galatasaray

315 /
ravenhow ravenhow
galatasaray'ı seviyorum. çok bağlı bir insan değilim ama zihnimi dağıtmak, farklı bir yolla keyiflenmek için futbolu ve galatasaray'ı biraz takip ediyorum. maçları ve kupaları kazanmasını değil kaliteli bir futbol oynamasını istiyorum, bekliyorum. fakat kulübün bu sene düştüğü hale zerre kadar üzülmüyorum. çünkü bunun sorumlusu türk insanının 'adamcılık' diye adlandırabileceğim hastalığı. adamcılığın olduğu yerden iyi bir şey çıkmaz, çıkmayacaktır. ve ben adamcılığa hiç katlanamıyorum.

galatasaray'ın yönetim kademeleri tamamen adamcılık ile işliyor. başkan meselesinde 'liseliler' diye isimlendirdikleri bir grup kendi başkanını destekliyor, adamları olarak görmedikleri kişinin ayağını kaydırıyorlar. yine aynı adamcılık abdurrahim albayrak'ı kulüpte üst düzey bir kademeye getiriyor. bu görevin ona veriliş sebebi ise onun meziyetleri değil galatasaray'ın şampiyon olduğu senelerin çoğunda onun görevde olması. tabii bu görevi nedir, ne iş yapmıştır gibi sorular yine cevapsız. yani kendisi sadece ismi sebebiyle görevde. adamcılığın en büyük yeri kulübe. fatih terim'i zerre kadar sevmem. toplumun kötü olarak mimlediği, insanlarda bulunmasına kimsenin hoş gözle bakmadığı kişilik özelliklerini desteklediğim takımın teknik direktörü barındırıyor diye onu sevecek değilim. kendisi hakkında uzun uzun konuşmayacağım çünkü objektifliğimi muhtemelen kaybedeceğim. söylemem gereken tek şey adamcılığın galatasaray taraftarının zihninde yarattığı çarpık mantık neticesinde galatasaray'ın 2 senedir her gün daha da kötüleşen futboluna tahammül ediliyor. bu kötü gidişatı görebilmek için lig değil avrupa maçlarına bakmak gerekiyor ama taraftarın büyük kısmı fanatiklik dediğimiz hastalığa yakalandığı için bunu da kimse yapmıyor.

fatih terim'in sağına soluna bakınca yine adamcılığı görüyoruz. fatih terim onları adamcılık yordamıyla seçti, onlar da aynı oranda adamcı oldukları için orada. tek görevleri "haklısın hocam" demekten ibaret. hoca ise "bizim çocuklarla" çalışıyorum düşüncesi ile onları yanına aldı. sahadaki oyuncular da bu adamcılıkla sahaya sürülüyor. asistin asisti belhanda en önemli örnek. linnes'in tercih edilmeyişi de aslında onu kendi adamı olarak görmeyişi sebebiyle gerçekleşti.

tribün ise en büyük adamcı, her şeyi başlatan şey. onun bu adamcılığı olmasa bunların hiçbiri mümkün olmazdı. takım güzel bir futbol oynamazken, çok büyük paralar saçma sapan işlere harcanırken, spor ahlakına yakışmayacak davranışlar yaşanırken tepki vermezsen sonuç bu olur. sen istersen maçtan önce bir salavat zinciri oluştur; bin kere ne kadar büyük takım olduğunu, 'rütbenin' rakiplerinin rütbesinden üstünlüğünü, 'organize kötülüklerin' sana karşı yapıldığını anlat faydasız. futbol bilimsel tekniklerle geliştirilir, güzelleştirilir. bunun önüne geçemezsin.

edit: bahsettiğim adamcılık artık kulübe öyle sirayet etti ki transfer politikaları bile tamamen buna göre şekilleniyor. onyekuru, ndiaye, melo gibi eski futbolcularımızın isimleri geçiyor şu an bazı yerlerde. dünyada futbolcu tükenmiş gibi yine eskilerin peşinde gidiyoruz. şu son göbekli halini görmeseler sneijder'i bile isterler bunlar.

edit2: listemize sapık arda turan ve semih kaya eklendi. zaman ilerledikçe sürekli kötüye giden şeyler listesinde ilk sırada türk futbolu var diye düşünüyorum.
clitor eastwood clitor eastwood
safkan, aileden bir beşiktaşlı olaraktan 2000 yılındaki kadrosu ve futboluyla benimçün her daim efsane olan takım. arada hâlâ açar izlerim lig ve uefa maçlarını.

eğer türkiye'de doğup büyümüş, 90'ları tamamen yaşamış futbolsever bir çocuksanız unutamayacağınız üç kadro ve futbol sezonu vardır:
1999-2000 sezonu galatasaray
2002-2003 sezonu beşiktaş
2004-2005 sezonu ac milan

fanatiklik ve holiganlık yapmayan her galatasaray taraftarına selam ederim burdan.
güzel şeyler paylaştık kol kola, yan yana, birbirimizi tanımaya gerek bile duymadan, hep beraber eğlenerek..
sakil sakil
geçen sezon ligi ve kupayı kazanıp bu sezonun başında süper kupa'yı müzesine götürdükten sonra yaşadığı çöküşünün ders olarak okutulması gerek bu takımın. şampiyonlar ligi'nde 2 beraberlik ve 4 mağlubiyet ile (atılan gol 1, yenilen gol 14) elenme, süper lig'de 15 hafta sonunda 6 galibiyet, 6 beraberlik ve 3 mağlubiyet (atılan gol 17, yenilen gol 14).

bir gün oturduğunuz yerde aklınıza "bir takım yaz dönemini nasıl geçirmemeli?" gibi bir soru gelirse galatasaray'ın 2019 yazını getirin aklınıza. alınan oyuncular, verilen paralar, gönderilen oyuncular vs. her şeyiyle hatalar zinciri oluşturulmuş.
315 /