fantastik edebiyat

1 /
guenever guenever
j.r.r.tolkien'in başını çektiği edebiyat türüdür. fantastik yazın mitolojilerden, efsanelerden, masallardan, halk öykülerinden beslenir, hayal ürünüdür.
magicalbronze magicalbronze
kaçış edebiyatı olarakta tabir edilebilecek, içinde mitler büyülü dünyalar başka diyarlar barındıran, kendisine ilgiyi özellikle hayal kurmayı seven insanlar tarafından bağdaşlaştıran edebiyat türü.

yüzüklerin efendisi serisi ile tolkien buna öncü olmuştur
galiba galiba
ortaokul yıllarında tanışmıştım “fantastik kurgu edebiyatı” yla. ortaokul arkadaşımdan okumak için ödünç aldığım “yüzüklerin efendisi – yüzük kardeşliği” kitabı ile. ve fakat, kitap şahsen bendenize öyle sıkıcı geldi ki... kitabın henüz yüzde yetmiş sekizini okumuştum ki, özellikle gandalf büyücü kişisinin o uzun ve feylosofumtrak konuşmaları yüzünden bıraktım kitabı. hiçbir kitap bu kadar sıkıcı gelmemişti bana. bazen kitaptan sıkılsam bile sırf terbiyesizlik olmasın diye bitiririm kitabı. ben ki, ipek ongun’un “bir pırıltıdır yaşamak” adlı kült kitabını okumuş bir kişiliğim! ama okuyamadım şu “the lord of the rings” eserini.
işte o gün bugündür, ben de “anti-fantastik” bir ruh oluştu. o günden sonra fantastik kurgu içerikli ne olursa olsun, sanki mecburi bir sevmeme nüksetti bende. (gerçi harry potter kitaplarını okudum, ama o fantastik olarak mı nitelendiriliyor bilmiyorum.)
özelikle lise hayatının salak debisine balıklama daldığımda tanıştığım, okul ve sınıf ve sıra arkadaşım fantastik kişilik orcan nedeniyle daha bir içli ve daha bir dışlı oldum “fantastik” sıfatlı hadiselerle. fantastik edebiyatın dışında fantastik bilgisayar oyunları, frp oyunsalları ile tanıştım. ve fakat yalnızca tanışmakla kaldım. zaten bilgisayar oyunlarını oynamam, sevmem. yalnızca bir kere “zindan ve ejderhalar” frp oyunsalını oynama gafletinde bulundum. ve tabi normal olarak oyun başlayalı henüz on-on beş dakika olmadan bıraktım oyunu.
ayıptır söylemesi, kendi çapım doğrultusunda edebiyatla uğraşan bir kişiliğim. ilkokul dört ve beşte yazdığım, sırf uyaklı olsun diye saçmaladığım şiirlerimi de sayarsak uzunca bir seneden beri bol bol kitap devirmeye çalışarak, edebiyat dergileri okuyarak, araştırarak, nacizhane şiirler ve öyküler yazarak edebiyatla iç içeyim denilebilir. fakat şu “fantastik edebiyat” ‘ a bir türlü ısınamadım.
tırnak içinde edebiyat dünyası’nda fantastik edebiyata pek fazla parantez açılmıyor olması, pek fazla fantastik kurguya yer verilmemesi, göz önünde bulundurulmaması belkide böyle bir sonuç doğuruyor. “edebiyat” denildiğinde insanın aklının köşesinden bile transit geçmiyor fantastik kurgu. ya da birine bir eser adı veya bir yazar adı sorulunca, yanıt olarak fantastik kurgu edebiyatı içirisinden bir isim alınamıyor. örneğin ben gerek edebiyat dergilerini, gerek televizyondaki edebiyat programlarını, gazetelerin verdikleri kitap eklerini takip eden birisiyim. fakat bunların arasında fantastik edebiyata dair noktalar bulunduranlar yok denecek kadar az. benim hatırladığım tek şey, kaçak yayın edebiyat dergisinin ilk sayısındaki “fantastik edebiyat nasıl ortaya çıktı-büyücülerin dönüşü” başlıklı üç sayfa olmasına rağmen içerdiği resimlerden dolayı bir buçuk sayfa diyebileceğimiz bir yazıdır. bu araştırma yazısında ise fantastik edebiyattan çok büyücü merlin’den söz ediliyordu.
tabiki daha başka yerlerde de konu edilmiştir fantastik edebiyat. gözümden kaçmış olabilir. ama şu da var ki, gerçekten çok az bahsediyorlar ki fantastik edebiyattan, kolaylıkla gözden kaçabiliyor. benim için bir sorun yaratmıyor bu nasılsa!
ama yine de size orhan pamuk’un “yeni hayat” romanından çalıntı yaparak şöyle diyebilirim: bir gün bir vcd izledim ve bütün hayatım değişti! (fazla iddalı oldu gibi...)
national geographic dergisi bi zaman “yüzüklerin efendisi filminin perde arkası” adı altında bir tane vcd vermişti. dedim ben de, herhalde filmdeki görsel efektlerin falan nasıl gerçekleştirildiğini gösteren bir kamera arkası organizasyonu. şu meşhur yeşil fon önünde “mış gibi” yapan ve yaparken pek bir komik görünen film oyuncularını gösteren bir çalışma. gerçi insan görsel efekt zengini filmleri izleyip hayran kaldıktan sonra bu perde arkası görüntüleri izlerse filmden soğuyor. “ulan bu adam uçmuyormuş ki!” salakça cümleleri kurduruyor insana bunları izlemek. insan öyle bir gönül veriyor ki bazen filmlere, bir gün uzaylıların geleceği umuduyla kendisine sepetli bir e t bisikleti yaptırıp gözü gökyüzünde bekliyor.
neyse efendim. national geograghic dergisinin verdiği bu vcd’yi izledim. vcd benim beklediğim gibi çıkmadı. filmden çok tolkien ve tolkien’in “yüzüklerin efendisi” si üzerinde durulmuş. nasıl yazdı, neden yazdı, başka neler yazdı...
tolkien’in büyük bir çalışma, araştıma, inceleme ve emek sonucu bu eseri ortaya çıkardığını öğrendim. büyük bir filoloji uzmanını tanıdım. her ne kadar fantastik bir edebiyat olsada tolkien’in eserlerinin nasıl insan, doğa, tarih ve felsefe koktuğunu anladım. nasıl bir dil yarattığını öğrendim. ve fakat bu vcd’yi izleyip, düşüncelerimi bu yönde geliştirdikten sonra oturup ne bir fantastik kitap okudum, ne de yüzüklerin efendisi filmlerini izledim. yaptığım tek şey play station da yüzüklerin efendisi oyunu oynamak oldu.
tabi ben burada fazla bir şey biliyormuşcasına konuşuyor gibi görünmeyeyim. fantastik kurgu severleri kızmasınlar bana. bunlar benim kendi öz düşüncelerim. ne bileyim, ben bir türlü alışamadım şu fantastik hadiselere. sanırım fantastik kurgu biraz kokoreç gibi. seven onsuz yapamıyor ama sevmeyende tiksiniyor, görmek bile istemiyor. ben biraz tadına baktım, hoşlaşmadım. ama bazı zaman olur değişiklik olsun diye tadarım yine fantastik edebiyattan.
enfes enfes
edebiyatta üvey evlat muamelesi gören, bana kalırsa hayal dünyası geniş olan bir kaç yazar sayesinde*** oldukça değerlenen edebiyat türüdür. genel olarak türk dili ve edebiyatı bölümündeki hocalar pek hazzetmez ve üzerinde konuşmaya değer bulmazlar. en azından benim okulumda ve arkadaşlarımdan bildiğim diğer bir kaç türk dili ve edebiyatı bölümünde böyle. ileride hakettiği değeri bulacak ve o türde yazılan metinler de incelenecektir umarım.
hopeless hopeless
"fantazi elbette hakikidir, olgulara dayanmaz ama hakikidir. çocuklar bilir bunu. yetişkinler de bilir. zaten çoğu bu yüzden fantaziden korkar. fantazideki hakikatin yaşamaya mecbur edildikleri ve kabullendikleri hayatın sahteliniğine, kofluğuna, gerekszliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma hatta tehdit oluşturduğunu bilirler.
ejderhalardan korkarlar çünkü özgürlükten korkarlar."

