evo morales

nigra nigra
sözlüğün reklamı korsanhaber'e göre abd'nin büyükelçisini ülkede istenmeyen kişi ilan etmiştir.

fakat abd için sorun değildir. eğer büyükelçinin bu durumdan dolayı morali bozulmuşsa getirirler türkiye'ye. nasıl olsa burda baştacı yapacaklardır onu. ne de olsa abd sever insanlarız.
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
bu hafta içinde, uçağı avusturya'ya zorunlu inişe mecbur edilmiş zat.ispanya, portekiz, fransa ve italya morales'in uçağına hava sahalarını kapatarak onu inişe mecbur kılmışlardır. gerekçe rusya'dan havalanan morales'in uçağının edward snowden'i taşıyor olabileceği iddiasıydı.

amerikan küstahlığı işte böyle bir şey. bunun sorumlusu da bazılarının demokrat bulduğu , aslen bush'tan farksız olan obama.


morales ülkesine dönünce açıklamasını yaptı: abd büyükelçiliği'ne ihtiyacımız yok!

morales: abd büyükelçisi'ni kovmaktan korkmam! bolivya'nın cochabamba kentinde acil olarak bir toplantı yapan güney amerika cumhuriyetleri birliği (unasur), bolivya devlet başkanı evo morales'in... sol haber portalı | güne sol'dan bakın
orlov orlov
gün itibariyle cia destekli askeri darbe sonucu istifasını açıklamış muhtemelen eski bolivya devlet başkanı. şu güney amerika halkları da abd yüzünden bir gün yüzü göremedi. morales allende gibi durabilir miydi?


bir de şöyle bir görüş var:

dumrul dumrul
latin amerika'daki sol bilinen popülist siyasetçi kuşağının temsilcilerinden biri. bizim solcular daha çok umut ihtiyacından kaynaklı bu kuşağa sardılar.

siyasette bu gibi figürler sol açısından tehlikeli tiplerdir çünkü toplumsal dinamikleri arkalarına takar ama onların taleplerine kulak vermezler. toplumsal mücadeleyi bir seçim yarışına indirgerler, nihayetinde eski destekçileri hayal kırıklığına uğradığında geriye kocaman bir posa kalır. hatta brezilya örneğinde olduğu gibi sol görünümlü popüliste olan destek düz faşizme desteğe de evrilebilir.

diyeceğim o ki bu kuşaktaki herhangi bir lidere sempatim yok, üstelik morales'in son seçimlere katılma hakkı da yoktu. bolivya'da bir kişi 5 yılda bir yapılan seçimler sonucunda 3 kez seçilebiliyor. morales de üst üste üç kez seçildi. sonra 2016'da referandum yaparak dördüncü kez seçilebilmek için anayasayı değiştirmek istedi ama referandumdan hayır çıktı. tipik popülist iktidarlar gibi kontrol altında tuttuğu yüksek yargı ise referandumu iptal etti ve seçime katılım sınırlamasını da kaldırdı. kısacası morales'in bu sene "kazandığı" son seçim zaten en başından girmeye hakkı olmayan bir seçim. kendisi örneklerini "başka" bazı ülkelerde gördüğümüz üzere sivil darbe ile başta kalmayı umuyordu.

eğer mevzu sosyalizm, antiemperyalizm filansa morales beyefendi dördüncü kez seçilmeye çabalamak yerine kendisi gibi "sosyalist" ya da "antiemperyalist" bir kişinin seçilmesini de sağlayabilirdi.

sen parlamentoyu - seçimleri filan siklemiyorum dersin, toplumsal ve/veya politik devrim için seni destekleyen yüzde 65'i mobilize edersin, buna yönelirsin tamam... ama sistem içi bir figür olarak bu oyuna girişiyorsan o oyunun sahipleri var, o oyunun kurallarını koyanlar "hadi sen ikile" dediğinde haklılığını - meşruiyetini zaten kaybetmiş oluyorsun. emin olun sivil darbeye girişirken şimdi kendisini deviren orduya güveniyordu. bu tip liderlerin hep aynı zokayı yutması garip... madem anayasayı filan çiğneyecek kadar kendine güveniyordun, o zaman ordu "hadi git" deyince niye istifa ediyorsun aga?

