fehmi koru

1 /
hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim hepinizin ağzına kırmızı biber sürerim
dün itibariyle abdullah gül'ün fikret bila, ergun babahan gibi medyanın mühim gazetelerinin yazarlarıyla yaptığı değerlendirmelerin sunucusu konumundaydı fehmi koru..

program trt'de canlı olarak yayınlanıyordu.. fişlemek gibi olmasın, kim ne kadar hükümet yanlısı, böylesi bir dost meclisinde kim gazetesini temsil ediyor, kim dert dinlemeye gelmiş; az çok belli oldu ak koyun kara koyun.. programın sunuculuğunu fehmi koru'nun üstleniyor olması ise en ilginç detaydı kanımca.. gözden kaçmamalı..
smbs smbs
27 nisanda genelkurmay'ın yaptığı açıklama sonrasında,cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde hükümetin izleyeceği politika konusunda en tutarlı yorumu yaparak takdirimi bir kez daha kazanmış yorumcu.şöyle ki, bir kısım medya yazarları ve yorumcuları bundan önceki tüm tartışmaları çöpe atalım bundan sonra hükümet geri adım atmalı şeklinde yorumlar yapmıştı.f.koru ise demokratik süreç işleyecektir, hükümet kararlı adımlar atmalı ve demokratik yollardan süreci devam ettirmeli demiş idi.netekim öyle de oldu.türkiye ve dünya gündemini takip etmek isteyen, alternatif bakış açısı ile olaylara ilişkin farklı açılımları da görmek isteyen eşhasın arasıra f.koru'yu okumaları tavsiye olunur.
ışığım ve gölgem ışığım ve gölgem
akp nin toplumdaki imajını basın yoluyla olumlamaya çalışan ve faaliyetlerinin destekçisi olarak bu parti üzerinde paratoner vazifesi gören,bu sebeple kendisinin ahlakı hakkında kesinlikle menfi düşüncelere sahip bulunduğum,kullanılabilir gazeteci şeysi
strutter strutter
çok ilginç bir insan olduğu su götürmez. dünkü "yeni hükümetin yeni cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmesi" hadisesini bu ülkedeki birçok insan "jest" olarak yorumladı, tıpkı bir çok vatandaşımız gibi. bazı vatandaşlar ise bu olayı "sezer, yeni hükümetle muhattap olmak istemedi, bunların vebalini üstüne almadı" şeklinde yorumladı.

fakat bir adam çıktı, koca bir ülkenin gözlerinin göremediğini gördü, çirkin planlarını sanki bu insanların zihnini okumuşcasına çözdü ve en sonunda, kendisi süper hiper inanılmaz bir insan olduğu için iki ayrı isimle iki yazı birden yazarak tüm halkı iki kat daha fazla aydınlatması için ona izin veren ve bu yolla inanılmaz "sevaba giren" yeni şafak gazetesinden tüm türkiye'yi aydınlattı.

--------------------alıntıdır--------------------

"demokrasi oyuncak değildir"

"cumhurbaşkanı sezer'in son tavrı, anayasa fırlatma kadar olmasa da, ekonomiyi olumsuz etkileyebilir."

"neden böyle davrandı acaba cumhurbaşkanı sezer? acaba sebep chp'nin yeni politik çizgisi olmasın?"

"bu davranışıyla, cumhurbaşkanı sezer, anayasal bir görevini yerine getirmemiş oluyor."

"demokratik sistem kimsenin oyuncağı değildir..."

--------------------alıntıdır--------------------


durum daha iyi açıklanamazdı sanırım, şahsen ben kendimi aydınlanmış ve gerçekleri sonunda görmüş birisi olarak görüyorum. meğer dün neler yaşanmış da haberimiz yokmuş, meğer ne niyetlerle ne çirkin oyunlar oynanmış da ruhumuz bile duymamış. bu olaylara bu yazıdaki yorumlardan daha "mantıklı" bir açıklama getirilemez sanırım.

fehmi koru'nun ellerinden, taha kıvanç'ın da gözlerinden öperim. helal onlara bu yollar, helal.

not : piyasalardaki son günlerde yaşanan dalgalanmaların devam etmesi halinde, iki gün sonra çıkıp "bakın ben demiştim, ekonomi olumsuz etkilendi işte" gibi bir yazı yazarsa hiç ama hiç şaşırmayacağım.

