ethica

kheldarxenon kheldarxenon
düşüncelerine katılmak zor olsa da spinoza'nın yöntem olarak döktürdüğü eser. çoğu matematikçiden (ki buna çok büyük matematikçiler de dahil) daha sağlam bir matematiksel kurgu oturtmuş spinoza. tanımlarla başlıyor her bölüme. sonra önermelerini sıralıyor ve ispata başlıyor. çok karmaşık görünen mevzuları çok basit biçimde ispatlayabiliyor ki bunda da kartezyen yöntemden etkilendiğini net olarak görebiliyoruz. sonrasında leibniz'in yöntemine de biraz şekil vermiş, düşünce olarak ise en çok da kant'ı etkilemiştir sanırım bu eser. her şeyi a priori olarak gösterme amacı vardır kitapta. bu a priori gösterimde geometrik yöntemden faydalanıldığı gibi geometrik ve matematiksel ilkelerden de yararlanmıştır spinoza. tabi burada matematik bilgisindeki bazı eksiklikler ve sonrasında matematikte yaşanan gelişmeler düşüncelerinin yanlışlığını ortaya koymuştur kimi konuda.

örneğin ilk bölümde "sonsuz maddi töz" tartışmasında bir anti tezi vardır sonsuz maddi töze karşı. der ki:

diyelim ki maddi töz sonsuz olsun. e madde bölünebilir olduğuna göre evrendeki tüm maddeler de bölünebilirdir. e o halde ya iki tane sonsuz maddi töz oluşur, ya da bir sonlu bir sonsuz iki maddi töz. e sonsuz dediğimiz şey bir tane olduğuna göre bu mümkün değildir. o zaman madde sonsuz olamaz.

aynı şeyi monadoloji'de leibniz de söylemiş ve "sonsuzun birliği" üzerine düşünce temellendirmiştir. oysa ki 1800'lerde ortaya atılan topoloji ve reel analiz kuramları sonsuzun bir olmadığını, en başta sayılabilr ve sayılamaz olarak ikiye ayrılabileceğini, sayılamaz sonsuz kavramların ise en az (ki gerçekte en az olmasına rağmen reel analiz kuramı bunu en az değil tam olarak alır) sayılabilir sonsuz sayıda farklı sonsuz olduğunu göstermiştir. tabi burada sayılamaz sonsuz dediğimiz şey sayılamaz sonsuz farklı sayıdadır yine ama sayılabilir sonsuz sayıda farklı sayılamaz sonsuz dediğimiz şey "tanım olarak birbirinden farklı sayılamaz sonsuzlar"dır. son bölümün konuyla alakası yok aslında, takılmayın oraya. somutlaştırmak gerekirse:

doğal sayılar sayılabilirdir. sayıyoruz 1,2,3,4 diye. ve sonsuzdur. o halde sayılabilir sonsuzdur.

reel sayılar ise sayılamaz. yine sonsuzdur.

peki doğal sayıların eleman sayısı ile reel sayıların eleman sayısı bir midir? değildir. bu da onların sayılabilir veya sayılamaz olmasından ileri gelir.

ama örneğin (a,b) aralığı ile (a ve b reel sayı) [b,c) aralığının uzunlukları farklıdır, eleman sayıları ise aynıdır, sayılamaz sonsuzdur. e o zaman sayılamaz sonsuz bir küme iki sayılamaz sonsuz alt kümeye ayrılabilir.

aynı şekilde tam sayılar sayılabilir sonsuzdur (0'a 1 deyip bir pozitif bir negatif giderek sayabiliriz. (0->1, 1->2, -1->3, 2->4 .....) ve tam sayıları da iki sayılabilir alt kümeye ayırabiliriz (doğal sayılar ve 0, negatif tam sayılar).

işte spinoza burada zırçmıştır. benzer şekilde leibniz de zırçmıştır. sonsuz bölünebilir ve bölündüğünde bir parça yine sonsuz olabilir. birden fazla sonsuz büyüklük vardır, sonsuz bir değildir.

neyse, sırf topoloji ile töz kavramını bir arada düşündürdüğü için bile bu kitap çok büyük bir eserdir.
inanna salome inanna salome
hayalleri süsleyen, içine dalınıp tüm güzelliğini, bilgeliğini hissederek mümkün olduğunca içselleştirilip hayata yeniden doğmayı sağlayacak özel kitap.
spinoza gerçekten büyüksün...

tam adı; etika geometrik düzene göre ayrılmış ve beş bölüme ayrılmış olan


''sürekli okunacak ve hep yeni dersler çıkarılacak kitap.''