bunlar bizim üzerine düşünmemiz gereken mevzular. bununla birlikte elbette şu anda yapılan karşı darbenin sahipleri morales'ten çok daha kötü ve karanlık tipler. yukarıda koyduğum şerh, özellikle de morales'in sivil darbeci olduğu gerçeği bunu ortadan kaldırmıyor. morales meşru bir lider durumunda değildi. bu askeri darbenin sahipleri ise hiç değil. bir kez daha kötüye karşı berbat ikilemiyle karşı karşıyayız. dünya çapında yürürlükte olan bu döngüyü nasıl kırabiliriz en ufak bir fikrim bile yok.

bir takım heriflerin peşinden koşup durmak halklara ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor onu düşünmek lazım.

saraya adım atan ilk "sivil" tiplemeler bayrak ve incil açmışlar.

bayrağınızı ayrı, incilinizi ayrı skeyim.


elcordobez elcordobez
2005 yılı abd'nin ölçüsüz ve hoyrat terörünün dünyanın her yerinde tavan yaptığı bir yıldı. bizde de sağın sağı iktidar kendisini bush'un en önemli yardımcısı olarak lanse ediyordu. bu sayede abd den, akp'ye neredeyse sıfır faizli para yağıyordu. o zamanlardan başta yalçın küçük gibi değerli ekonomistler bu paraların uzun vadede ülke ekonomisine kurulmuş en büyük tuzak olduğunu haykırıyordu. bugünkü sefaletten başlayan toplu intiharlar taa o yılların tuzağıdır. akp akıtılan bu paraların önemli kısmını halka bankalar aracılığıyla reklamlarda kredi çekmenin ne iyi bir şey olduğunu parlatarak verdi. bir süre sonra halkımız asgari ücretinin üç katı borçlanarak takla üzerine takla atarak korkunç bir iktisadi yaşam sürmeye başladı. sürdürülemez bir haldi bu zaten artık her yerden patlamakta.
akp bu paranın önemli kısmını da yandaş şirketlere maliyeti 2 lira olan işleri 8 liraya yaptırmakta harcadı. bu hal de sürdürülemezdi. bugün bu borçları devlet bilançolarında aramayın bulamazsınız. çok önemli kısmı şirketler üzerinden borçlanarak yapıldı. fakat hepsine türkiye devleti kefildir. şirketler artık bu bataktan çıkamamakta. batık yine kısa zamanda yoksul halkın üzerine binecek.

işte evo morales bu abd terörü ortamında göte göt diyerek seçilen değerli bir liderdir. kendisine halkçı demek anlatım bozukluğu olur. ziyadesiyle halktır zira kendisi. kız kardeşiyle 2 göz odalı bir evde yaşam sürer. bütün hayatı köylü mücadelesine önderlik etmekle geçmiştir. göreve başladığı gün ''tanıdığım tek bir terorist var o da george bush'tur'' diyerek hem kendi halkına hem de ezilen bütün halklara cesaret vermiştir. uzun yıllar yoksuldan yana kalkınmaya dayalı değerli politikalara da imza atmıştır.

fakat işte uzun yıllar iktidarda kalmak insanı nörolojik bozukluklara itiyor. sevgili morales'e olan da budur. inanın çok demek isterdim ki olan biten sevgili morales'e bir abd komplosudur. dış mihraklar büyük solcu lideri devirmek için emperyalist oyunlar içindedir. fakat durum bu kadar basit değil. tabii ki işin içinde abd nin de kirli parmakları var. fakat yasaları yargı yoluyla kendi istediği gibi eğip bükmeye çalışan morales'de bu komploya çanak tutmuştur. keşke yapmasaydı.

sevgili morales'i, bizimkiyle kıyaslayanlar halt ederler. günlerdir süren protestolarda eylemcilere kesinlikle orantısız bir güç kullanılmamıştır. sandıkla gelen tomayla kalmaya uğraşmamıştır. ve bir süre sonra da istifasını vermiştir. bolivya halkına ve morales'e hayırlı olsun.
bundan sonra bolivya'da hiç bir şey 2005 öncesi gibi olmaz. zaten gelen de sol muhalefetti.