tereddüde mahal yok yök ün kâğıt üzerinde mevzuata uygun hazırladığı rektör adayları listesi beklenmedik tepkilere yol açtı...yök başkanı kemal gürüz, 28 şubat ta k yeni şafak
metropolsalagi metropolsalagi
ergenekon operasyonu ile ilgili, köşesinden, salyasını akıtarak neşrettiği isimler ve akabinde ilhan selçuk un gözaltına alınması konusunda aldığı tepkiler nedeniyle,yediği bokun idrakine varmış,bunun altında kalma paranoyasına düşen;solculardan: "bunlar",ilhan selçuk için:"yaşlı biri" diyerek,sıçtığı bokun paçasından sızmaya başladığını kendisi hariç,cümle alemin farkına varmasını sağlamış yazarcık.

ruh hali,bugünkü yazısına sıçramış adeta"huzurum kaçtı" minvalinde bir şeyler yazmış;buyrun o yazıya:

"ilhan selçuk salıverildi, bana saldırılar ise devam ediyor. çok ilginç bir dönemden geçtiğimizi artık hepimiz biliyoruz; özellikle de ilhan selçuk, doğu perinçek ve kemal alemdaroğlu'nun 'ergenekon operasyonu' kapsamında gözaltına alınmaları hepimizin gözünü açmış olmalı. polisler evine geldiğinde çay ikramına nail olmuşlar ilhan bey'in, savcılar da mahkemeye sevk etmeden kendisini salıvermişler.

ilk gün yansıtıldığı kadar ayağa kalkmayı gerektirecek bir şey yokmuş sizin anlayacağınız...

83 yaşındaki bir yazarın gecenin bir vakti evinden alınması hoş bir şey mi? elbette değil. daha nazik ve kamu vicdanını rencide etmeyecek bir yöntem bulunabilirdi. gözaltının uzamaması, tutuklama ihtiyacı duyulmaması rahatlatıcı. savcılar bilmek istediklerini öğrenmiş, ipuçlarını birbirine bağlayacak irtibatları kurabilmişler midir?

bilmiyorum. tıpkı son günlerde yazılarıma sıkça konuk ettiğim ilhan selçuk'un gözaltına alınacağını bilmediğim gibi. tıpkı daha önce gözaltına alınanlarla ve bundan sonra alınabileceklerle ilgili hiçbir bilgim ve ilgim olmayışı gibi...

kendileri olsa bu durumdan yararlanmaya kalkışırlardı. geçmişi hatırlayın: yazarlarından bazıları politikacılar ve devlet görevlileriyle ilgili iddialarda bulunur, ısrarla işin peşini takip ederlerdi; sonunda göz altına alınırsa politikacı veya memur, "bizim sayemizde" diye başlık atarlardı. yaşa saygı da yoktur bunlarda; torun-torba sahibi nice insanı zindanlara attırdıkları için övündükleri bilinir...

yaşlı birini zor durumda görmek, yaşını başını almış kişi ne kadar yanlış işler yapmış olursa olsun, bizleri huzursuz eder. "ilhan selçuk gözaltında" haberi beni çok mutsuz etti. bir yandan bu mutsuzluğu, bir yandan da buna sebep olduğum iddiasının rahatsızlığını yaşattılar bana; esas kahrolduğum bu...

ilhan selçuk dikkatle izlenmeyi hak eden yazılar yazıyor. ben de burada fırsat düşürüp yazdıklarını değerlendiriyorum. sadece ben değil, medyada ilhan selçuk'u yakın takibe almış pek çok meslektaş var, onlar da yazıp duruyorlar. o da kendisine takılanlara bazen cevap veriyor. türk basınında bugüne kadar hep olduğu gibi.

birdenbire şunu anladık: ilhan selçuk hakkında yazı yazılmaması gereken dokunulmaz biriymiş... televizyon ekranlarından, "ilhan selçuk'umuzu ihbar ettiler" diye bağıranlar herhalde bu kanaatte olmalılar. ne yapmışım ben? ilhan selçuk'la ilgili yazı yazma dışında? o yazılarda kendisinin yazdıklarının satır aralarını deşifre etmeye çalışmışım. afedersiniz de, 'ergenekon' gibi bir dosyayı elinde bulunduran savcı yazımı okuyup "haydi, ilhan selçuk'u da içeriye alayım" mı demiş oluyor?