''o kendi duygulanışlarının şuuruna sahiptir.; nitekim, bir bedeni olduğunu ve beden hayatının hangi şartlarda sürüp gittiğini gözlemle bilir. fakat bu bir çeşit bilgi ise de, son derece eksik ve kederli bilgidir, kederlidir, çünkü eksiktir; şuur edinmek, gerçi insan için ıstırap çekmek değilse de, hiç değilse edilgin olmak, zor altında bulunmak, güdülmek, çoğu kere yük altında kalmaktır. filozofun elinde, kurtulmak için nasıl bir araç vardır? onun işi, hayatını biraraya getiren arazlardan, asıl kendi varlığını meydana getirmektir...''
inanna salome inanna salome
''bir yapının orjinalliği ya da özel değeri, taşlarının ayrı ayrı yerlerden alınmış olmasından dolayı hiç bir zaman eksilmez.'' *

''bilgisizliği yıkmak, budalaca hayreti yıkmaktır. yani onların biricik akıl yürütme ve otoritelerini koruma amaçlarını yıkmaktır.''

duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
''önce bizde hatırası olmadan ruhun emriyle hiçbir şey yapamayız. öte yandan bir şeyin hatırlanması ya da unutulması hiçbir zaman ruhun hür iradesine bağlı değildir. ruhun hür bir emriyle söylediklerini veya sustuklarını ya da herhangi bir hareketi(action) yaptıklarını zanneden kimseler gözleri açık rüya görürler.''

''her varlığın kendi varlığında sürüp gitmek için yaptığı çaba sonlu bir zamanı değil, sonu belirsiz (indefini) bir zamanı kuşatır.''(önerme viii)

''ruh yalnız açık ve seçik fikirlere sahip olması dolyısıyla değil, fakat bulanık fikirlere de sahip olması bakımından, kendi varoluşunu belirli bir sürede saklamak için çabalar ve onda kendi varoluşunun şuuru vardır.'' (önerme ix)
''biz bir şeyin iyi olduğunu zannettiğimiz için o şey bizim araştırmalarımızın objesi olmaz; tersine, onu istediğimiz, araştırdığımız ve arzu ettiğimiz için onun iyi olduğunu zannederiz.''

önerme xviii
'insan hazır bir şeyin hayaliyle olduğu kadar geçmiş ve gelecek bir şeyin hayaliyle de sevinç ya da keder duyabilir.

scolie; umut, gerçekten olması bize kesin değil diye görünen gelecek veya geçmiş bir şeyin hayalinden meydana gelmiş kararsız bir sevinçten başka bir şey değildir.
korku, tersine olarak , yine kesin olmayan bir şeyin hayali ile meydana gelen kararsız bir kederdir.
şimdi bu iki duygulanıştan şüpheyi kaldırırsanız, umut güvene, korku umutsuzluk haline düşer; korktuğumuz veya umduğumuz bir şeyin hayaliyle meydana gelen sevinç ya da kederi yapan budur.
ondan sonra haz da, olması bize kesin görünmeyen geçmiş bir şeyin hayaliyle meydan gelmiş bir sevinçten başka bir şey değildir. en sonra şuur daralması, şüphesiz hazzın karşıtı olan kederdir.''

''ovidius'un 'sevgiler' adlı kitabından 19. elegia'sında şöyler diyor:
engelsiz ve rakipsiz olarak sevmek, ya da başkalarının hiç sevmediklerini sevmek pek de ince olmayan bir şeydir. umut ve korku sevginin en tatlı damarlarıdır.''

