fevzi çakmak

3 /
akbas aliyar akbas aliyar
cumhuriyet tarihinde mustafa kemal ile müşir (mareşal) rütbesini alan ve bunu sonuna kadar hak eden iki kişiden biri. asker ile siyasetin iç içe girmesinin acısını balkan savaşları'nda gördüğü için askerlik görevini ifa ederken siyasetten uzak durur. biraz da bu sebeple kendisine günümüzde çok önem atfedilmez. muhafazakar bir karakteri olmasının da katkısıyla kendi çağında çok sevilen biri olmasına rağmen tarihi tartışmalarda çok yer edinmez.

ne diyelim, allah rahmet eylesin.
dersaadette yalınayak dersaadette yalınayak
mareşal gazi fevzi çakmak aslen ülkücü hareketin kökeninde yatan kişilerden biri, ağırlığı ve fevkalade başarıları göz önüne alındığında da milliyetçi hareket partisi'nin evvel fikir babalarından biridir.

cumhuriyet tarihinin gördüğü üç büyük müstesna askerî figür var zaten. elbette onlardan başkaları da var, özellikle istiklal harbinde gösterdikleri büyük kahramanlıklarla adından söz ettiren çok paşa var. ismet inönü'den ali fuat cebesoy'a, sakallı nurettin paşadan nuri paşaya kadar birçok isim sayılabilir. gelgelelim gazi mareşal mustafa kemal atatürk, gazi mareşal fevzi çakmak ve kazım karabekir diğerlerinden ayrılırlar.

kazım karabekir ordu içerisinde çok büyük bir nüfuza sahipti. tevatür o ki gazi mustafa kemal'e düzenleneceği iddia edilen suikast sebebiyle yargılandığı davada, duruşma salonundaki askerler mahkeme reisinin "oturun!" direktifine uymamış, mahkeme reisi defaaten tekrar etse de umursamamışlarken; kendisi oturmalarını işaret edince hepsi oturmuştur. siyasî hayatı da aşağı yukarı bu minvalde çalkantılarla ve arada kalmışlıklarla geçmişti.

mareşal fevzi çakmak ise diğer istiklal harbi kurmaylarının aksine asker olarak kalmayı yeğledi. 1944 yılında emekli olduktan sonra* 1946 seçimlerinde demokrat parti'den mebus seçildi. gelgelelim demokrat parti'nin siyaset anlayışıyla da uyuşamadı. chp ile -aslında direkt ismet inönü ile- zaten uyuşamıyordu. bu yüzden 1948 yılında osman bölükbaşı ile birlikte millet partisi'ni kurdu. zaten 1950 yılında da vefat etti.

aslında o partide de fahrî başkanlık yapmıştır. cumhuriyet döneminde kurulan çoğu muhalif parti gibi bir süre sonra rejim karşıtlarının ve atatürk düşmanlarının doluştuğu bir parti olmaklığıyla millet partisi'nin siyasî hayatı kısa sürse de kuruluşu ve savunduğu değerler bakımından fevzi çakmak - mhp ilişkisi bağlamında ehemmiyeti haizdir.

millet partisi temelde bugünkü mhp'nin çizgisinde bir milliyetçiliği savunuyordu. öte yandan altı okun anayasada bulunmasına şiddetle karşı olduğundan kelli tek parti döneminin katı laiklik uygulamalarına da karşıydı. mhp'nin kuruluş aşamalarındaki seküler türkçüler ile türk islamcılar arasında cereyan eden çatışma yoktu, millet partisi doğrudan maneviyatçıydı. bununla beraber alparslan türkeş'in derlediği 9 ışık gibi bir doktrinleri de yoktu. ham bir ülkücülük yapmaktalardı bir nevi.

millet partisi'nin kapatılması da 1952'de yapılan üçüncü kongrede patlayan olaylara dayanır. bazı delegeler atatürk'ün kabrine çiçek koymayı reddedip bir şekilde başkaldırıya girerler. bu kongreden sonra iki kongre daha yapılır ama parti içine çöreklenen atatürk düşmanı kesim gittikçe güçlendiği için beşinci kongreden sonra bizzat partinin ilk genel başkanı olan hikmet bayur istifa eder. mumaileyh istifa sebebini de yukarıda zikrettiğime ilaveten "partinin dinci ve gericilerin eline geçmesi." olarak beyan eder. dönemin mahkemeleri bunu bir suç duyurusu olarak kabul edip parti çalışmaları tahkikat süresince durdurulur, parti sündürülür. 1954'te de resmen kapatılır.

bu partinin ardılı cumhuriyetçi millet partisi, onun ardılı cumhuriyetçi köylü millet partisi, zaten onun ardılı da milliyetçi hareket partisi'dir. bu partilerin tümünün ana doktrini fikrî temelini ziya gökalp'tan alan türk milliyetçiliğidir.

