eve sipariş edilen yemeği ısıtmak zorunda kalmak

schwarzhoffner schwarzhoffner
her zaman olmasa da, bazen ne yazık ki yapmak zorunda kalınan eylem. öyle ki, evde yiyecek pek bir şey yoktur ya da vakit yoktur, şuradan bir şeyler söyleyeyim dersin, atıyorum et dürüm söylersin, hızlı gelsin yiyeyim de işime bakayım dersin. 30-45 dakika beklersin, bekleme süresi 20 dakika yazdığı halde, getiren kuryenin suratı zaten sirke satıyor olur genellikle. paketi alırsın, ödemeyi yaparsın, fiş getirmemiştir, ona ayrı ayar olursun, neyse der geçersin. paketi açarsın, dürümü eline aldığında bi bakarsın ki bildiğin soğuk. süper zekalı arkadaş soğuk içecek ile sıcak dürümü birbirine bağlarmışçasına koyunca paketin içine, soğuk gelmesi gereken içecek dürümden dolayı ısınmış, sıcak gelmesi gereken dürüm içecekten dolayı soğumuştur. yani iki farklı sıcaklıktaki ürün arasında bir ısı demokratizasyonu gerçekleşmiştir *. sonuç olarak, o tost makinesi açılır, ısınması beklenir, o esnada içecek buzluğa atılır, dürüm ısıtıldıktan sonra, buzlukta azıcık daha soğumuş içecek alınır, bir daha sipariş vermemeye yemin edilir, sonra tekrar verilir. bu böyle gider.
purge me purge me
mikrodalga sahibi olmanın önemini gösteren hayatsal günlük rutin dertlerinden birisi.
bu gibi durumlarda, yemeksepeti'nde puanlama yaparken adaleti elden bırakmıyorum, burada eksi verirken de adil olmaya çalıştığım gibi. takıntılıyım.

hıza 1 veriyorum hatunla kavgalıysam falan. neşeli anlarımda 5 ve üzerini veriyorum. onlar da insan, emekçi diyorum. trafik sıkışır, 3 kuruşa günde 100 yere gidiyorlar, ekmekleriyle oynamada bir katkım olmasın deyip 8 verdiğim bile oldu. ama moralim boksa 1'i yapıştırıyorum. sikerim trafiği diyorum. siparişleri motorda beklerken, 3-4 kuryenin sokağın başında sigara içip lak lak yaptığı manzara geliyor aklıma meydanda çiçekçilerin ötesinde. fırlamalar resmen geyik çeviriyordu.

servis kısmına 1'i gömerim. çok net. kola ılıksa ve en ince bakkal poşetinin içinde dürüm ile yapışık halde gelmişse, çorbanın da ucu açılıp dökülmüşse falan basarım 1'i . kıçı kırık bambi bile öğrenemedi şunu. trilyonlar götürdüler, hala servis rezalet. az paraya kıyıp güzel siyah kaplara koymuyorlar. gavura verir gibi veriyorlar dönerciklerimi. bu yüzden insanlar homemade burgerlere, butik dönercilere, butik restoranlara kaydı işte. bu yüzden mantar gibi homemade burgerci açılıyor.

dominos, burger king vs gelen yemeklerin içinden at yarağı çıkmadığına dua edin yani. hele o burger king. whooper beklerken, chicken royal falan gelebilir yani. patatesi de unuturlar. kola yerine de ice tea gelir. onların, o kalabalıkta yaşamaları bile mucize zaten.

lezzete gerçekten adil yorum yapılır. görecelidir. ısıtsak bile yemeği yeniden, lezzet kısmını puanlarken sadece "lezzet" olayına bakılır. diğer şeylere değil.

tabi millet böyle puanlamıyor. nerede o eski puanlayıcılar bee nostaljisi bile yaparım şu an. kurye 10 dk gecikse, basıyorlar 1-1-1. leşş diyorlar. soğuk geldi. bu restorandan yemem daha diyorlar.

ah be olm yaa. soğuk gelmesi hızla ilgili işte. lezzete bir 7 verilir yemek iyiyse.