eyyüp akbulut

sithin sene sithin sene
corona tedbirleri kapsamında uygulanan yasakların hukuka aykırı olması hakkında bir soruşturma açan, bu soruşturma sebebiyle işinden edileceğini tahmin ettiğini belirterek sosyal medyada bir açıklama yayınlayan şanlıurfa ili, viranşehir i̇lçesi cumhuriyet savcısı.




"ben bunları söylediğim için muhtemelen işimi kaybedeceğim, başıma bela alacağım. fakat haysiyetli bir hukukçunun bunu yapması lazım. hukuk devletine yaraşmayacak uygulamalar görüyoruz ve bunlar büyük mağduriyetlere sebep oluyor."

savcı hakkında apar topar bir soruşturma açıldı;
www.sozcu.com.tr
charles hank charles hank
ya buraya o kadar şey yazdim guzel cumle ettim elim bi tusa degdi yanlislikla hepsi gitti allah kahretsin

hepsini tekrar yazamam
ama açın dinleyin
son bir, bir buçuk yildaki hayatınızın en önemli 28 dksi olacağına eminim.
bona fide bona fide
yine olayı yanlış yorumluyor halkımız maalesef. daha da üzücüsü avukat gruplarında bile ilgili savcıyı öven mesajlar görüyorum.

öncelikle; videoda söylenen hukukla ilgili çok şey doğru. altına imzamı atarım. sokağa çıkma yasaklarının ve diğer kısıtlamaların, bir çok anayasal hakkın özüne dokunduğu gerçek. bu sebeple bu tarz yasakların anayasa mahkemesi denetimine tabi olacak şekilde kanun ile yapılması gerekir. ben işin sağlık boyutunu tartışmam çünkü bilmiyorum. maske takmak ya da aşı olmak bunların hukuki boyutu ayrıdır. gerekli olup olmaması ayrıdır.

yapılması gereken çok basitti. "covid 19 pandemisi sebebiyle uygulanacak tedbirlere ilişkin" yasa yahut kararname çıkarılıp, tüm tedbirleri kanun ile vatandaşa duyurduktan sonra vatandaşın hangi durumda hangi tedbirin uygulanacağını, hangi tedbire uyulmaması halinde yaptırımının ne olacağını bilmesi sağlanmalıydı. en önemlisi de anayasa mahkemesi denetimine tabi hale getirilmeliydi. hatalı olarak bu yapılmadı. bu saatten sonra da eski cezaları ve tedbirleri hukuka aykırı göstermemek için de yapamıyorlar. neyse bu kısımlar bir tarafta dursun.

bir savcının, 659 sayılı devlet memurları kanunu ve 2802 sayılı hakimler savcılar kanunu tabi olduğu için uyması gereken kurallar vardır. yine bir takım etik ilkelerin olduğu bangolar yargı etiği ilkeleri de önemli bir yaptırımı olmayan kaynaktır. bunlardan biri de demeç verme yasağıdır. evet bir hakim-savcı sadece kararları ile konuşur. nitekim medyaya yansıyan bir çok olayda da hakim ve savcıların neden bu kararı verdiklerini çıkıp açıklayamamasının sebebi de budur. gerekçeli kararlar bunun için vardır. bir karar vererek bunun gerekçesini yazıp, olayı ve kararın neden verildiğini açıklamanın tek yolu budur. bir siyasetçi gibi kendilerini kürsüye çıkıp anlayamazlar. bu sebepledir ki; yargı mensupları kendilerini başka türlü savunamadıklarından, ifade hürriyetinin arkasına sığınılarak eleştirilemezler. aihm bir çok kararında yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlığı amacıyla kişilerin ve devletin diğer erlerinin hakaret ve eleştirilerinden koruduğu görülmektedir.

zaten konuşma içeriğinde bahsettiği bir sulh ceza mahkemesi kararı var. maske cezalarının hukuka aykırı olduğuna dair verilmiş bir karar. kararı veren hakimin başına hiç bir şey gelmedi. çünkü usulüne uygun olarak verilmiş ve gerekçelendirilmiş kararlar "genellikle" bir hakim savcının başına dert olmaz.

bir insanı en mutlu eden duygulardan biri adaletin sağlanması sonucu oluşan duygudur. hatta bu duygu sadece kendisi ile ilgili bir olayda değil, bir başkası lehine sağlanan adalette bile oluşabilen bir duygudur. halkın, ilgili savcıyı bu kadar kahramanlaştırması da bundan sanırım. maalesef adalete inancın çok düşük olduğu ülkemizde, bu tarz yaklaşımların destek görmesini anlıyorum. fakat ben, mesleğim gereği bu tarz aktivist yaklaşımları etik bulamadığım gibi destekleyemiyorum da.

vatandaşımızın hakkını savunacak bir kahraman arayışında olduğu su götürmez. fakat; bizim böyle yapay kahramanlıklara değil de, esaslı hukukçuların, bağımsızlık ve tarafsızlığına ihtiyacımız olduğunu bilmemiz gerekiyor. muhtaç olduğumuz kudret kendi içimizde. bu tarz videolarda ya da insanlarda değil.