evli erkekle birlikte olmak

1 /
psikopatpapatya psikopatpapatya
her zaman yapmam dediğim şeyleri yaptım. bu yüzden büyük konuşmak istemiyorum.. allah şaşırtmasın..

böyle bir durumda asıl ihaneti kendinize yapmış olursunuz, başkasını aldatan birinin sizi aldatmaması için hiç neden yok.
zeta geminorum zeta geminorum
evliliği, şartları, yaşananları bilemeyiz tabii ki ama bir kadının kendine yapacağı büyük saygısızlıklardan biridir. erkek kişisinin ("adam" değil) çok eşlilik iştahını doyurmaktan başka bir şey gibi gelmiyor bana.
liane liane
bir konuda ne kadar büyük konusursanız kendinize o kadar uzak hissedersiniz ve önlem almayı bırakırsınız, kendinizi içinde bulursunuz bir anda. ne olduğunu anlamadan.

kimse bunu istemez, kimse sevdiği adamın evli olmasını istemez.

bi şekilde olmuştur ve bu olay 3 kişiyi ilgilendirir. çoğu zaman da bilmez kadınlar , çünkü bunu yapan erkekler ben evliyim diye girmiyor olaya tahmin edersinki.
şimdi altında bir sürü kınama metinleri dolacak, umarım bir gün o 3 kişiden 1i olmazsınız.
format at geçer format at geçer
sevgiliniz olmasa bile aldatan siz olursunuz aldattığınız kişi ise birlikte olduğunuz adamın eşi. bence kadınlar bu tarz durumlarda birbirini korumalı zira bu sizin de başınıza gelebilir. eğer bu şekilde davranırsanız erkeklerde aldatamaz doğal olarak.
1812 overture 1812 overture
duygusal ve cinsel açıdan eşinden tatmin olmayan bir adamın yapması normal bir işmiş gibi karşılanır. halbuki bunlar temel ihtiyaç değildir. eşinden tatmin olmayan kişi, biraz insan olsun, az sabredip yollarını ayırsın, ondan sonra ilişki yaşasın. böyle bir şey makul bulunabilir mi hiç? o kadına yazık değil mi?

bir de suçlanacaksa adam suçlanmalı gibi bir kanaat ise korkunçtur. önüne gelenle birlikte olmak ne zaman makul oldu ki, evli olanıyla birlikte olmak masumane karşılansın.

insaf.
a me lee a me lee
çok değişik versiyonları var bunun, kimseyi eleştirmek haddime değil lakin yaşadığımız zamanında içinde insan bazen duydukları ve gördükleri karşısında ne deyip ne yağacağını bilmiyor. ben genelde "hassiktir lan!" derim bu durumlarda.
önce biraz kötü örneklerden bahsedeyim.

-bir tanıdığımın arkadaşı evli bir erkek ve kendisinin üniversiteye giden bir sevgilisi var. adam hanım ablamızının evinin kirasını ve masraflarını ödüyor. kadınları eleştirmek şu an ki hedefim değil. burada bana göre yanlış yapan adam. bildiğim kadarıyla iyi hoş bir de eşi var. burada erkeğin yaptığı tamamen yavşaklık.

-örnekte yine evli bir iş arkadaşım var. şantiyecilik biraz meziyetli bir iş. ailenden evinden uzaksın. bambaşka bir evde saçma sapan bir odada saçma sapan insanlarla kalıyorsun. bunların hiçbiri aldatmaya mazeret değil. bu arkadaşım 45 yaşındaydı. ve bizim işimiz kayseri'nin bir ilçesindeydi. burada kendisi evli bir başka kadınla tanıştı. her gece ona gidip gelmeye başladı. iki tarafın yaptığı da bana göre adilik. ben o abime sormuştum. "karın yapsa bunu naparsın?" diye. 2 hafta konuşmadı benimle.

dedim ya şantiyecilik meziyetli bir iş. bir dünya değişik insanla tanışıyorsun. duyduklarımı hiç anlatmaya gerek yok bizzat şahit olduğum, gördüğüm olaylar bile benim için yeterince mide bulandırıcı. uzar gider anlatacaklarım.

