fazla başarılı olmanın zararları

knightofinstagram knightofinstagram
kimse seni çekemez, kıskanmaya başlar, en iyi olasılıkla diğerleri tarafından dışlanırsın. daha kötü olasılık ile ayağını kaydırmak için fırsat kollayan düşmanlar elde etmiş olursun. çoğu zaman nerdeyse her şeyde ortacı olmak iyidir.
topalkırkayak topalkırkayak
genel olarak, başarı göreceli bir kavram. ben komsomolets'in girisine paralel bir hikaye yazacağım. gerçek kesit.

sağlık sektöründe satış temsilcisi bir arkadaş var. i̇lk başlarda biraz bocaladı farklı sektörden geldiği için fakat ikinci yıl itibarı ile çok yüksek cirolara ulaşmaya başladı ve bu yüksek cirolar kendisinin başına şöyle dertler açtı.

ekip 3 birim satış yaparken, bu arkadaş 7 birim satış yapmaya başladı. sene başında herkes çok memnundu. personel toplantısında ödül verildi. sektöre yeni başlayan biri olmasına rağmen bu kadar yüksek tutarlara ulaşması örnek gösterildi. sahneye çıkartılıp, nasıl bu tutarlara ulaşabildiği anlattırıldı.

sene devam ederken bu arkadaşın grafiği artmaya devam etti. 10 birime yaklaştı. prim zamanı geldi. hayvan gibi bir prim hak etti. olay burada çirkinleşmeye başladı. patron arkadaşın müdürünü aradı. bu adama bu kadar para veremeyiz gereğini yapın dedi. hep iyi ciro yaptığı için hem de hukuki olarak sorun çıkartacağı için işten çıkartmak bir seçecek değildi. bütün müdürler düşünüp, taşınmışlar. bu çok başarılı arkadaşı arayıp, sana bu kadar para veremeyiz. yönetim karşı geliyor demeye karar vermişler.

haliyle öyle şey mi olur, ben çalıştım hak ettim, siz de benden kazandığınız parayı afiyetle yiyorsunuz, hani benim payım diye isyan etti. pazarlık yapmaya başladılar, alması gerekenin çok daha az bir miktarı için ya bunu alırsın ya da sen bilirsin şeklinde bir pozisyona geldiler.

o arkadaş sonraki sene de, belirlenen kotaların çok üstüne çıktı. bu sefer de, sadece bu kişiye özel bir prim sistemi getirmeye çalıştılar. yine benzer senaryolar yaşandı.

bu işin sonunda ya bu arkadaş sikerim yapacağınız işi diyip başka bir firmaya geçecek ya da kalıp daha az çalışmaya başlayacak. kağıt üzerinde baktığımız zaman başarılı bir personel. pratikte pek de sevilmeyen ve emeğinin karşılığını alamayan biri.

büyük büyük sözler söyleyerek bağlamak mümkün ama hem anlamam o işlerden hem de hoşlanmam. hikaye gayet açık, herkes kendi sonunu yazabilir bence.
isveç norveç danimarka isveç norveç danimarka
başarı göreceli bir kavramdır. örneğin ben kendimi başarılı görürüm ama biri çıkıp der ki sen kimsin yaa.

bir de hangi alanda başarı, bu önemli bir konu. mesela ben iş hayatında başarılı olduğumu düşünüyorum ama aşk hayatında bok gibiyim.

özlü bir söz ile bitiriyorum bu boş girimi; arkadaşlar kariyerinize sarılıp yatılmıyor *
anabacı vokke anabacı vokke
nazar, beddua ve almanların schadenfreude dediği ama bizde çok daha yaygın ve güçlü olan duyguya maruz kalmaktır. bakın ben marksist adam olarak metafizik duygu akışlarını hiç hafife almam, hayat bana acı deneyimleriyle öğretti. o yüzden sevilmek önemlidir, her zaman sizi biraz daha yukarı taşır. hangi işi yaparsanız yapın, bu böyledir. ama türkiye'de sağcısından solcusuna, alevisinden sünnisine, türkünden kürdüne herkesin çok kötü bir ortak noktası var. mutlu adamları sevmiyoruz abi... başarısız olmalarını istiyoruz. ancak acı çekip, burunları iyice bir sürtülünce sevebiliyoruz onları. bu hep böyle olmuştur, birisi önce bir pişmiş tavuktan beter edilir. artık onun da buruk bir öyküsü vardır, o zaman sevilmeye başlar. bu sevenler arasında bizzat geçmişte ona köpek muamelesi yapanlar da vardır. bunun çok örneğini gördüm. bu cidden toplum olarak çok ağır hastalıklı yönlerimizden birisi...
2