''bize benzer bir şeyi sevdiğimiz zaman, gücümüz yettiği kadar onun da bizi sevmesini sağlamaya çalışırız.'' (önerme xxxiii)

insanın köleliği veya duygulanışların köleliği üzerine
''bir duygulanış ancak karşıt bir duygulanış ile ve azaltılacak duygulanıştan daha kuvvvetli olan tarafından azaltılabilir ya da kaldırılabilir.'' (önerme vii)

önerme viii
''eşit şartlar altında sevinçten doğan bir arzu, kederden doğan bir arzudan daha kuvvetlidir.
erdemin ilkesi insanın kendi varlığını koruması için çaba harcamasıdır, üstün mutluluk (felicite) insanın kendi varlığını korumasından ibarettir.
en sonra, kendilerini ölüme bırakanların ruhları güçsüzlüğe uğramıştır ve büsbütün kendi tabiatlarıyla karşıtlık halinde bulunan nedenler tarafından yenilmişlerdir.''

önerme xx
insan faydalı olanı aramaya, ayni kendi varlığını korumaya ne kadar çaluşırsa, o kadar fazla güç sahibi olur ve o kadar çok erdem kazanır ve tersine, faydalı olandan yani kendi varlığını korumadan ne kadar kaçınırsa insan o kadar güçsüz olur.
scolie (bu bölüm intihar temelinde de düşünülebilir sanki)
öyle ise, hiç kimse kendine faydalı olana karşı arzu duymadan, ya da kendi varlığını korumadan vazgeçemez; ancak dış ve kendisine karşıt nedenler önünde yenilirse, onları korumadan vazgeçer ve bu asla kendi tabiatının zorunluluğu ile değil diyorum, bu her zaman gıdası nefret olan ya da kendisine ölüm veren dış nedenlerin baskısı altındadır ki, bu da birçok tarzlarda meydana gelebilir.(...) bedeni duygulandıran belirlenmemiş dış nedenlerle bunlar öylesine meydan gelir ki onun tabiatının yerini, ona karşıt olan ve zihinde (ruhta) onun fikri bulunmayan bir yeni tabiat alır. fakat insanın kendi tabiatının zorunluluğu ile var olması, ya da şeklini değiştirmeye çalışması, biraz ince düşünüşle (teemmül ile) herkesin anlamasına imkan verdiği üzere, bir şeyin hiçten var olmasının imkansız olduğu kadar imkansızdır.''

önerme xxi
hiç kimse var olmak, etki yapmak(işlemek) ve yaşamak arzusuna aynı zamanda sahip olmadan, yani fiil halinde var olmadan, onda üstün mutluluk, iyi işlemek ve iyi yaşamak arzuları olamaz.''

(spinoza-etika,geometrik düzene göre ayrılmış ve beş bölüme ayrılmış olan- dost kitapevi yayınları felsefe dizisi- çeviri; hilmi ziya ülgen)
inanna salome inanna salome
''akıllı olması bakımından ruhun, bilgiden başka hiçbir şeye karşı iştahı yoktur ve bilgiye götürenden başka hiçbir şeyin kendisine faydalı olduğuna hükmetmez.''
''tabiatı bizim tabiatımızdan bütünüyle farklı olan bir şey bizim için ne iyi ne kötü olabilir.''
''bir şey tabiatımızla ne kadar uyuşuyorsa o kadar faydalıdır. ve buna karşılık tabiatımızla ne kadar uyuşmuyorsa o kadar zararlıdır.''
''yalnızca olumsuzlukta uyuşan şeyler, gerçekte hiçbir suretle uyuşmazlar.''
''insan insan için bir tanrı dır''

önerme xxxiii (bu bölüm bedenin cinsel mutluluk duygulanışı olarak da düşünülebilir) *
'pek çok biçimlerde duygulanabilecek ya da dış cisimleri pek çok biçimlerde duygulanmaya elverişli kılacak bir insan bedenine sahip olan kimse, insan için yararlıdır; ve bu suretle beden, duygulanmaya ve başka cisimleri birçok biçimlerde duygulandırmaya ne kadar yetkili bir hale konmuşsa o kadar fazla faydalıdır.'

kanıtlama
böyle bir yatkınlık bedende ne kadar fazla ise, ruh kavramaya, algılamaya o kadar fazla elverişli olur. nitekim böyle hal ve şart içindeki bedene sahip olan ve yatkınlığı artıran kimse, zorunlu olarak iyi ya da faydalıdır ve bu yatkınlığı ne kadar arttırırsa o da o kadar artar; bir şey tersine bedenin bu yatkınlığını azaltırsa, bu şey zararlıdır.''

