frantz fanon

1 /
çingene kanunları çingene kanunları
20.yüzyılın kolonileştirme karşıtı fransız düşünürüdür . psikiyatri ile de ilgilenmiş cezayir savaşı'nın yaşandığı yıllarda cezayir'de bir hastanede psikiyatrist olarak görev almıştır. geçici cezayir hükümeti kurulduğu zaman da gana büyükelçisi olmuştur. '' yeryüzü lanetlileri '' kitabının önsözünü sartre yazmıştır.

koloniciliğe karşıtlığı che guevara'yı da etkisi altına almıştır. guevara fanon'un şiddet kuramıyla ilgilenmiştir.

kanser olmuş birkaç yıl tedavi görmüştür. ilginçtir ve nedendir bilmiyorum; ama ibrahim fanon adıyla ölmüştür.
demokles demokles
3. dünyanın karl marx'ı olarak bilinir. şiddet olgusunu değerlendirme biçimi ile militan bir tavır takınmıştır. siyah deri beyaz maske ve yeryüzünün lanetlileri kitapları ırkçılık ve sömürgecilik karşıtı hareketlerin el kitabı olmuştur.

sömürgeciliğe sıkılacak ilk kurşunu aslında insanın kendisine sıktığı ve içindeki sömürüye biat eden kişiyi öldürdüğünü ve böylece özgürleşme yolunda ilk adımı attığını söyler.

jean paul sartre'ın yeryüzünün lanetlileri kitabının önsözünde yazdığı gibi " sömürüye sıkılan ilk kurşun, bir taşla iki kuş vurmak gibidir; hem sömürgeciyi öldürürsünüz hem de kendi içinizdeki sömürüleni yok edersiniz."
kurreder kurreder
kürt meselesine tibbi çözümü adına, frantz fanon öfkesi alınır iktidardaki "bekçiler kralı"klarıyla övünen "doğu kökenli" vekillerin şah damarlarına enjekte edilir. yan etkileri hesaplanıp ulusların kaldırma gücü adına reçete ile satılır.
kurreder kurreder
frantz fanonun öfkesi alınır iktidardaki "bekçiler kralı"klarıyla övünen "doğu kökenli" vekillerin şah damarlarına enjekte edilir. yan etkileri gözlemlenip ulusların kaldırma gücü adına reçete ile satılır. (dikkat yeşil kartla verilmemeli)
ubuntu ubuntu
"yeryüzünün lanetlileri" adlı eserinde dünyadaki sömürge düzenini çok güzel anlatmıştır:


"sömürgeleştirilmiş insan, kemiklerinde birikmiş olan saldırganlığı, ilk olarak kendi insanlarına karşı dışavuracaktır. bu, zencilerin birbirlerini dövdükleri, polisin ve yargıçların kuzey afrika'daki şaşırtıcı suç dalgası karşısında ne yapacaklarını bilmedikleri zamanlardır. avrupalı göçmenler ya da polis ona dilediğince vurabildiği, küfredebildiği ve yaltaklanarak yerine getirdiği emirler verebildiği halde, aynı yerlinin başka bir yerlinin en ufak bir düşmanlığında veya bir saldırgan bakışında bıçağına sarıldığını görürsünüz; çünkü yerlinin son sığınağı, kendi kişiliğini kardeşine karşı savunmaktır."
dumrul dumrul
“bölümlere ayrılmış, hareketsiz, manici bir dünya, heykeller dünyası; fethi yöneten generalin heykeli, köprüyü yapan mühendisin heykeli. kırbaçlaya kırbaçlaya derilerini yüzüp ortaya çıkardığı omurgaları taşlarıyla ezen, kendisinden çok emin bir dünya! sömürge dünyası budur işte! sömürge halkı hapsedilmiş bir insandır; apartheid sömürge dünyasının bölümlere ayrılmasının yalnızca bir biçimidir.sömürge halkının öğrendiği ilk şey, kendi yerini bilmesi ve sınırlarını aşmamasıdır. bu nedenle sömürge halkının hayalleri her zaman kaslarla ilgilidir; eylem hayalleri, saldırgan hayaller. rüyamda sıçradığımı, yüzdüğümü, koştuğumu, tırmandığımı gördüm. kahkaha attığımı, bir sıçramada nehri geçtiğimi, peşimdeki arabaların beni asla yakalayamadığını gördüm. sömürgeleştirme sürecinde sömürge halkı akşamdan sabaha kadar özgür olmaktan asla vazgeçmez!”
1 /