bugün alparslan türkeş'in mhp içindeki kurucu kimliği ve oluşturulan miti çok büyük olduğu için merhumun adı çok anılmasa da türk milliyetçiliği bağlamında mustafa kemal atatürk'ün halefi kendisidir. iddia o ki atatürk'ün hasan rıza soyak'tan menkul şu sözleri de fevzi çakmak'ın konumu açısından önemlidir:

"şüphesiz ki konuşma ve seçme hakkı tbmm'ye aittir ancak bu konudaki düşüncelerimi belirtmek isterim. akla ilk olarak ismet paşa gelmektedir; kendisi bu ülkeye büyük katkılarda bulunmuştur. ancak bir nedenden dolayı kamuoyunun teveccühünü kazanamamış gibi görünüyor. mareşal fevzi çakmak da ülkesine büyük katkılarda bulundu ve bununla birlikte herkesle de iyi geçinebilmekte. üstlerinin düşüncelerini her zaman takdir etmiş ve kimse ile kavga içerisinde değil. bu sebeplerle kendisi devletin başı için en uygun adaydır."
acarabi acarabi
ülkenin kurtuluşunda büyük emekleri olan asker. dini ağırlığı fazlaca olmakla birlikte atatürk ile beraber omuz omuza ülkemizi işgal edenlere karşı verdiği mücadeleleri hatırlamamak mümkün değildir.
ofansif sol bek ofansif sol bek
bugün ölümünün 70. yıl dönümü. atatürk'ün ölümünden sonra cumhurbaşkanlığı, dönemin başbakanı celal bayar tarafından kendisine teklif edilmiş, ama "ben asker adamım, siyasetle ne işim olur, bu işin için ismet inönü ismi daha uygundur" diye reddetmişti. o zamanlar inönü gözden düşmüş, atatürk ile zıtlaşmış bir isimdi. sonrası ise malum; inönü, cumhurbaşkanı olduktan sonra fevzi çakmak'ı bir bozuk para gibi harcama yoluna gitmiştir. o kadar ki, vefat ettiği zaman sanki hiçbir şey olmamış gibi radyolarda neşeli müzik yayını yapılmış, kurtuluş savaşı'ndaki başarılarına, 23 yıl ile en uzun süreli genelkurmay başkanı olmasına rağmen bir devlet töreni bile yapılmamıştır.

bu tür durumlarda insanın aklına "x olsaydı nasıl olurdu" gibi sorular geliyor ya, benim de aklıma "fevzi çakmak cumhurbaşkanlığını kabul etseydi nasıl olurdu, türkiye'de ne değişirdi ya da ne değişmezdi" gibi takılıyor ister istemez.

edit: tercüman, yeni şafak, zaman, yeni asya, milli gazete, sabah'tır, türkiye, karar vs. gibi siyasal islamcı, milliyetçi, şoven gazetelerin hiçbirini okumadım, okumam da. sanki "inönü değil de çakmak cumhurbaşkanı olsa mükemmel olurdu" gibi bir şey dedim de böyle bir sonuç çıkarıldı.

aslına bakarsak inönü ve çakmak'ın siyasete bakış açıları birbirlerinden çok da farklı sayılmazdı. zira ikisi de milliyetçiydi. sadece ismet inönü, fevzi çakmak'a göre biraz daha seküler bir milliyetçilik anlayışına sahipken, fevzi çakmak ise daha muhafazakardı. bu ikilinin aralarında sadece bir takım nüans farkları vardı. örneğin fevzi çakmak iyi bir asker, ama iyi bir politikacı sayılmazdı. aynı şekilde inönü de iyi bir siyasetçi ve stratejist idi, ama fevzi çakmak kadar iyi bir asker değildi. burada kritik eşik atatürk'ün ölümü. atatürk'ün ölümünden sonra teklif fevzi çakmak'a teklif gidiyor. fevzi çakmak, muhtemelen iyi bir siyasetçi olmadığını bildiği, hazır elinin altında genelkurmay başkanlığı ve milli mücadele kahramanı etiketi varken bunlardan olmak istemediği için teklifi reddediyor. yoksa inönü'yü sevdiğinden veya çok demokrat görüşlü olduğundan değil. risk almak istemiyor. zira devir ikinci dünya savaşı'nın şafağı. hitler'in deli gibi silahlandığı, her tarafta savaş tamtamlarının çaldığı bir devir. böyle bir dönemde yapılacak en küçük bir hata, ülkenin felaketine, o felaketin müsebbibi sayılan kişilerin de vahdeddin misali kepaze olmasına yol açar. zaten ülke bir kurtuluş savaşı'ndan çıkalı olmuş 15 yıl. fevzi çakmak'ın böyle bir ortamda risk almak istemeyip genelkurmay başkanlığıyla yetinmesi gayet normal. ama asıl film bundan sonra kopuyor. inönü, 1944'te çakmak'ı emekli edip yerine kazım orbay'ı getiriyor. üstüne bir de çakmak'ı tsk'de unutturma kampanyası başlatıyor ki sormayın gitsin. harbiye'nin 100. yıl kutlamalarına (1945) fevzi çakmak çağrılmıyor. ertesi günkü gazetelerde harbiye'den mezun olan komutanlar arasında ismi de zikredilmiyor. sonrası zaten malum; fevzi çakmak'ın demokrat parti'ye katılması, milletvekili seçilmesi, dp ile chp (daha doğrusu inönü) arasındaki uzlaşmaya tepki gösterip millet partisi'ni kurması falan. inönü'ye ölene kadar tepkili. inönü kendisini hasta yatağında ziyarete geldiğinde reddediyor hatta. inönü de çakmak ölünce ona bir devlet töreni bile yapmıyor.

