evlerinin önü boyalı direk

1 /
all of nothing all of nothing
bir ibrahim tatlıses klasiği olan parça.yavuz turgulunun yönetmiş olduğu muhsin bey filminde uğur yücelin çok güzel yorumlağı güzel bir şarkı:

evlerinde lambalari yaniyor
göz göz olmus ciğerlerim kanıyor
beni gören deli olmuş sanıyor
ölürümde ayrılamam yar senden

aman bir bahçeye giremezsen
durup seyran eyleme eyleme
aman bir binayı yapamazsan
yıkıp veyran eyleme
aman bir güzeli sevip de alamazsan
ismini aleme rüsva eyleme

evlerinin önü boyali direk
yerden yere vurdun sen beni felek
her acıya dayanamaz bu yürek
ölürüm de ayrilamam yar senden
sessizlik sessizlik
flemenko versiyonu ile gönüllere bir kez daha taht kurmuş şarkı, söyleyen ve çalan arkadaşlara helal olsun diyelim ne denir ki başka.
laperla laperla
"ben sanat yapıyorum" diye saçma sapan şeyleri gözümüze kulağımıza sokanlara inat berk ve öykü adında iki genç müzisyenin nice "sanatçılara"taş çıkartacak güzellikte yorumladıkları çookk eski bir türkünün adı
neyapmali neetmeli neyapmali neetmeli
güzel bir türküdür.

çeşitli sitelerde bu türküyü katleden örneklerin yayınlanması, türküleri yorumlayacağım diye canlarına okumamak lazım geldiğini bir kere daha hatırlatıyor.

bir kere bu tür "yorum"lar yeni bir yaklaşım değil. "yaşasın aklıma süper bir fikir geldi, falanca ritmi, şu türküye uyarlayalım acayip tutacak, her yer yıkılacak" diye düşünüyor sanırım insanlar. halbuki, türk pop ve anadolu rock/pop tarihi türkülerin yorumlarıyla doludur. aslında bunların bir çoğu kendi dallarında gerçekten başarılıdır. zira türkülerin asıllarına büyük ölçüde sadık kalmışlardır. oysa her yorum aynı başarıyı yakalayamamaktadir.

ayrıca temel soru "yorum nedir?"de düğümleniyor. bir müzik eserinin ritmini, hadi ritmini geçtim melodisini değiştirmek yorum yapmak anlamına gelmiyor ki. o türkünün/şarkının sözleriyle yeni bir beste yapmak anlamına geliyor. buna ne kadar yorum denilebileceği tartışmalı bir konudur haliyle. bir eseri, o eserin geleneksel olarak icra edildiği müzik aletleri dışında bir aletle yeniden icra etmek yorum olabilir. ama ritmini ve melodisini bozduktan sonra bambaşka bir eser ortaya koymuş oluyorsunuz.

daha açık ifade etmek gerekirse, strauss'un mavi tuna'sını 3/4'lük ölçüyle çalmak yerine 2/4'lük ölçüyle çalarsanız ve derseniz ki, "ana notada si'ler doğal ama ben hepsini bemol basacağım", o zaman müteveffa strauss'u kabrinde inim inim inletmiş olursunuz. ayrıca ona artık mavi tuna demezler, "bizim köyün ırmağı" derler.

ne diyordu bu türkünün sözlerinde...

"... aman bir bahçeye giremezsen
durup seyran eyleme eyleme
aman bir binayı yapamazsan
yıkıp viran eyleme
aman bir güzeli sevip de alamazsan
ismini aleme rüsva eyleme..."

ne kadar manidar degil mi? evet budur.
she she
flamenko versiyonunu dinleyip hayal kırıklığına uğradığım türkü. evet modernize etmek adına birseyler yapılıyor gençler sevsin türkülere alışsın vs vs de ya türkü türkülükten çıkmış ispanyolca birşeylere benzemiş-el evlerinin onu la boyali de direk"

efendim bu türkü bir aşkı anlatır, sıra gecelerinde söylenir - bir aşk acısını anlatır,yereldir yerel sazlarla çalınır ve yanık soylenir , bu nedenle hüzünlendirir çalsa da bir salsa yapsam denmez.
hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim
bu yazıyı afili cümlelerle süslemeye gerek yok; cover kültürü son dönemde almış başını gitmişken, [öykü ve berk imişler] bu kadar başarısız bir versiyon ile karşımıza çıkmanın, bunu da "flamenko-star" yarışmasında denemeyi kenara koyup albüme koymanın, bunu lansman aracı seçmenin kabul edilebilecek hiçbir tarafı yok..

hani yenilik denenmesine karşı değilim, internet kullanıcılarının gazına fit olmuş prodüktöre karşıyım.. allah aşkına, parçanın yapısı daha günümüz enstrumanlarıyla çalınmaya bu denli müsait iken gitara meyletmişsiniz, anlarım; üstelik insan gibi söylenen kısımları da gayet başarılı, bir de bunun üzerine nağme yapıyorum ayağına, yorum katıyorum ayağına böğürmeye niye lüzum duydunuz..

ağır gelebilir; son dönemde bir parçanın içine bu kadar net sıçıldığını görmemiştim.. türkü versiyonuna hasta ben gibilerin hissiyatı için "hayalkırıklığı" en yalın tabir olacaktır muhtemelen..

lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!

edit: prodüktörün internet kullanıcılarının gazına geldiği varsayımı göçtü. ayrıca da "içine sıçılmak" tabirini yumuşatıp "katledilmek" ibaresini kullanmayı daha yerinde buluyorum. tekrar değerlendirildiğinde bu şekli esas kabul edin lütfen.
hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim
muhabir: efendim şarkının öykü-berk yorumuna ilişkin görüşleriniz?
başbakan: çete bunlar çete.. dansta var, sanatın içine sızmışlar, emeklisinde var.. müzik sektöründe var, emeklisinde var.. şarkının içine sıçmış, sızmış.. aynı şekilde.. ıımm.. emeklisinde var..

remark: "yargının içine sıçmış"

lightblue lightblue
herhangi bir türkü cover'ıdır efendim.

"tüm kötü niyetli ve kaşı çatık tüm bu gevezeliğin arasında inatla tüm güzelliğiyle dikiliyor işte" hanım kızımız güzel, sesi de güzel. güzel olmayan flamenko diye bişeye saplanmış olması. skizinci kere izledim, halen flamenko'nun şarkının neresi ile alakalı olduğunu bulamadım. gençler güzelce bir türkü okumuş, arada değişik sesler çıkarıp ayaklarını yere vurduğu doğru. şimdi mesela herhangi bir şarkıyı/türküyü alıp aynı el hareketlerini aralara serpiştirip flamenko diye sürebilir miyiz piyasaya? ne bileyim anlamadım. piyasadaki sanatçılara taş çıkartacak kadar iyi söylemişler demek ne kadar doğru bir yaklaşım, tartışılır, kıyas iyi ile yapılır, ajdar ile değil. milyon kere dinledim süper iyi diyen insan büyük ihtimalle türkünün güzelliğine vurulmuştur, ritmin flamenkosuna, latinine değil.

bu şekilde harcanmaması gereken çok fazla türkümüz vardır efendim, bi açın dinleyin. dinlemek için popüler olmasını, güzel güzel kızlar tarafından gitar eşliğinde söylenmesini beklemeyin.



dipnot: öykü hanım, o klipteki siysiysiysiy diye sesler çıkardığı sahneleri ilerde çocuğu izleyince ne diyecek bilemiyorum.
1 /