ete kemiğe büründüm mahmut diye göründüm

dumrul dumrul
hazır mahmut leş olmuşken hatırlayalım dediğim söz. bu tarikat cemaat pisliklerinin mükemmel özeti. insanların hangi masallara nasıl inanabildiğinin de harika bir örneği.

gel gelelim başlıktaki tüm videolar silinmiş. biliyorum yine silinecekler ama bulunamaz hale gelene kadar eklemeye devam edelim. niyesini de ilerleyen satırlarda anlatayım.

cübbeli'nin anlattığı bu:




ne dediği açık mı? açık. allah adamın tekinin rüyasına girmiş demiş ki ete kemiğe büründüm mahmut diye göründüm. bu hikayeye göre mahmut kim? allah'ın ete kemiğe bürünmüş hali.

tarikat ve cemaatlerde bu tür muhabbetler yeni mi? değil. mahmut'a özgü mü? değil. bugün ortalık mehdiyle, mesihle, gavsla, peygamberle, ve hatta burada görüldüğü gibi allahlarla doludur. çünkü din budur. kaktırabildiğin her masalı kaktırırsın. muhammed'in uyanıklık yapıp tıpkı bugün olduğu gibi ortalık peygamber kaynıyorken "dünyaya 125 bin peygamber geldi ama ben son peygamberim" demiş olması bir şey ifade eder mi? etmez. etmemiştir. islam dünyasında da peygamberler eksik olmamıştır. e nasıl oluyor bu? said nursi'nin yaptığı gibi oluyor mesela. onu uzun uzun anlattık:

www.facebook.com

bu hikayelerin ortak özellikleri dinler hakkında çok güzel veriler içerir. din dediğin menkıbedir. sözlü kültür ürünüdür ve sözlü kültür, kitleleri harekete geçirmek bakımından yazılı kültürden çok daha üstün ve etkilidir. bunun niye böyle olduğunu anlamak isteyenler claude levi strauss'u biraz okumalı ve sıcak ve soğuk toplum kavramları hakkında malumat sahibi olmalıdır. konu burada özetleyemeyeceğim kadar detaylı. onu siz araştırmalısınz.

özetle dinde kitap mitap yoktur. kuran da bir kitap olarak ortaya konmamıştır. kuran'ın ilk ayetinde "ikra" derken kitap oku demiyor. "bunu yay" diyor. "anlat" diyor. şiir okumak dediğimizde, şarkı okumak dediğimizde neyden bahsediyorsak ondan bahsediyor. tam da bu yüzden muhammed bu ayetleri kitap haline getirtmemiştir. o ihtiyaç onu takip eden halifeler zamanında ortaya çıkıyor. yani bir noktada kitaba ihtiyaç olur ama mümkün olduğunca kitap olmaması evladır. video hiç yoktur. video olmamalıdır. bu dangalakların ihmal ettiği şey düşünmek olduğu için, kameranın cazibesine kapıldıkları için işin sihrini kaçırdılar.

dinin olayı şudur: sen bir masal anlatırsın. öteki dinler ve o da başkasına anlatır. masallar böyle böyle anonimleşir. bir masal ne kadar çok kişi tarafından, ne kadar uzun süre, ne kadar çok kişiye anlatılırsa onun tartışmasız inanca dönme ihtimali o kadar çok olur.

bunun için de modern çağda kendi anlattıkları masalların hep bi tık havada kalmasına ihtiyaçları vardır.

