etimoloji

1 /
jimela morrison jimela morrison
çok zevkli ve eğlencelidir. alıştırmalar yaptıkça formülünü çözüp eğlence amacı olarak kullanabilirsiniz.

örnekin:

alfabe: elif be (abc..)

star: ıstıranca, astra

perşembe: penç (5) -şanbe (gün)

bendeniz: bu sözcüğün ne "ben" adılıyla, ne de "deniz"le bir ilgisi vardır; ancak sondaki "-niz" eki türkçe'dir. "bende", farsça'da, "kul, tutsak" demektir. yani kişi kendini sunarken - eski dönemlerin aşırı nezaketiyle -, "ben kulunuz x kişi," diye sunar ya; bu da öyle konuşmalarla geçmişten günümüze gelmiş. bu açıklama gösteriyor ki, "ben bendeniz x kişi," demek doğru olur ve yalnız kendimizi değil başkalarını da, "bu da naçizane bendeniz y," diye sunabiliriz (tabii y'nin affına sığınarak). neyse, bu sözcüğe bu kadar açıklama fazla bile...

kaldırım: bunun "kaldırmak" ile bir ilgisi var gibi görünse de (otoyolun yükseğinde olması açısından), asıl kökeni rumca'dır. rumca'da "kali", "iyi" anlamındadır (kalimera: günaydın, iyi günler). "dromos" (sondaki "s" genelde okunmaz) ise "yol" anlamını taşır. yani kali-dromos: iyi-yol; yani yürümeye elverişli, taşsız, tozsuz, çamursuz yol...

sütyen: genelde ilişki kurulmasa da, bu sözcük "süt-meme" ilişkisini çağrıştıracak bir yapıda kullanılmaktadır. itiraf etmeliyim ki ben küçükken bu iç çamaşırının - isminden dolayı - sütün dış giysiye sızmasını engellemeye yaradığını sanıyordum. asıl kökeni fransızca'daki "sous tien"dir ("aşağıdan tutan" anlamında). okunuşu: sutien.

lahmacun: bu sözcüğün "macun"la ilgisi dolaylıdır. arapça'da "acin" yoğrulmuş (macun o kökten gelir), "lahm" ise "et" demektir. lahm-i acin: yoğrulmuş et...

boğa yılanı: bu yılan, avını boğarak öldürmesi ve belki de boğa gibi iri ve güçlü olmasından dolayı, ismi türkçe sanılmaya oldukça yatkın olan ilginç bir örnektir. oysa aslı, şimdi kesinlikle hatırlayamayacağım bir afrika dilinden geliyor: boa... sondaki "yılanı" sözcüğü gereksiz... kobra, piton der gibi, boa!..

vapur: ingilizce "vapour" (buhar) sözcüğünden geliyor. önceleri buharlı gemilere verilen ingilizce isimden... aslında, dilimizde batı dillerinden uyarladığımız sözcüklerin genelde fransızca okunuşunu kullandığımızdan bunu da "vapor"dan uyarlamışız.

anahtar: bu sözcüğün kökü, yunanca "anihto" (açmak) eylemidir. "anihtiri" ise "açmaya yarayan" anlamındadır; yani "anahtar"... yunanca kökenli sözcükler aslında dilimize anadolu'da konuşulan ("konuşulmuş olan," demek daha doğru olur sanırım) rumca'dan geçmiştir. gerçekte iki dil biririne çok benzese de, rumca'daki birçok sözcük yunanlar'ca bilinmez. bu yüzden bu sayfalardaki birçok grekçe sözcüğe "yunanca kökenli" demek yerine "rumca kökenli" demeyi yeğleyeceğim. bu durumda ise "anadolu rumları'nın dili" anlaşılmalıdır.

kilit: yine rumca'daki "kleo" (kapatmak) eyleminden türeyen "kleidi" ("klidi" diye okunur; "kapamaya, kilitlemeye yarayan" anlamında...) sözcüğünden gelmektedir.

safsata: yunanca'daki "sophistes" bilgili, bilgisi olan anlamına geliyor. türkçe ve arapça'da ise "gereksiz söz" anlamında kullanılıyor.

ayrıca ukala gerçekte akıllı manasına gelir anlam değişmesine uğramıştır.
galak galak
çok enteresan hadiseleri yaratır bazı vakit. misal eskiden kızlar eskiden delikanlılara varıyordu. gel zaman git zaman bu varmak oldu mu sana vermek?!!
tat mahal tat mahal
tdk bir etimoloji sözlüğü hazırlayacakmış, habertürk muhabiri bu konuda bir ropörtaj yaparken "etimoloji nedir?" sorusuna bir ablamızın "hititbilimi" adını verdiği sözcük.
popo popo
saçma sapan etimoloji yapanlara ithaf olunur

çook eski devirlerde
türklerde din işlerine bakan kişilere kam denirdi
bir elinde kamçı
bir elinde kamış asa
belinde kama
sırtlarında kambur
kamu işlerine bakarlar
kamu ya mistik işlerde yön verirlerdi
aslında bunlar bu gün şaman denilen kişilerdi
bu babadan oğula geçer
onlara da kamanoğullari denirdi
halk bu kam’ın etrafında birleşir
hep birlikte bar tutarlardı
bar ise birlik barabarlik demekti
ki hala da öyledir
işte bu kişilere kam-bar deniridi
toylara çağrılır
barabar barabar barabar
türküsünü kambardan dinlerler
kam-barsız düğün olmazdı
ki bu da hala öyledir
etrafında topluca içki içilen
bar kelimesi de buradan çıkmıştır
sonradan kamanoğullarindan
bir kişi de vardı ki
ona vahiy gelmiş ve o vahiy sebebi ile
kamunun gözleri kamaşmıştı
bütün sosyal hayatlarını doldurmuştu
ve de
barışın birlik ve barabarlığın simgesi olmuştu
ona bir de en yüksek saygı ifadesi olarak
bay kelimesi ilave edildi
adı bay-kam-bar oldu
asıl adı nuh olan bu şahsiyet
yaptığı geminin kamarasında yaşardı
herkes ona biat etti
ona hürmetle baykambar diye hitabetti
baykambar olduğuna inanmayanlar ise
ona nuh demekte ısrar ettiler
sonradan zaman içinde bu kelime
peygamber şeklinde söylenir oldu
o zamanlar biatta inat edenlere
nuh diyorsun baykambar demiyorsun
diyerek çıkışılır yola gelmesi istenirdi
bu da hala böyledir
işte bu işin aslı da budur
şimdi hadi gelin
ister nuh deyin ister yuh deyin
inanmıyormusunuz?
yuh diyorsunuz ama baykambar demiyorsunuz
çok inatçı ve bar-barsınız
hadi bana eyvallah.... bay-bay
ay kam bak (i come back)......................
1 /