farkına varmadan iğrenç birine dönüşmek

knightofinstagram knightofinstagram
şeytan ayrıntıda gizlidir diye boşuna söylenmemiş. yozlaşma koca bir milleti de çökertir, dünya'yıda. mesela antik roma'da rüşvet, adaletsizlik (buna gelir adaletsizliği de dahil) ülke içi aşırı kutuplaşma-nezaketsizlik öyle bir almış başını gitmiş ki en sonunda koca imparatorluk bölünüyor hatta hala ülke içi nefret, çıkar ilişkileri bitmiyor. biz de böyle gidersek sonumuz roma gibi olacak. neyse benim daha çok bahsetmek istediğim bireysel yozlaşma, her birey yozlaşırsa haliyle toplum/dünya çöküyor, neyse.

insan öyle tuhaf ki en narin kadını bile acımasız bir katile dönüştürebilirsin! evet, nasıl mı? şöyle: birini katil yapmak istiyorsan önce ona sinek öldürtürsün, sonra daha büyük böcekler, sonra fare sonra koyun sonra insan. yani aşama aşama gidince alışıyor insan her şeye. bir de bunun üstüne zorlu şartlar ve çaresizlik ekle de gör içimizdeki vahşi yaratık nasıl ortaya çıkıyor.

bir diğer yozlaşma şekli de yine benzer aslında ama daha hissettirmeden olanı. özellikle çocukken oynanan oyunlar ve izlenen çizgi filmlerde doğrudan veya daha gizli şekillerde gösterilen cinsellik, vahşet ve iğrençlik unsurları. neden 90'lılar ve sonrakiler bu kadar acımasız, sabırsız, küfürbaz, vefasız, porno düşkünü (ve buna ensest, pedofili, hayvanlı pornolar, aşırı şiddet veya tecavüz içerikli pornolar da dahil)... düşkünü oldular? bu yüzden. tabi sadece bunlar değil. ben de 91'liyim yani ama bir yerde hata varsa söylerim. benim kuşak zamanında bütün iğrençlikler başladı. arkadaşının arkasından iş çevirmeler, sevgilisiyle yatmalar vs. tabi önceden de vardı ama çook azdı. peki sorun bizde mi? aslında 1950'de doğan biriyle farkımız yok. bize olan şey bilinmeyen teknolojilerin kötü etkileri oldu, hala daha oluyor, üstelik bilinmesine rağmen. kimse kusura bakmasın ama şu tiktok ve benzeri şeyler yok edilmeli. tabi sadece o da değil yapılması gereken çok şey var. devletin her yayını denetlemesi lazım rtük gibi evet ama gerçekten zararlı şeyleri engellemeli. sadece tv ile sınırlı kalması yetmez aslında internet komple denetlenmeli devlet tarafından ama devlette güvenilir, tarafsız ve doğru düzgün iş yapmalı tabi.

mesela friends dizisinde bile öyle şeyler var ki 1994'de başlamasına rağmen insanı hayrete düşürüyor. chandler'ın babası trans, ara ara lgbt güzellemeleri var, hatta bazı bölümlerde ensest ve pedofiliye gönderme yapıyor. elbet doğrudan güzel demiyor şaka yollu saçma vs diyor ama o fikir tohumunu zihinlere ekiyor, ufak ufak alıştırıyor yani. film, oyun, müzikler ve gdo'lu gıdalar ile her şeyimizle oynuyorlar. bilincimiz ve doğrudan genlerimizle. z kuşağının çocukları çok daha acımasız hatta belki eziyet etmekten zevk alan bir nesil olacak. bunu engellemek aslında pekte zor değil. gdo'ya karşı yapılacak bir şey yok ama izlediğin şeylere karar verebilirsin ya da müziğe. çook eskiden katy perry'nin bir şarkısında "i kissed a girl and i liked it" diyor yavaş ve üstüne basa basa! yani bir kızı öptüm ve hoşuma gitti diyor. ilk ünlü olduğu şarkısının klibinde gelinlik giyen bir adam vardı sonra firavun temalı klibinde kolyesinde allah yazılı adam firavun tarafından yok ediliyor.. bunlar normal mi? veya bu kadar tesadüf olabilir mi? bir yerlere sürükleniyoruz farkında olmadan ama sonunun uçurum olmayacağını hiç sanmıyorum. lgbt karşıtı değilim ve ateistim ama buna rağmen her türlü değere saldırı bana bile ters geliyor. bilmiyorum daha aslında yazacak çok şey var, hepsi şimdi aklıma gelmiyor. ha gelse ne olacak? bu yazıyı okuduktan sonra tiktok'a girip saçma videolara like atmaya devam edeceksin faydalı kitaplar okumak yerine.

