evlilik

40 /
yok yok
boktan bir durumdur. etrafta bu kadar leş erkek varken tek eşliliği seçmek de ne demek arkadaş.

çok net.
tek bir pipi ömür boyu...
boktan.
pötübör pötübör
artık asla içine girmek istemediğim hede. boş işler, gereksiz, anlamsız, olmasa da olan.

bi yandan çözemiyor insan. aşk gibi. bir çok kişi evlenmiş olmak için evlenirken kimisi de gerçekten evleniyor. hangisi doğru, hangisi mutlu ya da hangi durum doğru bilemiyorsunuz.

imza: evlilikten soğuyan hanım pötümüz.
bizzatsahsen bizzatsahsen
türkiyede çoğu insanın sağlıklı normal bir şekilde içinde bulunmadığı kurum.çok az insan normal evlilik yapıyor.onun dışındakiler görücü usulü , zorla evlendirme , maddi rahatlık için kendini satma ( gözümde orospuluktan hiç bir farkı yoktur ),tecavüzcüyle evlenme , evde karı olsun onu mu siksem bunu mu siksem uğraşmiyim evlenmesi , kadınların seks yapmanın asla başka yolu olmadığına inandırıldığı türde evlenme .... böyle uzar gider

ulan aşık olduk , seviştik , anlaştık , paylaştık bunun devamını istiyoruz denilen türden evlilik türü yani insan doğasına normal olan tür bizim kültürümüzde de yok denecek kadar azdır. (sevişmek , anlaşmak her yönüyle tanımak biz de günah ve yasaktır ).o yüzden aklı başında yetişkin bireyler bu kurumdan kaçabildiği yere kadar kaçar.
hietzsche hietzsche
kutsal bir olgudur özetle ve azami özen gerekririr.

zaman içerisinde katlanmaya dönüşmesi çok muhtemel olan bu olgu, içerisinde zorunluluk, birbirine gereğinden fazla bağlanma, mecburiyet içermemelidir. aksi takdirde katlanma kısmı insanın kendisine ve karşısındakine eziyet etmesine dönüşür. yani her daim içerisinde bir miktar özgürlük barındırmalı, her an bitebilecek gibi yaşanmalı o denli özen gösterilmelidir. ya da evliler arasında gerçek, büyük bir sevgi olmalıdır. bu sevgi o derece büyük olabilir ki insanı gerçek anlamda kör edebilir, belki başka bir insanda katlanamayacağı özellikleri sevdiği insanda katlanabilir seviyeye indirebilir.

insan, ben merkezli, ego sahibi, bencil bir yaratıktır. kendisini kendi dünyasının merkezine koyan insan, başka bir insanın da odak noktası olmayı, vazgeçilmez olmayı daima arzular. aynı zamanda mümkün olduğunca karşısındakini kendi dünyasının merkezine koymaktan kaçınır. bu nedenle kendisinin yaptığı bir hatayı geçiştirmeye çalışan taraf, karşısındaki aynı şeyi yaptığında ilişkiyi anında sonlandırmaya hazır olduğunu söyler genelde. demem o ki evlilik öncesinde insanlar birbirlerini iyi tanımalı ve bencillik seviyelerini, hata yapma potansiyellerini ve karşının hatalarının kaldırılabilme miktarlarını iyi anlayabilmelidir.

evlilik sırasında yapılabilecek en büyük hata, birbirinden emin olmayan iki insanın çocuk yapmasıdır. hatta bu iş daha sonra muhtemelen çile dolu bir birlikteliğin çocuk yüzünden sürüncemede devam ettirilmesine varır. bu durumda iki aptal insanın verdiği yanlış bir karar hiç bir günahı olmayan bir çocuğa patlar.
irrasyonel irrasyonel
insanın sabah uyanıp başını yana çevirdiğinde ilk (hep) görmeyi arzuladığı ve dahası bundan mutluluk duyduğu kişiyi seçerek yapması gereken bir şey bu evlilik.

yani hep bu seçeneğe göre değerlendirildiğinde anlamlı sanki. ama çözmek zor bunu. yani o kişinin o olduğunu anlamak ya da o olduğuna tam anlamıyla emin olmak nasıl bu kadar kolay olabiliyorki.

