feyza hepçilingirler

the weakest link the weakest link
genelde çocuk kitapları yazan kadın yazar.
"küçük mutluluklar" adlı altı yaşındayken okuduğum kitabı bugunkü bakış açımın temelini oluşturmaktadır. *
ayrıca "türkçe off" adlı kitabı türkçe'nin bozulması ve medyada yanlış kullanımı ile ilgili okunası bir kitaptır.
bilge tonyukuk bilge tonyukuk
22 mart 2005 günü itü'ye konuk olmuş yazar...
salonda dinleyen herkesin konuşma sonrasında yüzlerinde gülümseme ve kafalarında türkçe ile ilgili soru işartleri bırakabilmiş, başarılı ve çok değerli yazarımız...
maia maia
annem her yıl "yanlışlıklar" adlı oyununu sahneletiyor öğrencilerine, her seferinde de çok beğeniliyor.

şahsi görüşüm bazı kelimelerinin "fazla türkçe" olması ve izleyiciler tarafından anlaşılamadığı yönündedir; yine de iyi yazardır.
hodbinim işte hodbinim işte
ömrüm yettikçe muhteşem kitabı 'türkçe off'u tüm öğrencilerim ve etrafımdaki herkesle severek paylaşacağım,dil meselelerimiz üzerinde hassasiyet gösteren ama bunu yaparken canımızı sıkmayan,üslubuyla büyüleyen,güldüren,eğlendiren,öğreten kadın.
istenmeyen tüy istenmeyen tüy
dil yanlışları ve türkçe'nin doğru kullanılması ile ilgili durmadan kitaplar yazan, panellere, söyleşilere katılan, kendisini türkçe'ye armağan etmiş önemli bir yazardır.internet sitesinden detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz:

www.feyzahepcilingirler.com
muhayyel zartalos efendi muhayyel zartalos efendi
çok değil iki sene önce idi. yıldız teknik medresesinde hendese şakirtiydim. son senemdi, her hendese şakirti gibi ben de ilk sene yatmış, sonraki senelerde ise yattığımın acısı fitil fitil çıkmıştı. son sene ipler iyice gerilmiş, stajlar, yapılmamış projeler, bırakılan derslerle kabusa dönmüştü. bunlara ek olarak, bir de iş hayatına atılmıştım haftasonları da almanca kursuna gidiyordum, sabah 7 de kalkıp eve 22’de anca geliyordum.

derken final dönemi zihnimin kayışları iyice gevşedi, zaman mekan kavramım şaştı, bir gün bakkala ekmek parasını kola kutusu olarak verdim üstünü de pet şişe olarak istedim. ne ise, yalan yanlış bir şekilde derslerimi veriyordum. geriye sadece bu hocadan aldığım sınav kalmıştı. bir gün iki saat uykudan sonra kalktım türkçe sınavına gittim ama üniversiteye gittiğimde sınıfta kimse yoktu. not defterime baktım, sınav salı günüydü. cep telefonuma baktım o gün çarşambaydı!

neyse sonuçta hali pür melâlimi hocaya telefonla anlattım. kendisi beni tatlı tatlı azarladıktan sonra “tamam” dedi. “istediğin bir konuda kompozisyon yaz, şu mailime gönder.”

bana bunu yapmasaydı okulum bir sene hiç yoktan uzayacaktı. nasıl teşekkür etsem azdır kendisine.
bindikbialametegedeyozgıyamete bindikbialametegedeyozgıyamete
türkçe off adlı eserinden: ''ortaöğretimden başlanarak türkçe'yi, divan edebiyatıyla değil, en güzel örnekleriyle, orhan veli'ler, nazım hikmet'ler, yaşar kemal'lerle sevdirmelisiniz.''
evet hatırlıyorum da lisede en nefret ettiğim dersti edebiyat. belki dersin konusu, işleyiş tarzı bize hitap eden cinsten olsaydı daha farklı olurdu.
sicilium sicilium
kitap okuma alışkanlığı olmayan bana bile bir çırpıda "dedim ah" adlı kitabını okutturmayı başarmış yazardır. sizde de türkçe'nin doğru kullanımıyla ilgili istek varsa ve şahısları türkçe'yi doğru kullanıp kullanamama konusunda sınıflandırma yapacak kadar takıntılıysanız mutlaka bu kitabı ve serinin devamı olan türkçe off 3'ü okumalısınız.
mustafa mustafa
çok iyi bir öğretmendir. ilgiyi toplamayı iyi biliyor. ayrıca yaptığı benzetmelerle öğretme ve öğrenme işini hızlandrıp kolaylaştırıyor. açık sözlü bir insan olduğunu düşünüyorum.
dream is destiny dream is destiny
2 sene önce dersimize giren hoca idi. mühendislik öğrencisinin türkçeyi layıkıyla kıvırmasını derste şiir okutmaya bağlıyor sanırım. bir de okuduğu kitabın özetini anlatmaya. lise mi burası lan dediğimiz oluyordu ama yine de yapıyorduk. tabi ileri derecede komik anlar da oldu.

sınavda kendi yazdığı türkçe off kitabını açık bırakarak oradan sorular yöneltir bu hoca. a ile geçmiştim olum boru mu.