gecekondu

1 /
anosias anosias
genellikle seçim dönemlerinden önce sayıları mantar gibi artan, izinsiz kaçak yapılar. bu bölgelerde altyapı da olmadığı için yaşayan insanlar için baya zordur. taşı toprağı altın kent istanbula göç edenlerin en sevdiği yerleşim biçimidir.
pj7 pj7
genelde bir gün ya da bir gecede inşa edildikleri için bu adı almış ve şehrin varoşlarını oluşturmuş koloni evleri.
gelmir tasartir gelmir tasartir
gittiğim maçlarda kah "en büyük emniyet gerisini siktir et" , kah "kahrolsun kayseri, eşeklere özgürlük" gibi tezahüratlarda bulunarak yarılmama sebep olmuş ankaragücü taraftar topluluğunun, ve aynı zamanda da onların her maç hazır bulunduğu gar tarafındaki kale arkası tribünün adıdır.
libertar libertar
türkiye'de gecekondu olgusu üç aşamaya ayrılır.
birinci aşamada kırdan şehire göçen kişi derme çatma bir baraka yapar ve ailesini yanına alır barak zamanla yapılan eklerle genişler.
ikinci aşama birinci aşamayla yakından ilintilidir. şehire göçüp iş bulan kişi kendi akrabalarına hemşerilerine iş bulur, bu bağlarla şehire taşınan kişiler birbirlerine yakın yerlere yerleşirler, burada ekonomik bir yapı da ortaya çıkmaya başlar, yapılan evler geliştiğinden inşaat malzemesi satıcıları bu bölgelerde çoğalır. burada gecekondu yapımı ailenin ortak çabasıyla olur, işçi çalıştırmak gibi birşey söz konusu değildir. bu aşamada hemşerilik gecekondu olgusunun oluşmasında en önemli bileşen olmaktadır.
son aşama tamamen ekonomik bir yapıyı temsil etmektedir. bu aşamada gecekondu artık insanların kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptıkları bir şey olmaktan çıkıp bir sektör haline geliyor insanlar kiralamak veya satmak için gecekondu inşa ediyorlar, mevcut gecekondulara kat çıkıyorlar.

sanırım sıra dördüncü aşamaya geliyor, gecekondu mahallerinin altyapı sorunlarının çözülmesi, buraların planlı bir şekilde yeniden inşa edilmesi tabiki çok gerekli, fakat bu girişimlerin yalnızca şehir merkezindeki değerli yerlerde görülmesi ve bu yerlerin gökdelen ya da alışveriş merkezi gibi yapılarla normale(!) dönüştürüleceğinin iddia edilmesi beni derin kuşkulara sürüklemekte.
kerkerte kerkerte
yüksel akkaya’nın bir makalesini okuduğumda, yüksel akkaya'nın gecekondu sorununa farklı bir açıdan yaklaştığını ve bu yaklaşımın oldukça mantıklı olduğunu fark ettim. bu makalenin bir özeti olmasa da benim çıkarımlarım aşağıdaki gibidir.
bilindiği üzere çarpık kentleşmeyi, varoşları, "alt"-"üst" tabaka ayrımını en kapsayıcı şekilde, mekansal olarak, içine alan yer gecekondu mahalleleri. buradaki insanlar bir şekilde bir yerlerden gelip ve önceki hayatlarından kısmen de olsa vazgeçip, "büyük şehir" diye tabir edilen yerleşkelere gelirler ve en basitçe ilk olarak barınmaları gerekir. veya şehir içinde hali hazırda bulunan yoksul kesim reel olmasa bile kendine gelir kaynağı yaratmak ister. yani kira vereceğine kendi gecekondusunda oturur, kira masrafından kurtulur. bu şartlar altında düşündüğümüzde, bu haksızlıklar bütünü olan sistem içinde gecekondu yapmak makul karşılanabilecek bir davranıştır. ancak beyefendiler bir zamanlar oy toplama vaadiyle verdikleri arsaların üstündeki gecekonduları yıkmakta tereddüt etmezler. ancak konu bu değil. asıl mevzu gecekonduların türkiye'de bir sosyal patlamayı engellemiş olma olasılığı. bilindiği üzere amerika gibi bir ülkede, neredeyse imparatorluk düzeyine geçmiş bir güç dahilinde bile, milyonlarca aç, işsiz ve dahi evsiz* var. suç oranları da ortada. işte bu noktada türkiye'deki gecekonduların varlığı dikkat çekici oluyor. son onbeş yıldır türkiye'de "evsiz" olarak sınıflandırabileceğimiz bir kitle yoktu son zamanlarda ise "sokak çocukları"nın varlığı büyük bir sorun teşkil etmekte. gecekondu yapımı bu noktada devreye giriyor hatta diyebilirim ki devreye sokuluyor. evet, belki oy toplamak için, halka peşkeş çekmek için dönem dönem gecekondu yapımına izin verilmiştir. ama asıl hedef bu kadar sığ olamaz, olamayacak kadar büyüktür. kanımca asıl görülmesi gereken şey, gecekondu yapımına izin verilmesi gerekçesinin halka, ona hissettirmeden, "sus payı" vermektir. şimdi düşünün ortada otoritesini kabul ettirmiş ve bunu sürdürmek zorunda olan bir devlet var. siz o devletin yurttaşı olsanız bile devlete rağmen, onun yasalarına rağmen hareket edebilir misiniz? bu mümkünse eğer ya o devlet yok olmaktadır ya da gerçekten şanslısınızdır*. zira devlet yurttaşından her daim üstte ve üstün olmak zorundadır, her ne kadar varlığının nedeni toplum olsa da. böylece türkiye devleti, aynen marx'ın* ingiltere'de devrim beklerken, işçilere verilen "demokratik" hakların, yumuşayan proletaryanın isyanının gerçekleşmemsine neden olduğu gibi, gecekondular da, lümpen bir hareket olacak olsa dahi, bir sosyal patlamanın tamponu olmuştur. ayrıca bir kanıt yakalayabilmek için, uygulamaları inceleyecek olursak, durumu daha net anlayabiliriz. devlet bu gecekondulara elektrik, su, kanalizasyon, yol gibi tapulu evlere götürdüğü hizmetleri sağlıyor. bu da çarpık kentleşmeden yakınan devletin aslında beceremediği "kent dokusunu oluşturmak için, gecekonduları istemem, yan cebime koy politikası"dır diyebiliriz.