"inönü'nün yerine kendisi geçseydi ne olurdu" sorusuna gelirsek; bu sorunun yanıtını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. benim tahminim, hazır elinin altında büyük bir silahlı güç varken ve istiklal savaşı kahramanı mareşal etiketini de üzerinde taşırken bir dikta rejimine gidebileceği şeklindeydi. belki yine ikinci dünya savaşı'na girmezdik, ama muhtemelen tek partili hayat 1946'ya değil, 50'lerin ortalarına kadar falan sürerdi. bununla birlikte ülkenin sanayisinde, ekonomisinde, tarımında vs. çok fazla değişiklik olmazdı diye tahmin ediyorum.
ofansif sol bek ofansif sol bek
kurtuluş savaşı komutanlarından. icra vekilleri heyeti reisliği (başbakanlık), müdafaa-i milliye vekilliği (milli savunma bakanlığı) ve erkan-ı harbiye reisliği (genelkurmay başkanlığı yaptı).

12 ocak 1876'da topçu miralayı (albay) ali sırrı bey ile hesna hanım'ın oğlu olarak istanbul'un rumeli kavağı semtinde doğdu. 1881'de rumeli kavağı sadık hoca mahalle mektebi'ne başladı. 1883'te sarıyer'deki hususi hayriye mektebi'ne geçti. babasının görevi nedeniyle ortaokulu selanik ve istanbul soğukçeşme askeri rüştiyelerinde (ortaokul) okudu. 1890'da kuleli askeri idadisi'ne (lisesi) kaydoldu. 1893'te kuleli'den mezun oldu ve aynı yıl mekteb-i harbiye'ye (kara harp okulu) girdi. 28 ocak 1896'da mülazım (teğmen) rütbesiyle harbiye'yi bitirdi. 1897'de mülazım-ı evvel (üsteğmen) rütbesine terfi etti. 25 aralık 1898'de yüzbaşı rütbesiyle erkan-ı harbiye mektebi'ni (harp akademisi) bitirdi. bir süre erkan-ı harbiye (genelkurmay) karargahında çalıştıktan sonra 1899'da balkanlar'daki 3. ordu'ya atandı. bölgede sırp ve arnavut çeteleriyle gerçekleşen çatışmalara katıldı. 1902'de binbaşılığa, 1906'da kaymakamlığa (yarbay), 1907'de miralaylığa (albay) terfi etti. 1908'de mitroviçe'de ittihat ve terakki örgütünün kuruluşuna katıldı. aynı yıl taşlıca mutasarrıflığına ve 35. fırka komutanlığına atandı. 1909'da çıkan bir kanunla rütbesi binbaşılığa düşürüldü ve ertesi yıl açığa alındı. ama kısa bir süre sonra affedilerek mürettep kosova kolordusu karargahında görevlendirildi. aynı yıl ikinci kez kaymakamlığa terfi etti. kosova kolordusuyla arnavut ayaklanmasının bastırılması harekatına katıldı. 1911'de italyanların trablusgarp'a saldırmaları üzerine başlayan savaş sırasında vardar ordusu kurmay başkanlığına atandı. 1913'te makedonya cephesi'nde sırplarla yapılan çarpışmalarda görev yaptı. aynı yıl ikinci kez miralaylığa terfi etti. 1. dünya savaşı'nın ilk aylarında çanakkale cephesi'nde görev yaptı. 1915'te mirlivalığa (tümgeneral) terfi ederek paşa unvanını aldı. çanakkale cephesi'nin kapanmasından sonra 1916'da kafkasya, 1917'de suriye cephesi'nde görevlendirildi. 1918'de ferikliğe (korgeneral) terfi etti.