ben yazıyormuşum, savcılar göz altına alıyormuş... bunu iddia eden nasıl bir kafadır yahu?

aslında bu soruyu sormamam gerektiğini biliyorum. çünkü bu tür olayların nasıl cereyan ettiğinin farkındayım. durumdan vazife çıkarmak nedir, haberdarım. gözaltıyla birlikte dikkatlerin bir-iki isim üzerinde yoğunlaştırılması elbette masum bir davranış değildi; masum olmadığı için de yukarıdaki sorularımı sorulmamış kabul edebilirsiniz.

biliyorsunuz, geçmişte milli güvenlik kurulu'nda görev yapmış kuvvet komutanı düzeyindeki bazı subaylar emeklilik sonrası cumhuriyet gazetesi vakfı yönetimine girdiler. bunlardan biri aytaç yalman, diğeri şener eruygur... şener eruygur aynı zamanda atatürkçü düşünce derneği'nin de başkanı. bu arada yine eski komutanlardan doğu silahçıoğlu da cumhuriyet'e yazılarıyla sürekli katkıda bulunuyor.

ilhan selçuk'un böyle bir dost çemberine rağmen gözaltına alınabilmesi esas hayret sebebi olmalı.

ergenekon konusu ne zaman açılsa hemen tepe yöneticiler akla gelir. 2 ve 3 numaranın isimlerinin baş harflerini bu konuyu yakından izleyen, kitap yazan bir meslektaş açıkladı; '1 numara' ise çok korkutucu biri olmalı ki kimse onun adını telâffuz edemiyor. savcılar onu biliyor mu, yoksa gözaltına aldıklarından öğrenmeye çalıştıkları '1 numara' denilen kişinin kimliği mi?

şimdiye kadar hiç önemsemediğim bu konuyu şimdilerde kafama takmamın sebebi, ilhan selçuk'un gözaltına alınmasıyla birlikte üzerime üzerime gelinmesini '1 numara' denilen kişinin orkestra şefliğine bağlamam. onun yönlendirmesiyle sağa bakıp hizaya geçmiş olmalı saldırganlar... bu sebeple benim için de önemli biri haline geldi artık '1 numara'...
doğu perinçek de gözaltında, kemal alemdaroğlu da; kimsenin aldırdığı yok. 80'i aşmış olmayabilirler, ama onlar da yaşı kemale ermiş ve ismi duyulmuş kişiler... salıverilmek şöyle dursun, gözaltı süreleri uzatılıyor da kimse sesini yükseltmiyor.

peki, bunun sebebini bilen var mı?"

not: kemal alemdaroğlu sabaha karşı serbest bırakılırken, doğu perinçek ise tutuklandı. "
platin24 platin24
her dönem iktidarla, kendi ağırlığının konjonktürel olarak iki üç katına, on katına kadar çıkan yazarlar görülmüştür. fehmi bey de şu an bu yükselen dönemini yaşamaktadır. bu konuda yakın tarihin bir örneği ise çiller övgücüsü olan memduh bayraktaroğlu incelenebilir, çiller döneminde uzman olarak her yerde yazan, çizen, konuşan bu zat, bugun hatırlanmakta mıdır?. fehmi koru'da 10 yıl sonra ait olduğu eski köşelere çekilecektir ve muhtemelen bu kadar kehanet gösteremeyecektir.
(bkz: keser döner sap döner gün gelir hesap döner )
ctrl z ctrl z
türkiyede bilgisayarı ilk kullanan gazeteci ve ilk internet gazetesinde yazan gazeteci...teknolojiyi çok yakından takip eden yazılarında link veren nadir bir yazardır kendisi...hem ingilizce hem de arapça bilmesi dolayısıyla hem batıyı hem de doğuyu yakından takip eden, bu yüzden kendisini eleştirenlerin kaç dil bildiğini, günde kaç farklı basın organını takip ettiğini, bunların kaç tanesinin uluslararası düzeyde olduğunu...ayda kaç kitap okuduğunu, bir günde kaç tane makale yazabileceğini, kaç ülke gezdiğini ve kaç kişi tanıdığını merak ettiğim bizden daima "bir adım önde" (bkz: one column ahead) bazılarımızdansa "column'larca" ötede olan yazar.
umarım daha nice seneler bizimle birlikte olur adının geçtiği ölüm listeleri, sahiplerinin başında paralanır.
1 /