firuzağa kahvesi

arinna arinna
bi ankaralı olarak, her istanbula gidişimde mutlaka bir kahvesini ya da çayını içip kendime geldiğim ve her gidişimde karşı köşe binanın en üst katına göz diktiğim, samimi sevimli cihangirde bir mekan.
helena helena
sabah sabah aldın gazetelerini evde okumak içinden gelmiyor; pekala, hadi bakalım alman hastanesinden aşağıya yürü, taksimin gürültüsü arkanda kalsın, meydana geldin mi, geldin, musalla taşından korkar mısın? korkma/korkmazsan hah bak işte orada ağaçların altına oturuyor ya insanlar işte orası firuzağa kahvesi. yan taraf pideci şaşırma; masa örtülerinden ayırdedeceksin zamanla. gelirken savoydan aldın mı pohaça börek? almadıysan birşeyler bulurlar sana merak etme, karşıda pizzacı bile var. otur, aç gazeteni, söyle çayını, ha bir de yan tarafta manav ve bim var yanyana; sabah sabah meyve yrim ben diyorsan manava, eve alınacak şeyler varsa bime uğra. arada celal başlangıç gelir; bak bu ara yakalarsan seçimlerden ve olası sonuçlarından konuş onunla, tespitlerinin ne kadar doğru olduğunu seçimden sonra göreceksin. ece temelkuranda gelir; seversin sevmezsin bilemem; ben sevmem onu hatta itiraf edeyim kıskanırım ben değil de o köşe sahibi diye, selam verme o zaman boşwer; karşıda leyla var ama orası pahalı söyleyeyim, firuzağada çayın hesabını yapmadan içebilirsin, dinlen, otur, ne yaparsan yap. ancak benim içim biraz buruk; kadir abi vardı oranın elemanı. artık yok.( niye yok deme ne kadara üzüldüğümden anla işte) kuaföre gitmeyi mi düşünüyorsun? neyse bunu başka başlıkta inceleyelim. firuz bir kahveden fazlasıdır. burda çaycı olup zeki demirkubuzun filminde oynayan adam bile vardır. ona göre.
r u spanish r u spanish
entelini kuntelini geçtim, oraya buraya yakınlığını unuttm, geleni gidenini de görmedim.. sadece çaycı olarak baktım. seri 15-20 çay içildiği halde çayın bıkkınlık getirmediğini gördüm. çay tiryakilerine duyrulur!
jugador jugador
cihangir'de genelde solcuların takıldığı cafedir. aslında tam olarak cafe değildir. nostaljiyi yaşatır. suyu cam şişede içmek isterseniz uğramalısınız.

ayrıca zannedersem beyoğlu'nun bir mahellesi belki de semti de olabilir.
imkanatutuldum imkanatutuldum
iki lira'ya iki yudumda biten soğuk çayı bir daha orada içmem. insanların buluşma noktası olan, en çok müşterisi olan mahalle kahvesi ayarında bir yer için çok kazık.
panina manina panina manina
biliyorum buradan herkesin mutlaka yolu geçiyor. geçmesin demiyorum, geçsin tabii de, çay için. yani çay içmek için gidin. adı üstünde kahve zaten, yani çay içiliyo. biliyorsunuz sabahın 6'sında cihangir'de pek de fazla açık yer yok. hipsterlığın doğasına ve hukukuna aykırı olan bu durumda bilmelisiniz ki hayatın hepimizi getirdiği nokta, gök sıçtın mavisi rengindeyken cihangir'de gezinip "açık bir yer bulsam da kahvaltı etsem" dediğimiz bir an olabilir. börekçilere filan oturasınız gelmez. böyle renkli gibi, güzeldir gibi gelen açık bir yere yanaşsanız "dürümcüymüş :(" deyip dönebilirsiniz. peki bu durumda ne yapmalısınız? bilmiyorum. ama firuzağa kahvesi'ne gidip menemen söylemeyin. "oo esnafın oo taksicinin takıldığı yer, oo yan masada sabahın bu saatinde uyanıp gelen entel genç çift de menemen yiyor oo ben de akayım ortamlara" kafasından çıkın. o ne biçim kafa zaten arkadaşlar ya.

ediş: alala niye eksilediniz ehe? firuzağalı aşçılar kızmıç.
di mi ya di mi ya
cumartesi gecesi cihangirde bu kadar insan neden gecenin bir yarısı kahvede oturur ki ? diye sordurmuştur bünyeme .
ha çayını içtik mi ? içtik
sohbetimizi yaptık mı ? yaptık
ama bayar abi beni öyle sıkış tepiş yerler.

sırf böyle bir yer var sende gör diye götürüldüm...
sevmedim ama oradan çıktıktan sonra yürüdüğüm fransız sokağına bayıldım yalan yok bayıldım....
skipper skipper
eski yeşilçam filmlerinde oynayan figüran karakterlerin takıldığı kahvedir. o zamanlarda figüran kahvesi olarak bilinir. figüranlar orada toplanır, sete götürmek için gelen otobüsü bekler, geldiğinde de atlar giderlermiş.

bunun yanı sıra, iş bulamayan oyuncuların da zaman zaman takıldığı yer olarakta bilinir. bu kahvenin bir diğer adı da camiye yakın olmasından dolayı musalla taşı kahvesidir. bunda ki muhabbet şudur, eğer bir oyuncu musalla taşı kafeye kadar iş bulmak için düştüyse o kişi bitmiş demektir. oyuncular arasında böyle bir geyik vardır ve bu şekilde kendileri ile dalga geçerler.

bunun yanı sıra halen iş bulamayan oyuncular, ağustos aylarında o kahveye gider görmek isteyen var ise bir ağustos ayında ziyarete gidebilir. oraya gidip pineklemenin sebebi ise, bir umuttur belki bir yönetmen vesaire gelirde elimizden tutar diye bir umut orada duruyorlar.

son olarak, bir çayın fiyatı 2 liradır.
anabacı vokke anabacı vokke
valla 10 yıldan fazla olmuştur içerisine adım atmayalı. benim uğradığım dönemde hatırla sevgili'deki ılımlı faşo yaşar'ın yeğeni tufan'ı oynayan çocuk çayları tazelerdi. gereksiz bir bilgi, artvin yusufeliliymiş...

en az 10 yıl diyorum, 10 yıl önce cihangir ve türevleriyle bağımızı kopartıp sınıfa hicret etmeye başlamışken ağır bir darbe yedik. sonra uzunca bir süre gidemedik, gittiğimizdeyse ağır bir kan uyuşmazlığı peyda olmuştu çoktan. orası ayrı hikaye...

yani en iyi ihtimalle 11 yıl oldu gitmeyeli. bugün liberal hdp'li mekanı olarak bilinse de benim takıldığım dönemde kışın bile çıkarmadığı atkısıyla yalçın küçük'ü görmek mümkündü. yayınlarını yetmez ama evetçilere gömmeye ayıran leman grubunu tam kadro orada görürdünüz. zaten büroları hemen yürüme mesafesindeydi. mekanda liberal denilebilecek ödp'nin abileri melih pekdemir ve oğuzhan müftüoğlu vardı bir tek. bir de troçkist kankaları masis kürkçügil... o tayfa da sıkı döndü sonra. gençlere gelince her tür adam vardı...

ama sanki bu cihangir solcusu denilenler burada değil de mis sokak taraflarında daha yoğundu sanki. yani firuzağa'da yalçın küçük'ün kalpağına 10 saniye bakınca "hoşgelişler ola kahraman enver paşa bir emir ver orduna kafkas dağını aşa" diye marş söylemeye başlıyordun ajsdfjsdjdjdjdj.