makalenin tamamına sendika.org insan hakları derneği diyarbakır şubesi'nin yapılan araştırmalar sonucu oluşturduğu "toplu mezar raporu'nda" 348 toplu mezarda toplam 4 bin 201 kiş... sendika adresinden ulaşılabilir.
thor thor
yapımından bir kaç yıl sonra, eğer çeşitli sebepler ile yıkılmadıysa (deprem, yasal durumlar) sahibine mükemmel bir apartman dairesi olarak geri dönmesi muhtemel barınaklardır. bu şekliyle, bir yatırım aracı olarak da düşünülebilecek mantarsal yapıların en küçük elemanıdır.
tekmeleyen kuş tekmeleyen kuş
istanbul'un %50 sini, izmir'in %45 ini ve ankara'nın da %55 ini kapsayan yerleşim biçimi. ilk zamanlar, hükümetlerin konut politikalarındaki yetersizliklerden dolayı fakir vatandaşların başlarını soktukları; kendi yaptıkları derme çatma ruhsatsız, kaçak tek katlı binalara denirdi. asıl gecekondu tanımı da budur. ama sonraları popülist yaklaşımlarla seçim zamanı oy deposu olarak görülen gecekondu mahallelerine verilen imar afları sonucu çıkar kapısı oldular. her seçimde bir kat daha çıktılar üstüne bazı uyanıklar. en üst katın inşaaat demirleri, bir sonraki seçimi bekler gibi göğe doğru yükselir bu binalarda. gecekondunun ilk sahibi belli bir süreç sonunda ve çıkar ilişkisi ile dört beş katlı bir binaya sahip olur. sonra burdan taşınır ve kaçak olarak yaptığı binasını kiraya verir. bugün, bu tarz gecekonduların önemli bir kısmında kiracılar oturur. yani gecekonduda gariban oturur ama evinin sahibi değildir. ilk sahipleri çoktan orta sınıf mahallelere taşınmıştır. bu da yasadışılığın, rantiyenin bir göstergesidir. hem artık öyle gecekondu yapmak çok da kolay değildir. onun da mafyası vardır, çoğu şeyin olduğu gibi. birilerinden el almadan, izin koparmadan para yedirmeden yapamazsın. bu birileri devlet değil mafyadır tabi ki. kısaca, ilk zamanlar ev alamayan fakirin başını sokacağı dört duvar olan masum gecekonduların rantiye evrimi budur.
butterfly butterfly
kendilerini her ne kadar tasvip etmesem ve sevmesemde yiğidi öldürüp hakkını yiyemediğim taraftar grubu. özellikle; bu sevda kalbime gecekondu pankartları ile kendilerini takdir etmeme neden olmuşlardır... bu konuda; kendi tribünümü tek geçtiğimi belirtmekte fayda var diye de inlemekteyimdir.
1 /