ferhan şensoy

22 /
paradoksyasayanadam paradoksyasayanadam
üç dört yıl önce taksimde işçi olarak çalışırken ses tiyatrosu'nun bulunduğu pasaj'a gitmiş, kapısından bakıp acaba izlemek nasip olur mu diye düşünmüştüm. henüz işbaşı yapalı üç dört gün olmuş ve banknot yetersizliğinden bilet alamamıştım, ama umudum vardı ve kesinlikle gitmeliydim. fakat bir kaç gün sonra babam arayıp anneannemi hastaneye kaldırdıklarını söyleyince memlekete dönmek durumunda kaldım bilet paramı güç bela denkleştirip.
evet aynen böyle oldu.
ben hala işçiyim ve nakit durumumda pozitif bir ilerleme yok ve ferhan baba benim banknot potansiyelimi parlak bulmamış olacak ki, hasssiktir seni bekleyemem dedi ve gitti. varsayalım gitmedi..
f f
yıllar önce lisanstayken boş zamanının verdiği can sıkıcılığımı okulun kütüphanesindeki şensoy'un vcd tiyatro oyunlarını izleyerek gideriyordum. neden sonra ferhangi şeyler'e biletini almıştım. ses 1885'in tarihini ve neler çektiğini bildiğim için öğrenci hâlimle destek olması için sanırım en pahalı yerinden almıştım. kalan parayla da birkaç kitabını almıştım. kitapları imzalarken inanılmaz agresifti. sorulara sert cevaplar veriyordu, hatta birisini de kalaylamıştı "ne bu aptal aptal sorular".

halep i̇ş hanı'ndan çıkıp istiklâl'de karaköy'e doğru yürürken ağladığımı çok net hatırlıyorum. cd'lerde genç hâlinden eser yoktu, tam bir huysuz biri olmuştu ve oyununu da izleyen çok az insandı. yaşlanmak böyle bir şey deyip ağlamıştım. sanırım günlüğüme de not etmiştim.

i̇kinci kez de sevgilim olunca gitmiştim. hemen hemen tüm kitaplarını almıştık ve imzalatmıştık.

kitaplarını düşününce sanki onun anılarını birlikte yaşamışız gibi bir ürperti veriyor; sanki yol arkadaşımı, yılların arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum.
geray bemneri geray bemneri
mizahı ile çok ilgili olmasam da youtube'da kısa kısa izlediğim tiyatrolarında sistem eleştirisi tavrına hayran olduğum merhum. türk tiyatro tarihinde anılacak isimlerin ilk sıralarında yer almaktadır. şimdiye kadar tiyatroda izleyememiş olan benim gibi insanların içerisinde de hep bir yara olarak kalacaktır.
anabacı vokke anabacı vokke
mikis theodarikis'e yunan devleti 3 günlük yas ilan ediyor ama bizde devlet niye ferhan şensoy için yapmıyor denmiş. valla orası yunanistan burası türkiye...

aslında hikaye aynen şuna benziyor, yıllar önce bir etüd merkezinde çalışıyordum. patron eskinin namlı dersanecilerinden, yaşla beraber vites küçültmüş etüd merkezi işletiyor. bir öğrencisi bu sınav sistemi nasıl çözülür gibi bir şey sordu. kadın "valla çözülmesini ben de isterim, zaten bu sınav sistemini çözmüşsek hayatın geri kalanıyla ilgili sorunları da büyük ölçüde çözmüşüz demektir. ben bu geliri kaybetmeye razıyım" demişti...

heh işte ege'nin karşı kıyısında sanatçılar ulusal değerken bizde sadece seyircisinin değeri olmasının sebebi de böyle bir şey...

yunanistan ordusu olan bir devlet. türkiye cumhuriyeti ise devleti olan bir ordu... bir kere sanata yaklaşımı kökten değiştiren bir şey bu. bizde yürekten hissedilen acı mesleği adam öldürmek olanların acısıdır genelde. o yüzden yas ilan edilen de besteci, tiyatrocu falan değil paşalardır genelde...

ha bir de şu var tabi, yunanistan anarşistlere bile geniş bir alan açacak kadar solcu bir ülke. tarihi çok çetin sınıf mücadeleleriyle, iç savaşlarla, darbelerle dolu... ama bütün darbecilerini de yargılamış bir ülke. hiçbirinin ettiği yanına kar kalmadı. biz hiçbirini yargılamadık, yargılamak için çaba bile göstermedik. adamlar tüm faşist generallerin kellesini söke söke aldılar... theodarikis'in kendi yaşamı da mücadeleyle dolu. akropolis'te naziler tarafından kurşuna dizilmiş, tesadüf eseri kurtulmuş bir adamdan söz ediyoruz. o antonis bestesinde de bunu anlatır...

böyle bir iklimde theodarikis için ulusal yas ilan edilebiliyor elbette. ama adam türkiye'de olsa önce terörist, o antonis parçası da elas'lı teröristlere güzelleme olarak adlandırılır. bırakın yas ilan edilmeyi mezar taşları kırılmazsa şanslı sayılır. elas mı? yunanistan'ın dhkp c'si diyelim...

yani ferhan şensoy hayatının son bölümünde kendisinin de desteklemiş olduğu militarist ve şoven iklimin kurbanı olmuştur. o iklimde kaleminin sapını gülle donatan çiçek çocuklara yer yoktur....
sychtianarch sychtianarch
kendisinin geçen sene pandemi boyunca kayda aldığı "soru cevap" isimli küçük bir podcast serisi var. kanada'da yaşadığını ve orada en iyi yazar ödülü aldığını bilmiyordum. son dönem yazmaya ağırlık verdiğini, önceliğinin yarım kalan yazılar ve taslakları bitirmek olduğunu belirtiyor. ileriye yönelik temenni ve düşünceleri de var.


kayıtları gülümseyerek dinlerken öldüğü aklınıza geliyor, tuhaf oluyorsunuz. bir gün varsın, bir gün yoksun.
22 /