evde kalma

birvarmisbiryokmus birvarmisbiryokmus
az evvel bu konuyu beynimde kendimce irdelerken kelimeler bir bir dökülüyordu. neden mi düşündüm? yaş 37, tek başına sadece uyumak için eve girerken kapıyı anahtarla açtığım için tokat gibi suratıma indi. neyse gelelim konuya geri. suç benim mi? kısmen benim tamamını üstüme alınacak değilim.


bu yaşa kadar bir kaç girişimde bulundum elbet ama o korkuyu yenemedim. eskilerin bu konuda ne kadar şanslı olduğunu düşündüm. tamamen görücü usulü tadını kaçırmadan geleceğini kafanda ya da hayallerinde şekillendirecek kadar bilgi sahibi olup, pat diye hiç tanımadığın biriyle aynı evi paylaşmaya başlıyorsun. huyunu suyunu öğrenene kadar epey zaman geçiyor. ama bu kafa için daha saf kirlenmemiş bir beyin olması lazım. bu yaşta az çok kimin ne olduğunu bir kaç hamlede anlıyorsun zaten, o treni de kaçırdık maalesef...


iki gün önce iş yerinde kısa bir sohbette geçen bir konu yine eskilerin çok akıllı olduğunu gösterdi şahsıma. çerkez bir aile üyesi olan arkadaşım şunu söyledi; annesiyle babası evlendiği zaman ayrı evde oturmak yerine nine-dedenin yanında yaşamışlar çok uzun bir süre, o zamanlar kaynana veya kaynata(onun tabiri)ya değil cevap vermek konuşmak bile saygısızlık olarak tanımlanmış ve yıllarca bu şikayet konusu olmuş. dede ölünce eski kurallar yavaş yavaş rafa kalkmış ve konuşma tartışmaya,kavga etmeye dönüşmüş. çünkü gerekli-gereksiz her konuda muhattap olunduğu için saygı çerçevesinden çıkılmış. eskiler... her kurallarında mantık yatıyor aslında, bize çağ dışı gelse de haklı sebepleri var aslında.. neyse... akıl fazla var, tecrübeler rafa kalkmayacak cinsten.. insanî sebepler bitmis menfaat olmazsa selam vermeyecek topluma dönüşmüş haldeyiz, evde kalmak için şartlar fazla uygun. doğru insanla umarım huzur evinde karşılaşmam, gençliğimi boşa tükettin neden erken gelmedin? diye çok dırdır yapacağım kesin...

mecburi tanım; yaş kemale erdiği halde münasip kısmet olmaması ve bekar kalmak bu bir, dışarı çıkılmaması evde oturmak bu iki..