müzakereye dtpliler yerine; akpden veya mhpden veya chpden veya başka bir partiden bir grup gitseydi nolurdu? acaba aynı davranışı onlarada sergilerler miydi?

türkiye'ye gelen askerler hakkında bu sefer milli müdafaya hıyanet suçlaması yapılıyordu, ayrıca özgeçmişleri hakkında birçok haber ortaya çıkıyordu, çoğunun dtp'li oldukları hakkında, güle oynaya veda ettikleri söyleniyordu


videolarda şunlar söyleniyordu:
''savaşı isteyen ve alevlendiren akp hükümetidir.
operasyonların sıklığını attıran akp hükümetidir.
barışı isteyen biziz.öç alma ile yaklaşmadık olaya.
esir askerleri serbest bıraktık. hpg nin insanlığını gösteriyor.
savaşın alevlenmesini istemiyoruz. bazı adımlar atıldı. bu adımlara cevap vermeyen türk hükümetidir.'' bazıları silah zoruyla söylettiler diyordu bazıları da kendi istekleriyle söylediler diyordu, çelişki vardı, ya askerler abd-dtp-peşmerge arasında oyuncak olmuşlardı ya da masumdular

abd demişken bir de şöyle bir haber çıkıyordu ortaya 8 askerin rehin verildiği çatışmada 2 abd liyi de bizim askerler rehin almıştı. inanılır gibi değildi insan neye inanacağını şaşırmıştı

ve son olarak van askeri mahkemesi 8 askerin tutuklu yargılanmasına karar vermişti. kaçırılan 8 asker tutuklandı / türkiye / milliyet internet milliyet

suçlarının vasıf ve mahiyeti askeri disiplini aşırı derecede sarsmış olmaları , büyük zararlar doğuran emre itaatsizlikte ısrar suçunun işlendiğini gösteren kuvvetli delilerin bulunması ve izinsiz olarak başka ülkenin topraklarına geçmek olarak söyleniyordu. ve 8 asker pkk'ın roj tv'sinde yayınlanan görüntüleri ortaya çıkıyordu



8 askerin kaçırılması, sonra serbest bırakılması ve şimdi de tutuklu yargılanmaları üçgeninde bazı şeyler eksik kalıyordu sanki, çelişki vardı, sanki planlalan bazı şeyler gerçekleşmemişti ya da gerçekleşmişti kimse farkında değildi..
nervikan
şimdi bu 8 çocuk tutuklu. yani yargı süreci başlamış ve işliyor. ve devam eden yargılama süresi içerisinde konuşmak, yargıyı etkileyebilecek durum olarak nitelendirildiğinden, yorum yapmak suç sayılabilir. yani sıradan bir vatandaş için diyorum bunu.
yoksa adalet bakanı, ya da eski meclis başkanı, kurtulduklarına sevinemedim diyebilir.
o zaman bağımsız yargı (!) etkilenmiyor.
hatta tutup türk askerine yakışan ölmektir, siz niye ölmediniz şerefsiz vatan hainleri bile diyebilirler.
neyse, biz yine gelelim şu 8 çocuğa:
suçları ne ? görev gereklerine aykırılık, emre itaatsizlikte ısrar ve yurtdışına firar.
görev : savaşmak
görev gereği : ölmek
peki.
emir de görev olduğundan kelli; ölmedikleri için de emre itaatsizlik.
yurtdışına firar ? bunu nasıl yaptı bu çocuklar ?
sahte pasaport ? hayır.
tel örgülerin arasından gizlice sıvışmak ? o da değil.
e bir de sevinerek geri döndüler ki; firar eden adam neden dönsün ?

bu çocuklar geri geldiklerinde genel kurmay ne demişti ? 'irtibat kesilen askerlerimizin silahlı kuvvetlerle irtibatı sağlandı'.
dtp milletvekilleri aracılığıyla da teslim alındılar.
bu çocuklar isteyerek gitti de genelkurmay zorla mı geri aldı ?

nedir bu çocukların suçu abicim.
ölmemek mi ?
e başka da mantıklı bi cevap gelmiyor açıkçası aklıma.
türk askeri ne yapr; ölür, yine ölür, dirilir yine ölür.
ama bunlar ezber bozdular.
tek suçları bu.
salaklar, bilmiyolar ki onlar ölecek kahraman olcaktı, ben de bunları yazdığım için vatan haini.
ama şimdi ?
ben yine vatan hainiyim de, bu sefer onlar benden de beter.
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın