fahrettin kerim gökay

ilişik yaşam formu ilişik yaşam formu
türkiye sosyal psikiyatri derneği'nin kurucusu ve başkanı aynı zamanda hekim, vali, belediye başkanı, her şey...
cins uygulamalarıyla ve kısa boyuyla bilinir. esnafı daima kontrol eden ve çok yüksek bulduğu fiyatları düşüren tuhaf bir adamdır bu. sarhoşları kent dışına falan çıkarttırdı. hatta coşup gürültünün insanların ruh sağlığına zarar verdiğini söyleyerek istanbul'a klakson yasağı getirdi.
bu yasağın üzerine adnan menderes kendisine "deli" demiştir. gökay da basın mensuplarını toplayıp: "o bir toprak ağasıdır, ruh hekimliğinden ne anlar ki bana deli demiş. o bana deli derse buna kargalar bile güler, ama ben ona deli dersem, hayatı boyunca akıllı olduğuna kimseyi inandıramaz." diyerek kendinden sıkça bahsettiren namı cüssesinden kat kat üstün olan adamdır.
norman bates norman bates
fahrettin kerim gökay istanbul belediye başkanı olduğu dönemde fırınları denetlemeye çıkar. gittiği bir fırında ekmeğin tadına bakar ve ekmeği çok beğenir. fırıncıyı yanına çağırır ve aralarında şu diyalog geçer:

fahrettin kerim gökay: ekmeğinizin tadını çok beğendim, özel olarak birşey mi koydunuz içine?
fırıncı: sana koyduk başkanım!

bu imalı cevabın altında kalmayan gökay şöyle der:

-hımm afferim. bundan sonra bütün fırıncılara söyleyeyim, onlar da sana koysun!
şapkalı e şapkalı e
menderse dönemi, istanbul bu zat-ı muhteremin ellerine teslim edilmiştir. şehri alt üst etmiştir kendisi. öyle ki; halk arasında, "başbakan istanbul'a geldiğinde hıçkırık tutmuş, o 'hık-hık' dedikçe bizimki 'yık-yık' anlarmış..." diye şakalara konu olmuştur yaptıkları. "mini mini valimiz, ne olacak halimiz?" diye adına tekerleme bile uydurulmuştur halk tarafından.

menderes dönemindeki istanbul'da yapılan istimlaklar, istanbul'un o güne kadar gördüğü en büyük yıkımlar olmuştur. öyle ki; menderes yıkımların bir kısmında bizzat hazır bulunuyor hatta bazen iş makinelerine çıkarak molozların üzerinde ilerliyordu tıpkı bir fatih gibi.

menderes ve ekibi bu kör kazma politikası ile vatan, millet ve ordu caddelerini hizmete açmıştır o dönem. eğer ihtilal olmasaydı bugün yerinde sulukule mahallesi olan noktada, 100 bin kişilik dev bir stadyum yükselecekti.
işlenmemiş masif ahşap işlenmemiş masif ahşap
korkunç bir adam. pangaltı mezarlığı'nın ermenilerden alınması sürecinde aktif rol oynayan bürokratlardan biridir. daha sonra mezarlığın bulunduğu alanın büyük kısmı, kendisinin belediye başkanlığı döneminde koç vb. sermaye gruplarına satılmıştır. ayrıca kendisinin 6-7 eylül olaylarından sonra beyoğlu'nda yüzlerce tapu elde ettiği ortaya çıkmıştır. "halk plajlara akın etti vatandaş denize giremiyor" sözünün de sahibidir.