evlatlık olduğunu sanmak

sylvius sylvius
insanın kendisiyle ilk yüzleşmesidir, zordur, acıdır. durduk yere triplere sokar insanı. bir köşeye oturup ağlayarak kendine acımaya çalışırsın. normal olan bir çocuk böyle şeyler düşünerek o yaşta bunalıma girer mi bilmiyorum ama ben kısa bir süre de olsa içimde bu şüpheyi taşıdım.

neden?

çünkü anneme de babama da benzemiyordum, gerçi hala benzemiyorum. hatta alakam yok. sarışın bir babayla kumral bir annenin esmer çocuğu olmak insanı psikolojik bozukluklara yöneltiyormuş valla, bunu öğrendim.

fen bilgisi derslerinde çok basit bir şekilde gördüğümüz genetik konusu ise bu düşüncelerimi kuvvetlendirmişti. o zamanlar öğrendiğimiz kadarıyla, (büyük k büyük k) ya da (büyük k küçük k) kahverengi, (küçük k küçük k) ise renkli gözün ortaya çıkmasına neden olan alel çiftleriydi.

sonra ben düşündüm taşındım;

"annemin gözleri mavi, yani (küçük k küçük k)

babamın gözleri yeşil, o da (küçük k küçük k)'dir heralde.

bunları çaprazlarsak;

kk x kk

kk kk kk kk
renkli renkli renkli renkli


anam! nasıl yani? o zaman benim gözlerimin kahverengi olması imkansız. hem burnum da benzemiyor, ağzım da benzemiyor. kesin evlatlığım!!11"

diyerek neler çektim ben. hatta bunun acısı içime oturmuştu, kardeşime sürekli; "biz seni evlatlık aldık, sen aslında hülya avşar'ın çocuğusun." diyordum. hülya avşar ne alaka? orayı ben de bilmiyorum.

neyse ki sonradan bulduğum benzerlikler sayesinde olayın gerçek boyutlarını kavradım, genetiğin de bu kadar basit olmadığını anladım.

ama yine de, yalan yanlış bilgilerle çocukların kafalarını karıştırmamalılar bence. ben yandım, başkaları yanmasın alskjdads

ayrıca aramaya çok inandım ama buna benzer bir başlık bulamadım.
depresif depresif
hemen hemen her türk çocuğunun yaşadığı şey. ailesinden "seni çingenelerden aldık biz" sözünü duymayan bir tek çocuk görmedim ben. belki de çevrem manyak, öyle geldi şimdi yazarken, bilemedim.
ben büyüyünce plankton olucam ben büyüyünce plankton olucam
ablamların seni yoğurtçudan aldık demesiyle içimde oluşan derin acıdır.güya yoğurtçuya yoğurt vermişler de beni almışlar yerine.inanırdım ama içten içe de "yoğurtçu yoğurt satmaz mı lan zaten nasıl yoğurt ister" falan derdim. ama inandıydım.annem bana kızdıkça da inanmaya devam ederdim.içimden "evlatlığım zaten!" derdim.ama böyle kendi kendine içerleyip ağlamak da güzel olmuyo değil.
antisosyal mesih antisosyal mesih
ailedeki kimseye benzememek söz konusuysa iyice paranoya yapar.

geçen babamın gençlik fotoğraflarına baktım, alakası yok bu kadar yakışıklı bir adamın böyle tipsiz bir oğlu olamaz. anne tarafı desen sarışından hallice. ben ne sarışın ne esmer ne kumral, amele tenliyim. lan evin tek erkeği benim. ailedeki herkes kıvırcık saçlı, boy ortalaması vasatın biraz üstü. ben düz saçlıyım ve boy 187.

bir yolunu bulup dna testi yaptırmalıyım... ya da sktiret lan iyi böyle. ekmek elden su gölden. çay diyorum geliyor, yastık diyorum sırtıma minderi dayıyorlar. ses çıkarmamak en iyisi.
ya herşeyim ya hiçim ya herşeyim ya hiçim
hemen her çocuğun aklını kurcalar. çocuğu bu düşünceye anne ve babanın davranışları sevk eder. vakt-i zamanında az düşünmedim lan yoksa?! diye. haklı sebeplerim vardı ama. babam sürekli "kızım sen kime benzedin böyle.. ne bana benziyorsun ne de annene" derdi. ben de "ben kendime benziyoruuum" derdim (küçükken zeki çocuktum sonradan böyle oldum diyodum yok doğuştan varmış gerizekalılık). canım babamın hoşuna gidiyordu hep söylerdi ben de hep aynı şekilde karşılık verirdim. adam haklıydı. anneme bakıyorum güzel kadın, babama bakıoyurm yakışıklı adam. şimdi yiğidi öldür hakkını yeme. doğruya doğru. bana bakıyorum kara kuru çirkin ördek yavrusu. haklılardı beni evlatları olarak kabullenmemekte. küçükken annemle bir yere gidiyorduk yada işte annemin evlenmeden önceki arkadaşları, tanıdıkları beni soruyordu annem "bu benim kızım" dediğinde herkes ama herkes "aaa senin kızın bu muuuu" tepkisi veriyordu. böyle bi aşağılayıcı bi ezikleyici çok kötü çok. düşün sözlük neler çektim ühü ühü. sonra büyüyünce güzel dediklerinde dalga geçiyorlar sandım hep. hani bi ara konusu vardı ya güzel deyince bir türlü kabullenmiyordu kız.hah işte öyle oldum. yeminle bak. sonra acı gerçekle yüzleştim meğer gerçekten dalga geçiyorlarmış ühüü. azcık anneme azcık babama benzeseymişim iyi olurmuş. belki de gerçek annem babam değiller o yüzden benzemiyorum? çok kurcaladım.. valla üzülmiycem, ağlamıycam, gerçek anne babamı aramaya çıkmıycam evlatlık mıyım ben dedim çok defa. yok değilmişim. özbeöz evlatlarıymış.* boşuna yıllarca kafa patlattım.