eski sevgiliyi unutma yolları

caracal34 caracal34
aslında unutmak;artık acıyı hissetmemektir.
çünkü yapılanları zihinsel olarak unutmak fizik kurallarına göre mümkün değildir. demiş sigmund freud ibnesi.
turan eller var olsun turan eller var olsun
nefret etmemek.

ondan nefret etmemek için elinizden geleni yapmak. unutamamanızın en büyük nedeni, ayrılıktan sonra ona beslediğiniz azami veya asgari nefrettir. duygusal ilişkiler diyalektik bir mekanizma ile yürür ve ilişki esnasındaki devasa sevgi, ayrıldıktan sonra, bunun tam tersi olan nefrete dönüşür. ve nefret de tıpkı sevgi gibi başlı başına bir duygudurumdur.

eski sevgili şayet gerçekten eskiyse ona nötr olunmalıdır. örneğin evinizde veya arabanızda ondan kalan bir eşya sizde duygusal bir sirkülasyon yaratmamalıdır. zamanında onun boynunuza doladığı atkıyı hâlâ rahatça giyip, doğum gününüzde aldığı saate her gün bakıp hâlâ bir yerlere yetişebiliyor, onun hediye ettiği zippo ile sigara yakabiliyorsanız o gerçekten de eski bir sevgilidir.

yani benim aylar önce yaptığım gibi, uzun bir ilişkiden çıktıktan bir ay sonra, size aldığı 1300 liralık saati sinirlenip denize atıyorsanız onu köpek gibi bekliyorsunuzdur. şimdi o saat yaşıyor olsa çok süper takardım mesela, çünkü o insan artık sadece bir hatıra.
2
ekmek arası maden suyu ekmek arası maden suyu
kendine daha güzel dertler edinmek. ne zaman aşk acısı çekecek olsam hemen kendime 'saçmalama eams, önce şuna bi' üzül bakalım bunun aciliyeti var!' diyerek kendimi daha büyük dertlere gark ediyorum ve aşk acısına zaman kalmıyor. %100 çalışıyor.
chloris chloris
(bkz: büyümek)
büyüdükçe artan sorumluluklar, yeni meşgaleler iş güç derken bir bakmışsınız kendinizi ''hay amk derdimiz eski sevgili olsaydı'' derken bulmuşsunuz. iki fatura ödeyin, ev geçindirin, evlenin falan eski meski kalmaz. derdimi seveyim dersiniz.
randolph carter randolph carter
akla geldikçe başka şeylerle ilgilenmek.

zor tabi ki. gece yatarken bile kulağımda kulaklık podcast dinliyorum. hafıza boşlukları affetmiyor.

eh, bu sancıların da yaşanması lâzım.
anabacı vokke anabacı vokke
unutmamak...

zaten unutmanıza gerek yok. size yapılan hiçbir şeyi unutmayın mümkünse... ama takıntı haline getirmeyin yeter ki "eski sevgilisi unutamadı çocuk" tespiti konulan vakaların yüzde sekseninde olan mevzu aslında unutamamak değil takmaktır. bir çıkın oradan... yüzde bir bile olsa geri dönme ihtimalini sildiyseniz kafanızdan, unutmuyorsanız da takıntı haline getirmiyorsunuz. hem eski aşkları unutamamızın sebebi biraz da şimdiki aşksızlığımız değil midir efendim?
5
iş bitiren frank iş bitiren frank
eski sevgiliyi düşünmeye vakit bırakmayacak kadar çok çalışmak. yeni biri diziye başlayıp hızlıca tüm bölümleri izleyip bitirmek.

düşünmeyi engelledikten sonra kabullenmek ve üçüncü adım ise alışmak. daha sonra ise hayata yeniden adapte olmak.
neydimneod2 neydimneod2
diyelim ki unuttun.
yanından onun gibi kokan biri geçmeyecek mi?

diyelim ki unuttun.
sevişirken ,öpüşürken , yapayalnız dolaşırken
unutmaya çalışırken

yok yok o bir şarkıydı...
sev ya da sevme hayatına giren herkes bir parça alacak senden!
beste çalan mahur beste çalan mahur
anabacı'nın da dediği gibi unutmamak.

bu süreçte yapılan en büyük hata işe şu. düşmanlaşarak kurulacağını düşünmek. zaten şöyleydi böyleydi diye avunmak. sürekli tepkisel davranmak, adım adım tepki örmek. önce fotoğrafları silmekle başlar, hediyeler, ortak anları yansıtan başka şeyleri atmakla, yakmakla devam eder. hatta ritüelle her hediyeyi aldığı yere atanlar var. aslında çok romantik şeyler bunlar ama bir duygusal yükün ağırlığını taşımak istemiyorsak romantik olmayacağız. niçin unutmaya çalışmayacağız, çünkü yük istemiyoruz. gayret, yanında yük getirir. niçin tepkisel davranmayacağız, çünkü her tepki bir yük getirir.

zaten ilerde biri hayata dahil olunca, o fotoğraflar siliniyor, hediyelerden, giysilerden sike sike kurtuluyoruz. hele bir de az çok gemişimiz hakkında fikri olan biri girerse ki bir yaştan sonra o iş genelde öyle oluyor, seve seve tüm anılar hayatımızdan çıkıyor.

bir de duygularımıza değer vermeliyiz. her zaman derim, sevgi de nefret de umut da, her duygu aynı derede kıymetli, ziyan etmemeliyiz. zaten sağlıklı bir kafayla olması gerektiği kadar yaşammışsa her duygu, olması gerektiği gibi de son buluyor. her şeyin ötesinde takıntılar varsa iş o zaman sıkıntı zaten.

bir de ilkeler önemli, bitti dediğimiz noktayı biz seçmesek de, seçimin doğru olduğunu düşünmesek de bitti. bu takıntılar, tepkiler hep beklenti. geri dönmesini beklemek. yahu bittiyse bitmiştir. bugüne kadar biten hiçbir ilişkide sebep sorgulamadım kendi kafamda. yani tabi birtakım hataların tekrarlanmaması gelecek için önemli ama gelecek için, geçmiş geçmiştir. unutmaya çalışan kişi isek, terk edildik demektir. yükün ağırını da terk edene yüklemek lazım, zaten ortada gereksiz bir takım ortak alanlar bulunuyorsa, onu da o halleder. ilke demiştik, biten bir şeyi başlatmak doğru olmaz. bir kere sevmekten vaz geçen, her zaman vaz geçebilir.

bırakınız, hayat devam etsin.


yaşam goçu mahur.