mondros mütarekesi imzalandığında sağlık sorunları nedeniyle istanbul'daydı. 24 aralık 1918'de erkan-ı harbiye reisliğine atandı ve 14 mayıs 1919'a dek bu görevi sürdürdü. milli mücadele yanlısı tavırları nedeniyle damat ferit paşa tarafından görevinden azledildi ve 1. ordu kıtaatı müfettişliğine atandı. 3 kasım 1919'da meclis-i vükela kararıyla anadolu'daki subayların durumlarını incelemek için oluşturulan heyet-i nasihada (nasihat heyeti) görevlendirildi. 31 aralık 1919'da askeri şura üyeliğine atandı. milli mücadele yanlısı olarak bilinen harbiye nazırı (savaş bakanı) mersinli cemal paşa'nın bir ültimatomla görevinden alınmasından sonra sadrazam ali rıza paşa tarafından 3 şubat 1920'de harbiye nazırlığına atandı. ali rıza paşa'nın istifasından sonra 8 mart 1920'de hükümeti kuran salih paşa tarafından da harbiye nazırı olarak görevlendirildi. istanbul'un resmen işgal edilmesinden üç hafta sonra salih paşa hükümetinin istifa etmesi üzerine 6 nisan 1920'de nazırlığı sona erdi. istanbul'un işgalinden sonra ankara'da açılan tbmm'ye kozan milletvekili seçildi. 27 nisan 1920'de ankara'ya gelerek kurtuluş savaşı'na ve tbmm'ye katıldı. 3 mayıs 1920'de oluşturulan ilk icra vekilleri heyetinde (meclis hükümeti) müdafaa-i milliye vekaletine getirildi. 26 mayıs 1920'de istanbul'daki kukla hükümet tarafından gıyabında idamına karar verildi. mustafa kemal paşa'nın başvekillikten ayrılmasından sonra, 24 ocak 1921'de başvekalete getirildi. ikinci inönü savaşı'nın zaferle sonuçlanmasından sonra rütbesi birinci ferikliğe (orgeneral) yükseltildi. kütahya-eskişehir savaşları'nda türk ordusunun aldığı ağır mağlubiyet ve eskişehir, kütahya ve afyonkarahisar'ın işgal edilmesi üzerine ismet paşa'nın yerine erkan-ı harbiye reisliğine atandı. 3 ağustos 1921'de başvekillik, müdafaa-i milliye vekilliği ve erkan- harbiye reisliği görevlerini birlikte üstlendi. ayrıca bizzat cepheden harekatı yönetti. 14 ocak 1922'de müdafaa-i milliye vekaleti, 9 temmuz 1922'de başvekalet görevlerinden ayrıldı ve sadece erkan-ı harbiye reisi olarak harekat planlarını hazırladı. büyük taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra rütbesi 31 ağustos 1922'de müşirliğe (mareşal) yükseldi.

1923 seçimlerinde ikinci kez kozan milletvekili seçildi. mustafa kemal paşa'nın "askerlik ile siyaset bir arada yürümemelidir" şeklindeki uyarılarından sonra askerliği tercih etti ve 31 ekim 1924'te milletvekilliğinden istifa etti. 1937-38 yıllarında dersim'de katliama varan uygulamaları nedeniyle eleştiri konusu oldu. atatürk'ün ölümünden sonra ismi cumhurbaşkanlığı için geçse de gelen teklifleri reddetti ve ismet inönü'nün cumhurbaşkanlığı için çalışma yürüttü. 12 ocak 1944'te yaş haddi nedeniyle genelkurmay başkanlığından emekliye ayrıldı. 1946 seçimlerinde demokrat parti listesinden istanbul bağımsız milletvekili seçildi. 1948'de demokrat parti-cumhuriyet halk partisi yakınlaşmasına tepki göstererek dp'den ayrıldı ve aynı yılın 19 temmuz günü millet partisi'nin kuruluşuna katıldı. mp onursal başkanı seçilen fevzi çakmak, 1950 yılında rahatsızlandı. 10 nisan 1950'de istanbul'da yaşamını yitirdi. cenazesi, 12 nisan 1950'de eyüp sultan mezarlığı'nda defnedildi.

eserleri: büyük harpte şark cephesi hareketleri, garbi rumeli'nin suret-i ziyaı ve balkan savaşı'nda garp cephesi.

madalyaları: gümüş imtiyaz madalyası, 5. dereceden mecidi nişanı, 4. dereceden osmani nişanı, harp madalyası, muharebe gümüş imtiyaz madalyası, almanya imparatorluğu 2. sınıf demir salip nişanı, alman harp madalyası, avusturya-macaristan 2. sınıf meziyeti askeriye salip nişanı, muharebe altın imtiyaz madalyası, kılıçlı osmani nişanı, yeniden 1. dereceden kılıçlı mecidi nişanı, alman 1. dereceden kron de prus nişanı, croix de fer nişanı ve istiklal madalyası.

(bkz: kurtuluş savaşı na katılan üst düzey komutanlar)
3 /