önerme xlvi
''her kim aklın düsturuna göre yaşarsa, gücü yettiği kadar başkasının kendi hakkındaki kinini, öfkesini, aşağı görmesini, sevgi ya da yüksek gönüllülükle karşılamaya çalışır.''
önerme lxii (kuantum düşünce gücüne selam çakıyor sanki) *
'ruhun, şeyleri aklın emrine göre tasarlaması bakımından, fikir ister geçmiş veya gelecek bir şeyin fikri olsun, isterse şimdi hazır olan bir fikir olsun, o da aynı suretle duygulanmıştır.''
önerme lxviii
''hür bir insan hiçbir şeyi ölümden daha az düşünmez ve onun bilgeliği ölüm hakkında değil, hayat hakkında derin bir düşüncedir. (`meditation)'' * *

önerme lxxi
''yalnızca hür insanlar birbrilerine karşı çok minnet duyarlar.''
kanıtlama: yalnız hür insanlar birbirlerine karşı tamamen faydalı ve birbirlerine büsbütün sıkı bir dostluk bağı ile bağlıdırlar; yalnız onlar aynı dostluk gayreti ile birbirlerine karşılıklı iyilik yapma gayreti ile birbirlerine karşılıklı iyilik yapmaya çalışırlar ve bundan dolayı yalnız hür insanlar birbirlerine minnet duyarlar.''

önerme lxxii
hür insan hiçbir zaman aldatıcı oarak değil, her zaman temiz kalple, iyi niyetle hareket eder.

(spinoza-etika,geometrik düzene göre ayrılmış ve beş bölüme ayrılmış olan- dost kitapevi yayınları felsefe dizisi- çeviri; hilmi ziya ülgen)
inanna salome inanna salome
hayatın doğru yönetilmesi üzerine ek bölüm
fasıl i
bütün çabalarımız veya arzularımız tabiatımızın zorunluluğundan gelirler.

fasıl ii
tabiatımızdan çıkan huylar arzular; ruha ait olan arzulardır. başka arzular dış şeylerin gücüyle tanımlanmalıdırlar; bundan dolayı ilk arzulara, doğru etkiler, ikincilere edilgiler, pasif haller denilir. ilki bizim gücümüzün belirtileridir, ötekiler ise tersine bizim güçsüzlüğümüzün ve sakatlanmış bir bilginin belirtileridir.

fasıl iii
etkilerimiz, yani insanın gücü ve aklı ile tanımlanan bu arzular, her zaman iyidirler; başka arzular ise kötü oldukları kadar da iyi olabilirler.

fasıl iv
öyle ise her şeyden önce hayatta zihni ve aklı, gücümüz yettiği kadar yetkinleştirmek faydalıdır ve insanın yüce mutluluğu, ya da üstün mutluluğu (`beatitude) yalnız bununla kaimdir; çünkü insanın üstün mutluluğu `kendi kendisinden içten mutlu olması`ndan başka bir şey değildir.

fasıl ix
gönüller silahla değil, sevgi ve yüksek gönüllülükle yenilirler.

sevgi aşk birliktelik
fasıl xx
erkek ve kadının sevgilerinin başlıca nedeni yalnızca güzellik değil iç hürlüğü ise, o akılla uyuşur.''
inanna salome inanna salome
zihin gücü ve insanın hürlüğü üzerine
önerme i
şeylerin düşünceleri ve fikirler ruhta düzenlenmiş ve zincirlenmişlerdir. bedenin duygulanışları yani şeylerin hayalleri bununla bağlılaşmış olarak (`correlatif) bedende düzenlenmiş ve zincirlenmiş, birbirine bağlanmıştır.

