eski dönemde maalesef türk parası çok değerliydi

dumrul dumrul
bir numan kurtulmuş sözü.

"eski dönemde maalesef türk parası çok değerliydi. 1 dolar 1.20 seviyelerindeydi. bu ortaya ne çıkarıyordu? olağanüstü yüksek miktarda ithalat. çok şükür son yıllarda türkiye yavaş yavaş bundan uzaklaştı."




hemen bakalım: erdoğan'ın ekonomi dehası sayesinde dolar everest'e çıkıp türk ekonomisi ebesinin nikahını görünce ne olmuş?

"türkiye i̇statistik kurumu (tüi̇k) nisan ayına ilişkin dış ticaret istatistiklerini yayımladı. buna göre dış ticaret açığı yıllık yüzde 98,5 artarak 6.11 milyar dolar oldu. nisan ayında genel ticaret sistemine göre ihracat yüzde 24,6, ithalat yüzde 35,0 arttı"

www.bloomberght.com

harun-karuncu numan'ı yadırgamıyorum. bu adamların rol modeli olan adnan menderes iktidarı sırasında 1958'de türkiye moratoryum ilan ederek ithalatı tamamen sıfırlayabilmeyi başarmıştı. devlet iflas edince doğal olarak ithalat da sıfırlanıyor çünkü.

tr.instela.com

türkiye'deki üretim tamamen ithalata bağlı. bu yüzden dolar ebesinin nikahına çıkınca üretici fiyat endeksi tüik'in resmi açıklamasına göre bile yıllık yüzde 160'a ulaştı.

mayıs itibariyle üfe'deki artış yüzde 160
yine mayıs itibariyle dolardaki artış yıllık yüzde 100

senin maliyetin yıllık 160 arttığı zaman tl'nin bir yılda yüzde 100 değer kaybetmesi zaten teknik olarak ihracatına da zarar verir. tüik sayılarının uydurma olduğunu zaten biliyoruz. bu aşırı indirilmiş sayılara göre bile üfe yüzde 160, tüfe yüzde 73 ise senin enerji, lojistik, ücret giderlerin zaten aya çıkıyor. vergi düzenin zaten bok gibi... üstüne ham maddeyi bütünüyle dışardan alıyorsun. dolar yüzde yüz arttığına ve dışarda da enflasyon yüzde 8 - 10 civarı arttığına göre senin şu enflasyon durumuna göre liranın değer kaybetmesi nedeniyle yabancılara cazip bir fiyat sunma imkanın kalmıyor. nitekim burada daha çok asgari ücrete dair başlıklarda avrupa ile fiyat karşılaştırmaları yapıyoruz ve tekstil dışında tüm ürünlerde fiyatlar başa baş gidiyor.

geriye ne kaldı? türkiye'yi çin gibi ucuz iş gücü cehennemine çevirerek yatırım çekmek. yani vatandaşını karın tokluğuna çalıştırarak döviz sokma hedefiniz var. bunu anladık. e onda da hukuki güvence olmayan, önüne gelenin malına çöküldüğü ülkeye yatırım gelmiyor.

adamlar ülkeyi batırdılar bir de alkış bekliyorlar ya. yüzsüzlüğün kitabını yazıyorlar resmen.
1
atkısıyla dolaşan adam atkısıyla dolaşan adam
eski dönemde maalesef türk parası değerliydi... işte o zaman da zaten halkın açlıktan nefesi kokmuyordu. yoksulluk yine vardı fakat toplumun çoğununa yayılmamıştı. şimdi herkes yoksullaştı, hepimiz dibe vurduk.

2000'ler başı fed'in para arzını artırması ve gelişmekte olan ülkelere ucuzdan dolar sokması ve 2002'de avrupa birliği'nin ortak para birimine geçmesi(eurozone zaten bunda başat rol oynadı eurozone çünkü merkezi bir para arzı yaratıyordu atıyorum yunanistan hatta bırak yunanistan 039 ı almanya` bile çıkıp da ben şu kadar para basacağım bu kadar faiz arttıracağım falan diyemez bugün de, ona `avrupa birliği merkez bankası karar verir ve uygular eurozone` halihazırda 19 ülkeden müteşekkil olduğu için takdir edersiniz para arzı da ona göre artıyor, euro da ona göre ucuzluyordu(tl değer kazanıyordu).

bunun üstüne küreselleşmenin getirdiği konfor ve akp liderliğindeki türkiye'nin avrupa birliği'ne gireceği, ortadoğu'da ''ılımlı islam'' projesini yürüteceği vs. yönünde oluşan kamuoyu da eklenince ister istemez türkiye küresel yatırımcının gözbebeği oluyor, bir ''nispi refah'' durumu oluşuyordu.

işte tüm bunlar olunca ne oluyordu? o nispi refah durumu sayesinde akp %45-50 alabiliyor, hatta 2010'daki 12 eylül referandumunda %58 evet çıkıyordu. halkın ağzına bir parmak bal çalınabildiği için ve halk ''ben ekmeğime bakarım'' dediği için akp'nin toplumu islamize etmesi, günbegün an be an islamo-faşist diktatörlüğün alan kazanması halkın gözüne batmıyordu. yargı ve bürokrasinin cemaat'in eline geçmesi, memuriyet ve askeriyede islamcı kadrolaşma, eğitim müfredatında dinin ağırlık kazanması, 2000'lerin başında sermayenin el değiştirmesi ve islamcıların ekonomiyi kendi ellerinde merkezileştirmesi falan umursanmayabiliyordu.

