futbol toplumun afyonudur

4 /
okandmn okandmn
boş zırvalar bunlar .herkesin bir hobisi vardır herkes farklı aktivitelerden zevk alır sen basketbol seversin ben futbolu sen boks izlemeye seversin ben futbol izlemeyi sen belgesel izlersin ben ingiltere premier ligi izlerim ama benim yaptıklarım afyon salakça şeyler seninkiler müthiş zekice şeyler dimi bırakın abi kim ne izlerse izlesin
nyks nemesis nyks nemesis
asıl sorun "fanatizm" başka bir şey değil. hiç bir spor dalıyla, hobiyle veya görüşle sorunum yok ama işin içine fanatizm girince itici geliyor. özellikle konu futbol olunca malum durum ortada. sportmence rekabet edip gerektiğinde rakibini kutlamak kadar hoş bir davranış olamaz. öyle ana avrat sövmek, kalitesiz mizah yapmak, rakibini düşman gibi görmek falan... bunlar çok salakça. bir insanın seviyesini de buradan tespit edebilirsiniz zaten. alt tarafı bir oyun, izle ve keyif almaya çalış bu kadar basit. sahada koşturanlar cebini doldururken sen sefil hayatına devam ediyorsun bir şey değişmiyor, bunca sinir stres niye? böyleleri küfür falan ettikçe bana bir gülme geliyor, komik.
o c o c
yoktur boyle bir sey. daha dogrusu, sizin kafaniz biraz calisiyorsa, toplum sizin beyninizi uyusturmaya yetmez.

fanatik olmayan, sadece son haftalara dogru galatasaray yarisin icindeyse mac sonuclarina bakan ve google'dan (google'a takim adi yazinca canli sonuclari gosteriyor) takip eden bir galatasaray taraftariyim.

cumartesi aksami guzel bir yemegin ardindan biraz eglendik, eve gelip uyuduk. sabah 9 gibi uyanip, evi temizleyip birkac is ile ilgili mesajlara cevap verdim.

12 gibi brunch'a ciktik. turkiye'ye gore saat 19, yani galatasaray'in sampiyonluk macinin baslama saati. yemek yeyip sohbet ederken, arada bir goz ucuyla maci takip ettim. sonra guzel bir orman/banliyo sokak yuruyusu yaptik. bu arada zaten galatasaray sampiyon olmustu. 2 saatlik bir yuruyusten sonra yorulunca bir kahveciye oturduk. is asla bitmediginden, bir yandan sorumlusu oldugum bir ogrenciye talimat verirken, diger yandan bir makale (daha dogrusu ders notu) okumaya basladim. bu arada da geyigine internette galatasaray'in sampiyonluguyla ilgili karsilikli laf sokma mesajlarina bakiyorum her canim sikildiginda.

sonucta, hem isimi yaptim, hem hayatimi yasadim, hem de taraftarlarin birbirine takilma kulturuyle kafa dagittim.

eger siz her seyin pesine gozu kapali gider, her seye dogmatik yaklasirsaniz, illa bir seyler afyon olur. ama futbol bir keyif oyunudur. eger isin ayarini kacirip, hayatinizdaki eksik her seyin yerine koymaya calisirsaniz afyon da olur, takinti da olur, pismanlik da, umutsuzluk da.
loss loss
buna futbol olarak bakılmamalı. insanlık tarihi boyunca bu tür organizasyonlar hep vardı, var olacak. zamanın gladyatör gösterilerinden ne farkı var, bence yok. fıtrat gereği birlik olmak üzere var edildik. toplu hareket bizi zevk veriyor, toplu deşarjdan keyif alıyoruz. burada futbol aracı. o olmazsa başkası olur problem değil.
2
dikkatsi dikkatsi
karl marx abimizden miras kalan afyon kelimesini, futbolu sevmeyen kişilerin kullanımı sonucu türettiği ifade.

genel bir tabirle karl marx din toplumların afyonu demiş ya bu lafın haklılık payı olup olmadığını uzun uzun anlatmıştım zamanında. tabiri caize toplumlar pek çok sorunu varken din ile avunuyor demek istemişti.

peki aynısı futbol için de geçerli mi ?

sokağa çıkan her çocuğun muhakkak oynadığı bir oyunun küresel çapta organizasyonları yapılıyorsa elbetteki o spor geniş kitleler tarafından takip edilecek. bunda hiçbir mantıksız yan yok. bunun yanında rekabetin olduğu her yerde taraf tutma da peşinden geleceği taraftarlık denen kültürün oluşması da kaçınılmaz.

bu alışveriş sonunda sporu icra edenler maddi ve/veya manevi kazanç sağlarken taraftarlar da duygu satın alıyorlar. aynı ilişkiyi kahveyi satan ile kahveyi içen arasında da görmek mümkün. kahveyi satan para kazanıyor, kahve içen de lezzet, keyif satın almış oluyor.

her duyguda olduğu gibi taraftarlığı da abartıp hayatının merkezine koyan sapkın kitleler ortaya çıkıyor. etrafımızda saplantılı bir aşık olup çevresine zarar veren kişiler var diye kimse aşkı sorgulama noktasına gelmiyor. çünkü kendisi de oldu.

uzun lafın kısası, futbolu, sırf kendisi keyif almıyor diye afyon diye nitelendiren kişileri iki yüzlü buluyor, saygılar diliyorum.
quoth the raven acid quoth the raven acid
futbolun popüler olduğu ülkeler sosyo ekonomik olarak sıkıntılıymış, futbolun dünya'da en popüler olduğu ülkelere bakalım: ingiltere, ispanya, italya, fransa, almanya, portekiz, iskoçya. he bunlarla birlikte arjantin, brezilya, türkiye gibi ülkelerde var ama zaten onlarda ekonomik olarak ilk %10 içerisindeler. sanıldığının aksine arap coğrafyası ve ortadoğuda futbol popüler değildir, bunu bilmemek içinde bu konuda hiç bir şey bilmediğin halde konuşuyor olman lazım. ayrıca futbola bok atanlarda kof bir elitizm görüyorum genelde, sürekli futbolun popüleritesi yanlış yorumlanıyor. futbolun popüler olmasının tek nedeni iki taş ve bir kola tenekesi bulan herkesin oynayabilmesi. pembe götlü amerikalıların tamamen futbolun mantığını çalarak -ki nedir bu (belli bir alan içerisinde iki takımın karşı kaleye topu atmaya çalışması) ürettiği diğer oyunlardaki gibi pahalı ekipmanlara gerek yoktur. ayrıca çocukken futbol, beyzbol ve basketbol oynamış bir nesil olarak diğer oyunları futboldan zevkli bulan bir kişiye bile rastlamadım. bu kadınlarda gram kültürel aidiyet yok hep kendi kültüründen uzak olanı kaliteli görme zavallılığı. amerika'da kadınlar arasında en popüler sporun futbol olması da sanki bunu kanıtlamak için. arkadaş youtube'da makyaj kanalı izlemek dışında bir hobiniz yok. tek tip haline getirmiş bu estetik sektörü sizi asıl afyon o. farklı hobileri olan kadınlar nasıl katlanıyorsunuz bu tip hemcinslerinize? işiniz zor gerçekten bravo.

not: son 10 yıldır futbolla zerre alakam olmamasına rağmen yine de sinirlendim.
4 /