foti benlisoy

2 /
mutombo mutombo
işim düşse asla yanına gidip konuşmam. aradaki mesafeyi biraz açar ve "fotiiiii" diye bağırırım. tam seslenmelik bir adı var.
deli degilim deli degilim
(bkz: solcu magazin)
kadın, canı yandığı için can yakma çiğliği gösteriyor. "bana bak seni mahalleye rezil ederim" tarzıyla.
adam da bildiğimiz türk tipi adam işte. şaşırtmadı.

bana göre; özel hayat, ne kadar canın yansa da, ağzına sıçılsa da, ortalığa dökülmemelidir. bunun kadın ya da erkek olmakla alakası yok.
norveçli balıkçı norveçli balıkçı
(bkz: bilemiyorum altan)

jiyan'da yazıları yayınlanırken takip ederdim kendilerini, geçti gitti.

beren azizi hikayesine gelirsek;

biraz şey tadında bu: "suç üstü haberciliği." bu arada suç muç dediğime bakmayın, benzetme benimkisi. etik mi? değil. foti'yi savunuyor muyum? kesinlikle hayır.
beren'i?
hayır.
catarrhini catarrhini
twitter'da kullandığı dilin, yazılarında kullandığı dilden daha kavram yüklü olduğunu düşünüyorum. bu durumun, bahsettiği mevzulara yabancı olan biri için okumayı zorlaştırdığını düşünmekle beraber; konulara hakim biri için, kısa ama kavramlar sayesinde çok şey anlatan içerik sevinci yaratabileceğini düşünüyorum.

ne çok düşünüyorum.
anabacı vokke anabacı vokke
çok teorik bir abimizdi. yazıları sosyalist kadroya bile değil onların en okumuşlarına hitap ederdi. halkiyle bu kadar teorik olunca çok bağımsız siyasi faaliyet de yürütemiyorsun. ama yazılarını severek okurdum, foti'ler de lazım memlekete... ciddi söylüyorum. gezi parkı işinin önemini gezi'den önce idrak edebilmiş bir adam olduğunu söyleyeyim, derinliğini ve kafasının nasıl çalıştığını anlayın.

eskiden bu foti'lere halka uzaklıkları ve örgütsüzlükleriyle burun kıvırırdık da şimdi bakıyorum, foti'nin bir muadili de yok ya... yeni nesilde bir foti veliahtı göremiyorum. foti gibi teorisyen olmayın, yazmayın çizmeyin ama bir pratiğiniz olsun desen o da yok.

hem pratikte hem teoride müthiş bir çöküş yaşanıyor, farkında değil millet. ileride acı sonuçlarıyla yüzleşilecek ama...
2 /