aldatmanın hiçbir sebebi olamaz bana göre. mutlaka vardır birbirini deli gibi seven insanlar ki bunlardan erkek olanının evli olduğu bir durum lakin ben duymadım hiç. bu itliği yapıyorsan git boşan güzel kardeşim. evdeki hanımına, çoluğuna çocuğuna yapma bunu.


gel gelelim o nacizane, o mükemmel toplumumuzun olaylara bakış açısına. evli bir erkekle beraber olan kadın; yuva yıkmak isteyen bir kadındır. adidir hatta orosbudur. bunlar benim fikrim değil. onu tekrar belirteyim.

olayın diğer tarafında ise evli erkek bir kadınla beraber olunca; "vay be bizim koçu görüyon mu? yürü be aslanım"

iki yüzlü ve adi bir toplumuz. kimse bizim tavuğumuza kışt demesin ama biz herkesin tavuğunu çalıp, yiyelim.


benim kendi fikrim ise insanoğlu hataya meyilli. evliliği hata olabilir. evlilik sonrası ilişkisi hata olabilir. olabilir de olabilir. saçma sapan mazeretlerin arkasına sığınmak değilse amacı her şey olabilir.
(bkz: adı aşk bu eziyetin)
bir de şöyle bir şey var tabii;
(bkz: #6875363)
füçır füçır
hayatın bana öğrettiği en önemli hususlardan birisi büyük konuşmamak gerektiğidir.

sanki tanrı insanı sınarcasına büyük konuştuğu şeyleri yaşamadan öldürmüyor genelde, en azından benim gözlemim bu yönde. bu sebepten iddiasız, silik, yavşak bir insan oldum.

hesap edin bu başlığa eleştiren bir şey yazayım dedim, sonra da yok olm büyük konuşmayayım dedim kendi kendime. sonra vay mk evli erkekle mi birlikte olacağım, neden korkuyorum, erkeğim lan ben dedim.

hoooop yarın evli bir erkeğe aşık ol ve gay ol.

tövbe allahım.

cidden tövbe, yanlış anlaşılma olmasın.

tanım: yapılmasa güzel olur, tabi ki de evli erkeğin karısı değilseniz. ahaha şakamı da yaptım güzel oldu.
iskenderpolat iskenderpolat
evli erkekle birlikte olan kadın. oradaki evli erkek kendi kocası ise sorun yoktur vesselam. istedikleri kadar birlikte olsunlardır. ya kadınlar aklınızı başınıza alın şu erkeklere papuç bırakmayın sahip çıkın birbirinize.
demir77 demir77
kimi kadınlara daha cazip gelen durum. bekar, tofaşla gezen birini başlarına bela etmektense kadın ruhundan anlayan(evli erkeğin en az bir kadın hayatında mutlaka vardır) evli biriyle birliktelik onlar açısından daha iyi olabiliyor. üstelik evli bir erkeğin başlarına musallat olma ihtimali de yoktur.
mandalinajolie mandalinajolie
bizzat yaşadığım ve sonrasında büyük intikam aldığım olaylardır. şöyle ki;