eeeee onu mahmut anlatmamış. cübbeli anlatmış. ama ona da başka biri anlatmış. allah dostunun teki (kim o? allah'ın dostu işte adını napacan yrrm) rüyasında görmüş. (hımmm rüya... rüyada allah görülür mü? allah'ın keyfinin kahyası mısın yrrm. o ne dilerse o olur) ama rüya deyip geçmeyin. güzel, tatlış, minnak dinimizde rüyaların önemini biliyorsunuz değil mi? allah ya da şeytan ya da melekler sizinle temasa geçecek olurlarsa bunu rüyada yaparlar. muhammed'e gelen ayetler de zaten rüyalarda nüzul ederlerdi. heee yani (göz kırptığını hayal edin) rüya deyip geçmeyin ama ele güne karşı da bunları çok anlatmayın. mahmut efendinin ne denli mühim bir din büyüğü olduğunu (şşşşş aramızda ha) bilmek için rüyaya gerek yok. ama rüyaların önemini söylemiş miydim... neyse kafirler bu hikayeleri duyunca milleti uyandırmak için kullanıyorlar. bu masalı da kulaktan kulağa bizim kekolara anlatın...

evet aşağıdaki video tam da bunları söylüyor.




işte hep anlattığımız olaylar. başlıktaki lafı kim söylüyor? cübbeli. bu laf neye işaret ediyor? mahmut dalyarağının aslında peygamberden filan öte bir adam olduğunu, her müslümanın ona itaatle yükümlü olduğunu.

ama biz çıkıp burada yapılan şeyi sana gösterdiğimizde içlerinden biri çıkıp bizi suçlayacak. diğnimizi şey yapıyossunuz taam mı. saygı duyacağısınız taam mı. şerefsiz kafirler taam mı...

takiyenin ya da papazın (iyi polisin) işlevi budur. sana yiyeceğin kadarını verir. ne verseler yiyene anlattığı masal ile sana anlattığı masal farklıdır. sen yiyorsan dibine kadar sokar. yemiyorsan "orada öyle demek istemiyor taam mı" diye üzerine yürür. ee şimdi bu laf ne? rüya. eğer yiyorsan rüya ne? ruhsal alemle kurulan bağlantı. şeytan vs allah'ın kılığına girebilir mi? hayır. allah adına yalan konuşulabilir mi? hayır. o zaman mahmut allah'ın yeryüzündeki tecellisidir. farkında mısınız adamlar bu mahmut'u peygamberin üstüne koymuş oluyorlar. ona itaat etmek senin görevindir. bunu yemiyor musun? "ilmi zayıf olanlar annamaz taam mı?" hiç mi yemiyorsun? şerefsiz atayiz nasıl da çarpıtıyor... orda öyle demek istemiyor taam mı. rüya anlatıyor işte taam mı...

yukardaki ikinci videoda ne anlatıyor adam? olaylar nasıl yürüyor? takiyenin işlevi ne? tevilin işlevi ne? videonun sonunu tekrar dinleyin; "inkarcıların eline koz vermemek için bu tür rüyaları anlatmaktan kaçınmak gerekir." bu ne demek?

hemen size bir çocuk istismarcısından örnek vereyim. 12 yaşındaki çocuğa musallat olan bir şeyh, çocuğun babası ile yaptığı konuşmada ne diyordu hatırlayanınız var mı? "efendimizin sünnetinde var, bunu ben anlarım sen anlarsın ama dışardaki adam anlamaz yani. o zamanda dinimize, peygamberimize, tarikatımıza laflar olur"

twitter.com

sen bunların ne demek olduğunu anlıyor musun? bir cemaatin, tarikatın, bir şer yuvasının sana anlattığı hikaye ile kendi militanına ve sempatizanlarına anlattığı hikaye çok farklı. bu karanlıktan çıkabilmemizin yolu çoooooook uzun. buralarda yazdığımızda benden üç beş cümlelik reçeteler isteyen oluyor. böyle bir reçete yok çünkü bu olayların ekonomik, sosyal, pedogojik ve hatta askeri bir çok yönü var. bunlar onlarca yıllar boyunca sürecek mücadele konuları ama her şeyin başı işin mantığını anlamak. bu karanlıktan çıkmaya işte burada açıkça görebileceğiniz sistematiği anlamakla başlayacağız. çünkü her şeyin başı anlamaktır. sorunun ne olduğunu anlamadan çözümü hiçbir şekilde bulamazsınız.
bu başlıktaki 7 giriyi daha gör