fareler ve insanlar

labirent labirent
fareler üzerinde deneyler yapıp insana mal etme alışkanlığımızın bizi nereye götüreceğini çok merak ediyorum...o kadar çok örneği var ki bu işin; fareler üzerinde uyku, davranış vb ile ilgili bir çok deney yapılıyor ve de neticeler, insana olan etkisiyle de bir tutuluyor. böyle çok saçma şeyler var hayatta biliyorum, ama bunu bilim adamı denilen gözlüklü şahıslar yapınca ironi oluyor...
toprakta adı kalan adam toprakta adı kalan adam
kitabını ve filmini bir kenara bırakırsak; "kemirmek" gibi ortak özelliğe sahip iki canlı türüdür.

birisi yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek adına besinleri kemirir, diğeri çoğu zaman gönül kemirmekle beslenir.
reyra reyra
of mice and men olarak 1998 yılında hayatıma girmiş,yazarı,nobel ödülü sahibi john steinbeck olan,güzide bir kitaptır.
mecaziye mecaziye
güzel bir dostluğu anlatır ama en saf dostluklarda bile bireylerin çıkarlarını gözetmek zorunda oldukları mesajını da verir. ayrıca dünya klasikleri okumamış bir insan için iyi bir başlangıç olabilir.
arif19m arif19m
şu sıralar kocaeli şehir tiyatrolarında sahne alan oyun. oyunun akışı, diyalogları, oyunculukları oldukça iyi. zaman zaman insana kahkaha attıran, zaman zaman ise hüzünlendirip başka yerlere götüren bir oyun. keyifli bikaç saat geçirmek isteyenlere gitmeleri şiddetle tavsiye edilesi güzellik.
şebnemşibumi şebnemşibumi
(bkz: spoiler)

taze bitirdiğim steinbeck eseri. çevirmeni de fakülteden yazınsal çeviri hocamız ayşe ece. birkaç kelam etmek isterim kitapla ilgili. eser, işçi hayatını işliyor. kurdukları hayalleri, küçük planları. mesela 50 dolar kazanıp geneleve gitmek istiyor başkarakterlerden george ama hayali, yarım akıllı iri dostu lennie ile kendilerine ait ufak bir arazi almak.

fakat lennie akıllı durmuyor. i̇stemeden de olsa gittikleri her çiftlikten bir yanlış yapıp george'u da kendini de kovduruyor. son geldikleri çiftlikte patronun oğlu şirret curley'nin karısı tüm ırgatlara cilve yaparken ve hepsini ezerken ilahi adalet vasıtasıyla lennie tarafından -istemeden- mortu çekiyor. kitabın sonunda ise hiç beklemediğimiz ama satırları okuyunca olacağından emin olduğumuz son gerçekleşiyor. steinbeck adeta son sayfalardan "basit bir hikaye olduğunu mu sandınız?" diye sesleniyor bize. ters köşe desen ters köşe değil ama sanki bir sol kroşe gibi bir şeydi. güzeldi. i̇yi ki okumuşum dedirtti. okumayan okusun efendim.
ürkek ürkek
gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından. yanındakine dönüp 'gördün mü sen de' diye soramaz ki. bilemez ne gördüğünü. soracak kimsesi yoktur ki.
snow flake snow flake
bir yanda dostluk, diğer yanda yalnızlık teması canlandırılıyor ama kitabın temel konusu dostluk ve masumiyet duygusu üzerineydi. dönemin işçi sınıfı ve onların yaşam şekli anlatılıyor ve kurdukları dostluklarıyla alışılmışın dışına çıkan iki zıt karakter.

burada aşırı saflığın ve iyiniyetin, korkunç olaylara meydan verebileceği dikkatimi çeken noktalardan biri oldu.