önerme ii
eğer ruhun bir heyecanını ya da bir duygulanışını bir dış nedenin düşüncesinden ayırıyorsak ve onu başka düşüncelere bağlıyorsak, dış nedene ait sevgi ve kin yok olmuştur.

önerme v
bizim zorunlu, münkün veya zorunsuz olarak değil, sadece hayal ettiğimiz bir şey için olan duygulanış, bütün eşit şartlar altında, mümkün olan en büyük duygulanıştır.

önerme vi
ruh her şeyi ne kadar zorunlu olarak bilirse onun duygulanışlar üzerinde o kadar büyük gücü vardır, yani onlardan o kadar az edilgin olur.

önerme viii
kökü akıldan gelen, ya da akıl tarafından uyandırılan duygulanışlar, zaman göz önüne alınacak olursa, hazır değilmiş gibi görünen tekil şeylere nispet edilenlerden daha güçlüdür.

önerme viii
aynı zamanda bir duygulanışı uyandırmaya yardım eden nedenler ne kadar çok ise duygulanış o kadar büyüktür.


''azaplar ve talihsizliklerin başlıca kökü birçok değişmelere uğramış olup bizim büsbütün sahip olamadığımız bir şey için aşırı derecede sevgidir.''

önerme xxix
ruh bir çeşit ezeliliğe sahip olarak bütün bildiğini, bedenin hazır olan (`actuel) varlığını tasarladığı için değil, fakat bir çeşit ezelilikle bedenin özünü tasarladığı için bilir.

önerme xi
her şey ne kadar çok yetkinliği varsa o kadar çok etkindir ve o kadar az da edilgindir; buna karşılık, bir şey ne kadar etkin ise, o kadar yetkin ve olgundur.


''(...) bilgisiz, birçok bakımlardan dış nedenler tarafından sürüklenmesi yüzünden, bir iç memnunluğu hakkıyla elde etmemiş olmasından başka kendi kendisi ve şeyler hakkında tam bir şuursuzluk içindeki kişi tesir almadan yani edilginlikten çıkarak etkin olarak var olabilir.* her ne kadar oraya götürdüğünü gösterdiğimiz yol son derece çetin gibi görünüyorsa da, yine de oraya gidilebilir.şüphesiz ki, çok nadir bulunmuş olan çetin bir yol olmalıdır. fakat, güzel olan her şey nadir olduğu kadar da güçtür. ''

(spinoza-etika,geometrik düzene göre ayrılmış ve beş bölüme ayrılmış olan- dost kitapevi yayınları felsefe dizisi- çeviri; `hilmi ziya ülgen)
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
beş ana bölümden oluşan müthiş bir spinoza eseri. kropotkin ve spinoza lafı hiç eğip bükmeden, başladığı paragrafın başında ne diyorsa sonunda da dediğini çok sağlam bir şekilde bağlamaları çok hoşuma gidiyor. bir şey söylüyor ama onu da temellendirerek, kanıtlayarak ve daha önemlisi düşündürerek söylüyorlar. okuyanı ya sorgulayarak muhalif olur yazara ya da sorgulayarak yazarı benimsemeye başlar. ama sorgulayarak... işte bütün mesele burada. spinoza'nın zaten hemfikir olunsun diye yazmadığı alenen ortada olduğu için insanı düşünmeye sevk eden felsefi eserlere bayılıyorum. laf aramızda haz duyuyorum.

içeriğine derinlemesine girip çok şey yazmak isterim ama okumayanlar vardır. merak uyandırması açısından ana başlıkları şöyle bir sıralayayım ilgisini çeken alıp okusun.

- tanrı hakkında
- ruhun tabiatı ve kökü üzerine
- duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
- insanın köleliği üzerine
- zihin gücü ve insan hörgücü üzerine
darth minor darth minor
sane sicut lux seipsam ct tenebras manifestat, sic veritas
norma sui et falsi est.

(gerçekten, ışığın kendisini ve karanlığı ortaya çıkarması gibi, doğru da
kendisinin ve yanlışın standardıdır.)