iki yıl önce twitter'dan biriyle tanışmıştım. sohbet muhabbet derken 2 yıl boyunca sürekli konuştuk laf lafı açtı karşılıklı bir ilgi başladı haliyle ve o zamanlar sevdiğim adamdan yakınıyordum bu vatandaş da bana kızıyordu nerden buluyorsun böyle hanzoları diyerekten. sonra bir gece bana uzun bir mesaj yazdı ben seni seviyorum,engel olamıyorum sürekli twitlerini okuyorum,vatsap konuşmalarımızı okuyorum,fotoğraflarına bakıyorum,senle kalkıp senle yatıyorum gibisinde ilanı aşk etmiş resmen. tabii o zaman benim bildiğim tek şey 34 yaşında yalnız biri olduğu ve adının gökhan olduğuna dair. e boru değil ben de ona karşı birşeyler hissetmeye başladım. bir kaç gün konuşmadık hatta bir hafta sanırım. sonrasında ben de ona bir yazı yazdım senden hoşlanıyorum ben de dedim.bana geç döndü ve bir problem olduğunu söyledi. ne olduğunu sorduğumda evli olduğunu ve iki çocuğunun olduğunu hatta adının gökhan olmadığını söyledi bana. dünyam başıma yıkıldı kendimi çok kötü hissettim. ona çok kızdım kendime de. bu kadar saf salak biri olduğum için. ama bir sorunum vardı. onu unutamıyordum. konuştuklarımız,anılarımız,yaşadıklarımız falan hepsi aklıma geliyordu. bana çok güzel anılar yaşatmıştı. dayanamadım stresten zona çıkardım bir haftada 5 kilo verdim öyle zor günlerdi. yalvarıyordu onu sevmem için yazın boşanacağından falan bahsediyordu. çocukların okulunun tatile girmesini bekliyoruz falan diyordu. ben en son strese dayanamadım "madem beni seviyorsun ben de seni seviyorum ama seninle bu saatten sonra birşey yaşamayacağız ne cinsel ne duygusal. siz boşanana kadar bekleyeceğim. ne zaman ki boşanırsınız o zaman senle birşey yaşayabilirim yoksa böyle bir vebalin altına girmek istemiyorum beni sokma sakın" dedim kestirdim önüne attım. kabul etti. bir kaç hafta sonra ayrı odada yaşadıklarından bahsetti. zamanla gelip eşini bana şikayet etmeye başladığını farkettim. sürekli kadıncağızdan yakınıyordu it oğlu it. rahatsız oldum bu durumdan "neticede eşin o kadın senin o kadar sene hukuğunuz var iki çocuk verdi sana utanmıyor musun gelip bana şikayet etmeye" dedim ve kavga ettik bir hafta konuşmadık. sonra bana gelip boşanma dilekçesini erkenden verdiklerini tek celsede boşanacaklarından ama çocukların okulu bitene kadar aynı evde yaşayacaklarından bahsetti. daha sonra boşanmanın gerçekleştiğinden anlattı. ve bir kaç gün sonra buluştuk onunla. yalan değil özlemiştim. o zamanlar seviyordum adamı pisliklerini,yalanlarını görememiştim. sabahlara kadar seviştik dolaştık güldük. çocuklarına nasıl davranması gerektiğinden bahsediyordum aynı zamanda eski eşine de. derken bir kaç gün sonra benle konuşmamaya başladı sürekli laflarımı geçiştiriyordu bana geç dönüyordu aradığımda neden aradın diye tersliyordu. üzerine gidince bana kızıp hakaret etmeye başlamıştı. şüphelendim ve kırıldım. hem benden uzak duruyordu hem de kırmızı ruj sürdüğümde kıskanıyordu başkaları bakıyor diye öyle psikopat bir adamdı. bir ay kadar öyle devam etti ve ben bu strese daha fazla dayanamayıp ya bitsin yada kendini düzelt böyle bir adamı sevmem ben dedim ve biraz da duygu sömürüsü yapıp kesip attım yine. bu sefer
vicdan yapmış olacak ki yaşımın çok küçük olduğunu benle sevgili olamayacağını ama dost kalmak istediğini altın gibi kalbim olduğunu ve beni hayatından çıkarmak istemediğini söyledi. o kadar stresi boşuna mı yaşamıştım ben yani. üzüldüm kırıldım şaşırdım kendimi kullanılmış hissettim. kendimi ara geçiş döneminde kullanılan metres gibi hissettim. onu suçladım beni cinsel olarak kullandın oç diye küfürler yağdırdım ama nafile adam halen beni kıskanıyor halen bana düşkün halen fotoğraflarımı karakalem çizip instagramında paylaşıyor ama benle sevgili olamazmış. telefonda biraz üzerine gidince