bu yazıyı kaç kişi okuyacak ki zaten? beğeniden çok beğenilmeme alırsa şaşırmam. ama demek ki insanlık olarak bizim hak ettiğimiz değer buymuş. psikopat-distopik bir gelecek..en azından bu çıldırmış dünyaya bir çocuk getirme hatasını yapmadım. işler iyice raydan çıkarsa da artık çokta umurumda değil. ben bu dünyaya değer biçmekten çoktan vazgeçtim.
ambarda darı yok evde karı yok ambarda darı yok evde karı yok
2,5 yıl boyunca bi' otelde resepsiyonist olarak çalıştım şu anda da bir zincir markette kasiyer olarak çalışıyorum ve evet ben de iğrenç bi insana dönüştüm. sebebi de oteldeyken 'misafir' marketteyken de 'müşteri' diye adlandırılan insanlar yüzünden.

eskiden; anlayışlı bir insandım artık toleransım yok, merhametliydim artık acımasızım, yardımcı olmayı severdim şu an sikimde bile değil, yalan söylemezdim yalan ağzıma yuva yaptı... çünkü, misafir ya da müşteri, artık her ne derseniz deyin bunlar, bütün iyi niyetleri sömüren, sizin ya da diğerlerinin sınırlarını zerre umursamayan, 'uyarılıncaya kadar her şeyi yapmak serbesttir' mantalitesi ile hareket eden, uyarılınca da çirkefleşip üste çıkan ve hakaretler eden bu embesil sınıf ya da sıfat her ne boksa, benim insani duygularımdan sıyrılıp iğrençleşmeme sebep oldu.

müşteri her zaman haklıdır ya da müşteri kraldır diyen orospu çocukları çok yanılıyorlar. nasıl ki müşteri ya da misafir, en iyi hizmet alacağı yeri özenle seçmeye çalışıyorsa mal satan ya da hizmet sunan işletme de müşterisini özenle seçmeli ve ona göre muamele etmelidir.

her müşteri haklı değildir ve hiçbir müşteri kral değildir. bi taraf parasını sunar diğer taraf da malını ya da hizmetini sunar. mal ve hizmetin para ile takasından başka bi şey değildir bu olay. herkes haddini bilecek amına koyim. parayı veren kendini efendi sanıyor mal ve hizmet sunan da kendini köle yerine koyuyor olan çalışanlara, bize oluyor.

bi gün otelde çalışırken bi misafir olmayacak bir şeyi, başkasına rezerve olan bir masaj saatine kendisinin yazılmasını o kişinin de başka saate çekilmesini istemişti. bunun mümkün olmadığını belki 5 defa farklı cümlelerle anlatmıştım zira adam 5 kez ısrar etmişti. en sonunda da "para veriyorum lan ben buraya" dedi. ben de artık dayanamayıp "biz de hizmet veriyoruz beyfendi kara kaşımıza kara gözümüze para vermiyorsunuz heralde, sırf para veriyorsunuz diye her istediğinizin olacağını mı sanıyorsunuz buranın bi işleyişi var, kuralları var para veriyorsunuz diye her şeyin işinize gelmesini bekleyemezsiniz ne yapalım daha kucağımıza alıp saçınızı mı okşayalım sırtınızı mı sıvazlayalım ne istiyorsunuz ? sizin masaj saatinizi sırf başkası çok istiyor diye başka saate kaydırıp o başkasını sizin saatinizde masaja alsam bu oteli başıma yıkarsınız yalansa yalan deyin !!!!!!" dedim.

bi 15-20 saniye bakıştık.... sizin yapacağınız işin... dedi siktiroldu gitti.

ulan senin ben iki yüzlü karakterinin de amk paranın da amk. ya bu sadece bir örnek anlatsam onlarca farklı hikaye çıkar da üşeniyorum aga.

biraz daha zaman geçsin kafamda bi kaç iş fikri var ama şartlar olgunlaşmadan girişemiyorum. şimdilik sabretmeye devam diyorum ama çok usandım be, vallahi bi gün bi müşteriyi elime alıp evire çevire dövsem yemin ediyorum dünyanın en zevkli orgazmını yaşayacağım, bi kaç dakikalığına benden daha mutlusu benden daha hafifi olmayacak. bakın mesela dün gündem olan 'orkid' mevzusu. ben de kasiyerim bi herif gelse bana öyle konuşsa sonra da el kaldırıp vurmaya kalksa yemin ediyorum zincirinden boşalmış kangal gibi o herifi parçalarım zerre kadar acırsam piçim amına koyim o kadar sabrım kalmadı yani. ama az daha sabır diyorum. kurtulacağız diyorum, bitecek...