tam bu esnada 2013'te taksim gezi parkı ayaklanması yaşandı. bunun sebeplerine sonuçlarına girmeyeceğim şimdi fakat şu kadarını söyleyeyim: taksim'den önce akp'li ve hatta dincileşme yolunda ilerleyen mütedeyyin bir ergen olmama rağmen taksim benim zihnimde bir kırılma yarattı. tabii o zaman ortaokul çağımdaydım ancak iyi bilinir ki türkiye gibi memleketlerde bir insan içinde bulunduğu çevre vs. etkisiyle çocukluktan nasıl yetişirse genelde yetişkinliğinde de o olur, hele ki benim gibi ilkokul çağından beri çevreyi gözlemliyorsa ve ''fiilen'' siyasetin içindeyse!

o kırılmadan sonra istesem de istemesem de bazı çelişkiler gözüme giriyordu. nedir mesela gezicilere ''beyaz türk'' deniyor da, arkadaş siz parkı yıkıp yerine avm yapınca bu beyaz türklük olmuyor mu? kaynak işçisi ethem sarısülük mü beyaz türk yoksa bir avm için park yıktırmak isteyen islamcı sermaye mi? vs vs. bir yandan da işte medya ne kadar çarpıtsa da görüyorsun orada vendetta maskesi takanlar senin benim gibi insanlar, öğrenci, mavi yaka, işçi, küçük esnaf vs. ayağında parmak arası terlikle meydana gelmiş adamın, parkın girişinde yaralıları gönüllü tedavi eden doktorun, hemşirenin ''beyaz türklük'' bir tarafı yok. 12 yaşında da olsam ve beynim yıkandığı için ''gezici''lere karşı hınçla dolu olsam da bunlar gözüme gözüme giriyordu. özellikle de 5 haziran 2013 akşamı taksim komünü'nde ''kadir gecesi'' olduğu gerekçesiyle içki sokulmaması ve herkesin birbirine kandil simidi dağıtması dikkatimden kaçmamıştı. gerekli miydi gerekli değildi fakat sırf şunu görmek bile ''alla alla bu işte bir terslik var'' düşüncesini ve bazı başka sorgulamaları beraberinde getirdi.

sonrasında iyice agresifleşen akp kurmaylarının gaf üstüne gaf yapması(orantısız zeka, kabataş yalanı, camide bira içtiler vs) 17-25 aralık yolsuzluk skandalı, ''kızlı erkekli aynı evde kalıyorlar'', seçim hileleri, derken akp'den soğudumu hissetmeye başladım çünkü artık ''mazlum'' rolünü isteseler de oynayamıyorlardı. soma'daki maden faciası ve 300 tane işçinin ölümünden sonra ''ölüm bu işin fıtratında var'' denmesi benim için bardağı taşıran son damlaydı. orada zaten biletlerini kestim.

neyse ben kendi hayatımla ilgili bu kadar ayrıntıyı niye verdim? şunun için: konfora batan adam rahatını bozmak istemez fakat insanların konforunu bozduğun zaman gözünü açmış olursun. doğrudan ilgili olmasa da taksim ayaklanması'ndan tut hayatın islamileştirilmesi çabalarına, seçim hilelerine, yolsuzluk skandallarına, anti-demokratik uygulamalara, ''kızlı erkekli evde kalıyorlar'' şeklinde insanların özelini irdelemeye, doların euro'nun fırlayıp hızla fakirleşmemize... bunlar sen farkında ol olma insanların ''konforunu'' bozuyor. gezi örneğini boşuna vermedim çünkü ben bu uğurda yalnız değilim. gezi'den sonra benim gibi değişen akp'liler çok oldu. inanmayan buradan yaksın:https://www.diken.com.tr/basbakanin-gezi-karnesi-akp-secmeni-bile-daha-ilimli-olmasini-istiyor/

sonuç olarak standart bir yere kadar düşebilir. fakat insanların konforu bozulduğu zaman artık sana itimat etmez. ülkede bütün bu saçmalıkların üst üste gelmesi, yaşamlarımızın berbatlaşması, bir yerde insanların tahammül eşiğini aşmasıyla sonuçlanır. kim ne derse desin türkiye'nin bu özgün koşulları hiç beklemediğiniz insanları bile dönüştürüyor, radikalize olmaya zorluyor.
acarabi acarabi
bir de maalesef demiş ya!!!
bunu söyleyen de harun gibi geldiler karun oldular diyen eskinin akp muhalifi numan kurtulmuş.
haklı, soyadının hakkını vermesi lazım.
sezarın hakkı sezara...
acarabi acarabi
türk parası değersiz olunca halkın açlıktan nefesinin koktuğundan bihaber dünün muhalifi bugünün yancısı numan kurtulmuş söylemi.
csh csh
vurguda yanlışlık olduğu için "türk parasının değerli olması üzücü bir durumdur" anlamına gelen, anlatılmak istenenlere bakılınca anlatım bozukluğu olduğu görülen bir cümledir. doğrusu, "türk parası malesef eski dönemde çok değerliydi" olmalı.
sihirlimantar sihirlimantar
eee o zaman bize de şu güzellemeyi yapmak düşer.
numan kurtuldu
akepeli olmak yorucu olsa gerek. gel de bu söylenenlerin arkasında dur.
omurgasız olmak bunu mu gerektiriyor? ampul beyinlere bu soruyu iliştirmek lazım.