bu konuda ben boşanmadım sana yalan söyledim evli bir erkekle ilişki yaşayacak orospu gibi mısın emin misin buna? diyince telefonu duvara atıp kırdım bildiğiniz sinir krizi geçirdim. o hafta bi 5 kilo daha gitti. derslerim berbat haldeydi konsantre olamıyordum hiçbir şeye. sürekli bir kendimi suçluyordum ona inandığım onu sevdiğim için bir de onu bana yalan söylediği için iyi niyetimi suistimal ettiği için... uzun bir süre telefon kullanmadım. ama twitterımı da kapatmadım lakin uzun bir süre girmemiştim. girip baktığımda bana dm'den özür mesajları attığını pişman olduğunu özür dilemek istediğini arayıp ulaşamadığını merak ettiğini falan zilyon tane şey sıralamış zırvalamıştı. inanmıyordum. tek bir kelimesine bile inanmıyordum. eşinin adını facebook'tan aratıp buldum. gerçekten de güzel kadındı. öğretmendi bir ilkokulda.sürekli çocuklarıyla öğrencileriyle fotoğraflarını çekip koymuştu. bir insan neden böyle bir kadını aldatır ki aq diye düşündüm içimden. kadına mesaj attım facebooktan önemli bir sorun olduğunu ve söylemek istediğimi yazdım. telefon numaramı verdim. kadın önce mesaj attı facebooktan sonra biraz ikna edince aradı. buluşmak istediğimi eşiyle ilgili önemli bir sorun olduğunu söyledim. inanmadı işkillendi. eşiyle ilgili bildiklerimi sıralayınca sakin bir çay bahçesinde buluşma kararı aldık. yalan söylemeyeceğim kadınla buluşmaya korka korka dayak yeme riskimi bilerek gittim. kadın bana gayet soğuk temkinli ve modern yaklaştı. adamın bana yaptıklarından bahsettim ekran görüntülerini almıştım konuşmaların onları gösterdim. sigaramdan bir tane istedi verdim. kendimi çok kötü hissettiğimi söyleyip özür diledim kadından. biliyordum beni aldattığını ama elimde kanıtım yoktu ve kanıt arayacak vaktim de yoktu dedi. boşanma davası açmayı uzun zamandır düşündüğünü ve elinde kanıt olmadığı için salt boşanma davası açmak istemediğinden bahsetti. bana teşekkür edip masadan kalktı. bir kaç ay sonra karısı ona boşanma ve manevi tazminat davası açtı benim ekran görüntülerimi ve benim şahitliğimi kullanarak. kazandı da.iki çocuğunun velayetini aldı ve başka bir adamla mutlu bir evliliği var. kazandığı manevi tazminatın bir kısmını bana verdi. kabul etmek istemedim ama verdi. öğrenci olduğumu ve ihtiyacım olacağını hatta bu manevi tazminatta benim de hakkım olduğunu o adamın beni de yıprattığını söyledi. parayı istemeye istemeye aldım ve kuruşuna dokunmadan lösev'e bağışladım. o adamdan gelen parayı kendime harcamak istemedim.burdan çıkaracağınız ana fikir şu: hiç kimseye güvenmeyin gençler. saf duygularınızın başkaları tarafından sömürülmesine izin vermeyin. neticede kimsenin gidip de bilerek evli bir erkeğe veya kadına aşık olduğunu sanmıyorum. bazı yalanlar dönüyor ortada. ha varsa da öyle insanlar onların gerizekalılığı yada bastırılmış elektra ve oeidipus kompleksinin dışa vurumlarından başka birşey değil.

adama ne mi oldu? açıkçası amımda bile değil.
2
di mi ya di mi ya
kimse sınanmadığı günahın azizi değildir

insanın başına binlerce şey gelebilir , hayat sizi bir sürü farklı noktaya taşıyabilir , bir anda hiç gitmem dediğiniz yerde manzarayı seyrederken bulabilirsiniz kendinizi veya hiç yemem dediğiniz şeye muhtaç olup deli gibi yiyebilirsiniz , işkembe-i kübradan sallamak hepimize ne kolay geliyor di mi ?

değil işte ! hiç de öyle değil ...

ne oldum değil ne olacağım demeli insan ,bugün ığyyy dediğiniz şeylere yarın oyy oyyy dersiniz , sonra o söylediğiniz sözlerin altında ezilir , küçücük kalırsınız asıl eziklik , asıl kendinden nefret etme hali o zaman başlar.ayrıca kimse kusura bakmasın türk filmi kafasında yaşamıyor kimse ilişkilerini , pavyondan çıkıp çoluğunun çocuğunun rızkını elin o....pusuna yedirdi devri biteli çok oldu ...
1 /