seçenekler çok değil galiba. kısa bir cümleyle açıklıyorlar bunu aslında; aşık oldum
ama sonra sokak şuraya çıkıyor; (bkz: #5441144)

tamam, her sabah görme arzusunu da aşkı da beraber yakaladık diyelim. bir ömür nasıl geçirilir aynı insanla? cevaplar yine aynı sokağa çıkıyor.

insanların sürekli aşk, o da yoksa sevgi dediklerini duyuyorum. ''bir ömür o aşk yerinde durmaz ama sevgin kalır'' diyorlar. ya insanlar gerçekten sevginin hasını bulmuşlar ya da kendilerini kandırdıklarını unutup o yalanlara fena inanmışlar.

neresinden tutarsan tut elinde kalacak gibi. öyle yıkılmaya hazır sanki.
hilde hilde
the witches of eastwick'te jack nicholson'ın oynadığı karakterin bir analizi var bununla ilgili. kesinlikle +1'lik bir replik. şöyle ki:

"i don't believe in marriage. good for the men, lousy for the women. she dies, she suffocates. i've seen it. and then the husband runs around, complaining to everyone that he's fucking a dead person. and he's the one who killed her."

yani:

"evliliğe inanmıyorum. erkekler için iyi, kadınlar için berbat. kadın ölüyor, boğuluyor. bunu gördüm. sonra da koca herkese bir ölüyle yattığından şikayet ediyor ama kadını öldüren kendisi."
kaotik kaotik
evlenmenin kutsal kabul edildiği bir coğrafyada olması gerekenden daha zor bir iştir. düşünün iki insanın anlaşıp evliliğe karar vermesi bile ne kadar zorken evlilik sürecine ailelerin dahil olmasıyla işler iyice sarpa sarar. maddi durumu olan için sorun yokta olmayan dahi ev tutar binbir borcun altına girip evini döşer. evliliğin en güzel zamanları olması beklenen ilk yıl tüm bunların sıkıntılarıyla geçer. tabi bunun daha sözü, nişanı, düğünü var. sen istemesen, müstakbel eş adayın istemese aile ister, yapmak zorunda kalırsın. ee sonra bizim toplumumuzda evliliğin teşvik edilen bir kurum olduğu iddia edilir. valla sözde öyle olduğu kesin de gerçek hayatta alakası yok. kaç tane arkadaşım evlendi yurtdisindayken.zaten eğer şehir merkezindeyse evin, ya odada kalıyorsundur, ya da studio dairede. evlenince de kimin evi daha müsaitse genelde oraya ya da düşük ihtimal şehrin biraz dışında daha büyük bir daire taşınılır. e bir odanın döşenmesi de ne kadara mal olabilir ki? kiralarsın bir kiliseyi cüzi bir rakama, sonrasında da eğlenmeye bir yere gidersin al sana düğün. hatta town hall'da evlenip, bizleri kutlama yapmak için ev partisine çağıran bile olmuştu. ne gelinlik ne damatlık hak getire. yanı dicem o ki bizde evlilik meşakkatli bir işken, yabancılarda bu kadar kolay olması söylemlerimizle çeliştiğimizi düşündürtüyor. belki de bu kadar zor olması onu daha sağlam yapan unsurdur. o kadarını bilemicem ama keyif alınması gereken bir şeyin sıkıntının kaynağı haline dönmesi doğru gibi durmuyor.
kutuptagezenbedevi kutuptagezenbedevi
kimileri için kendi sorumluluklarını yıkabileceği birine kavuşmak kimilerine göre işe sevdiği insanın omuzundaki yükleri alarak onu rahatlamatma fırsatı olarak değerlendirilen icide disida ayrı yakan bir konu.
the cekat the cekat
cem yılmaz tabiri ile "biz sevişicez haberiniz olsun"dur. swh

insanın kendini gerçekten hazır hissetmedikçe başvurmaması gereken nevi şahsına münhasır akittir.
polonya köylüsü polonya köylüsü
düşününce askere gitmeden önce acaba nassı bişey dedirten zımbırtı. ama daha ciddi bişey.

çok ciddi düşünmek lazım sanırım. şakaya gelmez.

ps:düşündüm de mat2'den geçmek gibi bişey bu sanırsam... kimi şartlı geçiyo kimi kalıyo, okul bırakıyo, kimi de geçiyo lan...

(bkz:çan eğrisi)
40 /