ezilenler

1 /
pathetique pathetique
götümüzü yırttık meydanlarda, ezilenler için. polisin kışkırtmalarına karşı direndik. başarısız olduğumuz zaman, arkasında devlet olan o kolluk güçleriyle savaştık. copu, sevgilinin dudaklarını dolaşmasını istediğimiz tenimizde hissettik. gözaltından kurtulduğumuzda, diğer insanları "aydınlatma"ya çalışmak için saatlerce konuştuk. türlü türlü fedakârlıklarda bulunduk.

sonra düşündük, "haklarını savunduğumuz insanlar bizi neden yalnız bırakıyor?" diye. polis bile bizi mitinglerde yalnız bırakmazken; neden dilenci, işçi, köylü bizi yanız bırakıyor? biz o copu tenimizde hissederken, o dilenci bizi neden sadece izliyor? işçi neden televizyonundan takip ediyor bizi? neden bizi izledikten sonra, "vatan hainleri" diyor bize? biz onun hakkını savunurken, vatan haini mi oluyoruz? oysa bizim hainlik ettiğimiz, kendi vücudumuz ve sevdiklerimizdi. biz aşık olduğumuz kişiyi, copla aldatıyorduk.

eğer bu düzene karşı ezilenler diye tabir ettiğimiz insanlar başkaldırmıyorsa, sistemi beğeniyorlar demektir. savunduğumuz kesim sistemden memnunsa, bize giren çıkan ne? zannedildiğinin aksine, insanları bireyci yaptıran şey kapitalizm değil, ezilenler bizzat kendileridir.

ben sıcak evimin içinde filmimi izlerim, kitabımı okurum, sevgilime yazılar yazarım. ve o "ezilenler" denilen insanları televizyondan izlerim sadece.

"soba gazından zehirlendiler."
"... şirketi tarafından işten çıkartılan ... işçileri haklarını arıyor."
"sendikal faaliyetleri ellerinden alınan işçiler şikayetçi."

haberlerini izledikten sonra "iyi olmuş." deyip, kahvemi yudumlarım.

hani bir tane rahip vardı ya, "onu aldılar ses çıkarmadık. şunu aldılar ses çıkarmadık. şimdi sıra bize geldi." şeklinde zırvalamış zamanında. hah ben o rahibin ta götüne koyayım.
tsikitishvili tsikitishvili
üniversite ikinci sınıftaydım. derslerim berbattı, bursum falan yoktu, işlerim hep ters gidiyordu. kitap falan da okumazdım da nasıl olduysa bir gün kitap almaya karar verdim ve yüzlerce kitap arasından dostoyevski'nin ezilenler kitabını aldım.

sonra yurda döndüm ve bir an durdum. napiyorum lan ben dedim kendi kendime. her şey zaten bok gibi aldığım kitaba bak amk. ezilenler. o an içinde bulunduğum psikoloji birden suratıma tokat gibi çarpıldı, buz gibi soğudum kitaptan, o zamanki bütçeme göre iyi de bir para vermiştim ama attım bir köşeye. sonra sene sonunda eve götürdüm evde ben hariç herkes okudu ve çok beğendiler kitabı. ama ben okumadım, hayatım boyunca da okumayı düşünmüyorum.

şimdi burada görünce aklıma geldi tüm bunlar. işin ilginç yanı hayatımda bir şeylerin değiştiği bir çeşit kırılma noktasına denk gelmiş bu kitabı almam da. garip.
kırmızıçizmelikedi kırmızıçizmelikedi
ezilenler (rusça: ????????? ? ????????????, unizhennye i oskorblyonnye) 1861 yılında ilk baskısı yapılan roman. dostoyevski'nin en başarılı eserlerinden biri olan ezilenler'de , yazar diğer romanlarında da yaptığı gibi ruh çözümlemelerine sıkça yer vermiş, okurun karakterlerin psikolojisine bürünmesini sağlamıştır. roman, toplumda hep aşağılanan ve hor görülen insanların, nüfuzlu kimselerin bencilce hesapları arasında ezilişini ve sarsılışını işler.

vikipediden alıntıdır.
1 /