eskişehir

85 /
clitor eastwood clitor eastwood
türk evi mimarisine sahip çıkan güzide şehir.
çoğu şehirde çok katlı binalardan gelecek rant uğruna geleneksel türk evleri yıkılırken, eskişehir'de türk evi mimarisiyle bezenmiş sokaklar, evler, mimariler bina edilmiştir.

orijinal planlara sadık kalarak inşa edilen, çıkma ve cumbalı rengarenk evlere rastlayacağınız çok az şehirden biridir.
sırf bu yüzden ve halkının hem değerlerine, hem birbirine sahip çıkışıyla eskişehir'e saygım sonsuzdur.

hele bir kalabak suyu vardır ki, türkiye'de çıkan en güzel, en tatlı kaynak sularında zirveye oynar.
oiki oiki
eskişehir diyince aklıma, sıcak kanlı insanları-doğal olarak samimiyeti, kıç kadar olmasından mütevellit herşeyin bir yerde toplanmasından dolayı oluşan ''bir şeye'' ulaşım kolaylığı, hareketli bir yer olması, canlı ve genç zihinlerin doluşması-haliyle yobaz kesimin biraz az olması. ne bileyim. ev gibi bi yer ya canım eskişehir!
mavi sever mavi sever
hayatımı değiştiren şehir.

erkek arkadaşım yurtdışında yaşıyor. ailemle tanışmak için geldi fakat 1 günlük eskişehir planı yapmak zorunda olduğumuzdan bahsetti. ailemle tanışacağı için zaten stresliyim mızmızlanıp durdum. gitmesek olmaz mı? sunumunu at bir bakayım, haliyle sevgilimi de darlıyorum. sunum öncesinde bir restoranda hocası, okul arkadaşı ben ve sevgilim birlikte yemek yiyecektik. sabah erkenden hızlı trene bindik, yolda o kadar heyecanlı ki sakinleştirmeye çalışıyorum ama nafile. bir gün öncesinde babamla tanışırken de yine aynı şekilde gergindi. nefes alışı, bakışı bile farklı. sunumuna göz attım, sinirlendiğim birkaç şey vardı. hem heyecan yapıyor hem de sunumu özensiz. eskişehir benim hayatımın dönüm noktası diyor. itiraz ettim, üniversitenin adını vurgulayacaksın, önemli olan üniversitenin sana kattıkları dedim ama yolda beni de delirtti. eskişehir'e ulaşınca kahve içelim dedi, yürüdük ve bir yere geçip oturduk. koltuğun ucuna oturuyor, elleri asla soğuk olmayan sevgilim resmen buzluk gibiydi. tanıyamıyorum. lavaboya git istersen dedi. yooğğ gerek yok dedim. gerginlik kat sayısı artıyor. sürekli saate bakıyor, geç kalmasak bari hocama diyor. sakin ol allah aşkına bu sen değilsin, lütfen gerçekten korkmaya başladım seni tanıyamıyorum diye ekledim. 5 dakikalık sunum hayatında ne değiştirir diyorum ama beni duymuyor bile. planlanan zamandan yarım saat önce kalkıp restorana gittik. 4 kişilik bir masada yan yana oturduk. servisler açılıyor. tabletten hala sunum tekrarı yapıyor. bana döndü dedi ki, lavaboya git istersen. stres bana da yansıdı, ihtiyacım falan yok, neden beni lavaboya göndermeye çalışıyorsun dedim ve kızdım. hoca gelince masadan kalkman ayıp olmasın diye söyledim dedi. sunuma yeniden başladı. genel özeti yapıyordu, evet eskişehir hayatımı değiştiren ve değiştirecek olan şehir derken oturduğu koltuğu geriye çekti ve dizlerinin üzerine inip benimle evlenir misin dedi. biz buraya bunun için gelmedik ki, hayır senin sunumun var. şaka yapıyorsun bana dedim. bu şaka mı? 10 saniye mal gibi kalıp cevap verememişim. soruyu tekrar edince ayıktım. soruma işte o zaman cevap verdi. o 5 dakikalık sunum hayatımı çok değiştirecek işte dedi :) evet dedim sonunda ama gerçekten hayatımın şokunu yaşadım. iş hayatında sürekli sunum ve toplantılarda aktif olan bir insan. küçük bir şey için bu kadar heyecan yapması gerçekten stres veren bir durumdu. meğersem tüm heyecanı stresi bu sebeptenmiş. ben fark etmeyim diye beni lavaboya göndermeye çalışmış. x-ray cihazından geçerken yüzüğü yakalatmamak için çabalamış. hava buz gibiydi ama yüzük kutusunu yakalama diye üşüyen ellerini bile içim yana yana tutamadım diyor. yine çılgınlar gibi detaylı düşünmüş ve hazırlamış. tüm her şeyi itiraf edince harika bir yemek yedik ve gezebildiğimiz kadar gezdik. akşam otobüsle döndük ama çay içmeye annemler çağırdığı için oraya geçtik. tabi olayları babama anlatmak bana düştü. kız kardeşim anlatırken aşırı derece kızardığımı söyledi, haklı çünkü hem şoktaydım hem de hayatımın en güzel ve en mutlu adımlarından birini attık.
3
hyym hyym
hergün kıraathaneye gidip ön saflarda yerimi alıp çayımı yudumlarım ve "ulan ne karılar var be ..." dedirten şehir.
mevsimbaharı mevsimbaharı
yeni yeni tanımaya uyum sağlamaya başladığım şehir. öncelikle şehrin yapısı müthiş bence. sehir çok temiz bakimli ve alternatifler olusturulmaya calisilmis. her kesime hitap edecek şekilde fırsatlar oluşturulmuş. şehir çok küçük, ulaşımı kolay. 3 üniveristesiyle öğrencisi bol bir şehir. insanlar kendi içinde düzenini oluşturmuş ve genel olarak birbirlerine saygililar, insanlari konuşkan ve çoğu seyde yardımcı olmaya çalışıyorlar. en azindan ben denk geldiklerimden memnun kaldım. şu an için bunlari diyebilirim. ama bozkırın ortasında farklı bir atmosfer oluşturulmuş, görülebilecek yerlerden.tavsiye ediyorum ben.
kubbedeki sada kubbedeki sada

sevenkovboy sevenkovboy
öğrencilerin şehir nüfusunun %33'ünü oluşturduğu ama öğrencinin fazla olması ve iki üniversite bulunmasından başka hiçbir şekilde öğrenci şehri olarak nitelenemeyecek şehir. eskişehirde kiralar uçuk fiyatlardadır, yurtlar inanılmaz kazıktır, gecenin 12 sinde karnınız acıktığında dışarı çıkıp yiyebileceğiniz pek fazla birşey yoktur. havası inanılmaz soğuk insanları son derece kibirlidir. istanbul kompleksi vardır. kendilerini dünyanın merkezinde görürler ama esasen bir bok değillerdir. şöyledir. böyledir...

ilave: yalan lan yalan, güzel şehir vallahi.
85 /