(bkz: kadınlar rüyalar ejderhalar)
(bkz: ursula k le guin)
yubermis yubermis
hayatın bütün o saçmalıklarından, ikiyüzlülüğünden, ihanetinden, kazıklarından bokundan püsüründen uzaklaşmanın en güzel yoludur belki de. intiharın eşiğine gelmişken ilaç gibidir, mutluluk verir her ne kadar hüzünlü olsa da bazen.
mihman mihman
bu edebiyat türünde yaratılan mitosların en büyük eksiği, hiç bir tanrının birbirini bir defa olsun sikmemesidir. yahu, incele gör, zeusa bakıyorsun, inek oluyor sigişiyor, kızına sulanıyor yapamayıp alnına attırıyor kızın alnından bir tanrı doğuyor filan. fantastik edebiyata gel, neymiş efendim elgur şarkı söylüyormuş da yeni dünya yaratıyormuş. lan topu topu 7 tane nota var onla ne yaratıyosun? dünya mı yaratacan? al başını yarat. töbe estafurullah ya.

nitekim, insanın en gerçek ve en nihai amacını yadsıdığı için edebiyat olarak kalacak, asla gerçeğe dönüşmeyecektir.
demento demento
hoştur, eğlencelidir. bir kere kaptırdığınız anda etkisinden kurtulamazsınız. devamlı yeni şeyler okumak istersiniz. okumaya başladığınız anda kitabı kapatana kadar sizi bambaşka bir evrene sürükler ve etrafınızda olan biten sizin umrunuzda bile olmaz.
1 /