eski dostlar

1 /
twinkle twinkle
arkadaşlardan ayrı kalınacağında, ki genelde lise son veya orta son'dur, arkadaşlarla sarılıp, sevgi yumağı oluşturup, hep beraber söylenen,sonra da hüngür hüngür ağlatan şarkı.
fempusay fempusay
genellikle insan evladının içinde bulunduğu açmazlar nedeniyle bunaldığı durumlarda veya eskiden samimi olunan bir kaç kişiye rastladığında veyahut da bir şekilde algısal olarak ilgili kişiyi ilişkilendirebileceği bir hadise ile karşılaştığında anma eğiliminde olduğu bir zamanların canları, ciğerleri, iki gözümleri, yürek uçuranları, efkar dağıtanları, bir yatak, bir dilim ekmek, bir bardak su, bir tane zeytin ve onun kankası olarak bir dilim peynir bilemedin son dal sigara paydaşlarına verilen isimdir.
bir ilköğretim çocuğu edası ile dostlar eskimez, eski diye nitelendiriliyorsa zaten dost olmamıştır demek istemiyorum. zira antik yunandan beri -benim bildiğim en eski çağ- güneşin altında yeni bir şeyin olmadığını apaçık biliyorum.eğer yeni bir şey yoksa -ki bu iddiaya sonuna kadar katılıyorum- o zaman her şey eskimiştir, eskimektedir veya eskiyecektir. bu dost diye nitelenen insan evlatları da aynı şekilde. çocukluğumda yediğim elma şekeri veya pamuk helvaların ağızımda bıraktığı tattan bahsettiğimi hepiniz anlamışsınızdır. ve o ilk tadıştaki lezzeti, ürpertiyi, hazzı yahut bu anlamdaki bekaretimi benden çekip alan o allı ballı biçimi şimdilerde çokça arar olduğumu itiraf etmeliyim. düşünmeye gerek yok fazlaca aslında mesele bütün çıplaklığıyla ortada; her şey eskiyor ve nedendir bilinmez bütün bu eskimeler eşyanın kendisini nasıl da sıyırıp kemiklerinden bir kenara atıveriyor. etinden sıyırılan kemik, bedeninden savrulan baş, damarlarından bağımsız bir kalp (veya buna benzer bir dolu örneğin) ne kadar anlamlı olabilir veya onu kendisine tutunduran temel varlığın işbu sadakatini nereye kadar taşıyabilir?
ey dost! eskiyorsun be gözüm ben farkındayım ya sen, sen de farkında mısın? bak yeminle tutamıyorum seni artık; sırtımdan aşağıya soğuk bir ter gibi ve belki kollarımdan aşağıya ta yürekten kopup gelen sımsıcak bir kan damlası olup akıyorsun. lütfen eskime sana her zamankinden daha sıcak, daha tutarlı ve anlamlı bir köşe hazırladım samimiyetle.
selam kelamı selam kelamı
yeni türkü adlı grubun külhani şarkılar adlı 1994 yılı yapımı albümündeki 12 no'lu parça. güzeldir, buzukili akordeonlu falan ki akerdoanda muammer ketencoğlu vardır.


eski dostlar

söz: cengiz onural
müzik: vasilis çiçanis
solo vokal: fuat oburoğlu

iki kişi iki kıyıda karşılıklı
bakışları gölgeli ince bir hüzünle
aynı rakıyla dumanlı dillerinde aynı şarkı
kim inanır ki düşman olduklarına

memleket aşkının ne dili var ne dini
doğmaya gör o anda yakar yüreğini
komşu olmak bundan böyle yazılmışsa alnımıza
gel de ağlama şu düşman halimize

doğduğum ev eski dostlar bizim mahalle
boğaziçi düşlerimi süslüyor hala
şu istanbul eski günlerden kalma bir alışkanlık
bakmayın siz atina'dan geldiğime
melodis melodis
kendi içinde çelişkilere sahip olan söz öbeğidir. dost kelimesini tam olarak tanımlamak gerekir aslında. dost dediğimiz insan(lar) bizim için eskimez, yani hep bir şekilde hayatımızdadır aslında.
eğer eskiyorsa dost değil midir acaba?

(bkz: beyni sulanmak)
retrospect retrospect
manasız şeyleri büyüten, dostluğun kıymetini bilemeyen, etrafında sağlam adam çok var sanan, "pişman olursun yapma!" diyene "ben ne yaptığımı biliyorum!" diyen, sonra köpek gibi dediğime gelen, gecenin köründe telefonla arayan, tekrardan konuşmak için kendini paralayan ve hayatı boyunca bazı konularda vicdan azabı çekecek kişilerdir.
retrospect retrospect
sigaranın bittiği bir gecede ne yapsam diye düşünürken winampdan tesadüfen denk gelen secret garden parçalarıyla beraber yeniden hatırlanan insanlar. kafa pencereye çevrilir, çiseleyen yağmur izlenirken eskiye gider kafa. her şeyin berbat olmasına nasıl izin verdik diye düşünür insan. öfkelenir bir parça aslında. niye değer-kıymet bilmiyoruz ki diye isyan ettirir adamı. fakat yapılacak pek bir şey yoktur. surata bi tebessüm takılır. sadece ama sadece iyi anılarla hatırlanmak istenir. ve her şeye kaldığı yerden devam edilir.
excalibur excalibur
anlamı zamanlar derinleşen bir şarkıdır.

unutulmuş birer birer
eski dostlar, eski dostlar
ne bir selâm, ne bir haber
eski dostlar, eski dostlar

hayâl meyâl düşler gibi
uçup giden kuşlar gibi
yosun tutan taşlar gibi
eski dostlar, eski dostlar

unutulmuş isimlerde
bilinmez ki nasıl, nerde
şimdi yalnız resimlerde
eski dostlar, eski dostlar
anathema se anathema se
notası do re mi do fa sol fa mi re re re do re re re do re mi fa mi fa sol mi re re re re fa sol mi mi mi mi fa sol la olan unutulmuş birer birer diye başlayan şarkının adı.
kerrigan kerrigan
kayseri hisarcıkta bulunan, şehir manzarası muhteşem mekan.. bir de canlı türk sanat müziği var fasıl havası; ayrıca şık bir yer.
bağdagül bağdagül
bundan on sene evvel dinlerken hüzünlendiren bir şarkıyken şu anda düşününce akla direkt olarak facebook'u getiren bir şarkı. araya zaman ve mesafe girdiği için görüşemediğim birçok insanı facebook denen bu modern zaman illeti sayesinde bulduğum için muhtemelen. şimdi yalnız resimlerde değil eski dostlar; kendilerini her gün hatırlatan kişisel iletileriyle, paylaştıkları absürd videolarla facebook'talar. bazen keşke hayal meyal resimlerde kalsaydı kimisi diyorsun. çocukluk anılarını mı kirletiyorlar ki? hayır! sadece saçma sapan bir şekilde büyüdüğümüzü anlamamıza sebep oluyorlar.
1 /