gençliğe hitabe

aygız aygız
ezberleri bozup yenisini okuyalım. yeniden ve içten yazılmış haliyle sevelim onu. artık çok şeylerin değişmesi gerekirken ufak da olsa bir adım atalım; insanız ne de olsa, değil mi?

"seksenaltı yıl yeter bence. kan-vatan-düşman’dan ötesine aklı ermeyen bir dil bu ülkeyi bunca yıl esir etti. artık yeni şeyler düşünmenin vaktidir.

kan-vatan-düşman edebiyatının şahikası kemal paşa’nın gençliğe hitabe adlı eseridir. bugün tekrar yazılacak olsa ben şöyle düzeltirdim.

*

ey türk gençliği! birinci vazifen, insan olmaktır.

insan olmanın yegâne temeli insana sevgidir. hayatın boyunca, insanlara güzelliği, aklı ve adaleti öğretmeyi görev bileceksin. bilgin varsa, bedel beklemeden paylaşacaksın. buna imkân ve şeraitin müsait değilse, yanındaki üç veya beş kişiye katıksız sevgini vermeyi deneyeceksin; onların hayat yükünü bir nebze hafifletmeye çaba göstereceksin. bunu yaparken türk mü, yoksa hindu mu, yamyam mı diye sormayacaksın. çünkü insan, galiplerin hasbelkader çizdiği sınırlara sığmayacak kadar kıymetli bir hazinedir.

dahili ve harici bedhahlarla etrafın çevrili olabilir. sen şerri bahane etmeyecek, hayırhahlığını ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceksin. zira kötülük, esarettir. manevi istiklalini ve manevi hürriyetini ancak insan olmakla kazanabilirsin.

düşman bütün tersanelerine girmişse, vazifeye atılmadan önce düşüneceksin. önce, düşman mı diye soracaksın. (çünkü bugün düşman olan yarın dost olabilir.) sonra onu kendine düşman etmek için ne hata yaptığını düşüneceksin. (çünkü düşmanlık, herkes için ağır bir yüktür.) gönlünü kazanmayı deneyeceksin. tersaneyi beraber işletmeyi teklif edeceksin. (öylesi her ikiniz için daha kazançlı olabilir.) sonuç alamasan, bir tersane uğruna düşman olmaya değer mi diye bir kere daha kendine soracaksın. bunları yapabilirsen, inan, dünyanın tüm tersaneleri senin olur. tüm ordular sana boyun eğer. tüm kalelerini terkedecek gücü ve güveni kendinde bulursun.

memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar sana “düşünmeyeceksin!” diyebilirler. kendi çorak ve bencil emellerine seni muhafız ve müdafi yapmak isteyebilirler. kuşaklardan beri süren iktidarlarını bir gün daha korumak için senin damarlarındaki kanı talep edebilirler. memleketin bütün tepeleri kan ve intikam bayraklarıyla donatılmış, bütün mektepleri zaptedilmiş, bütün mahkemeleri elde edilmiş, bütün gazete köşeleri bilfiil müstevlilere terkedilmiş olabilir. millet, cehalet ve propaganda içinde serseme dönmüş olabilir.

ey insan evladı! işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, insan olduğunu unutmamaktır. muhtaç olduğun kudret tanrı vergisi olan vicdanında ve her gün çalışarak geliştireceğin aklında mevcuttur."

- 29 ekim 2009, sevan nişanyan, "gençliğe hitabe" başlıklı yazısı

gençliğe hitabe - sevan nişanyan - taraf.com.tr | düşünmek taraf olmaktır gençliğe hitabe taraf
puxa vida puxa vida
bir tane de aziz nesin'den geliyor:

"..ey türk faşisti!

birinci vazifen türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip, üzerlerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. bu temel partinin hazinesidir...

bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanı başında bulacaksın.

meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilirler. emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. demir ahmet tarafından sövülebilir. bütün malları mülkleri zaptedilmiş, matbaaları yakılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş , çoluk-çocuğu dağıtılmış , haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir.

bütün bu şartlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere, amerika'dan borç dahi alınabilir. hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenebilir.

ey faşist yumurcakları! işte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. muhtaç olduğun kazma, balta halk partisinin ambarlarında mevcuttur..."

4 aralık 1945'te tan gazetesi'ni basıp makineleri parçalayan chp gençlik kollarının aydın(!) ve vatansever(!) gençlerinin eylemi üzerine kaleme alınmış. bu arkadaşlar sağlarsa şimdi 80'li yaştalar...

tarihle ilgili edit: gılgamış
wisekhan wisekhan
gençliğe hitabe (tam türkçe'si ile gençliğe sesleniş)

aşağıda tam türkçe'ye çevirilmiş, arapça ve farsça'dan mümkün mertebe arındırılmış halini veriyorum:

ey türk gençliği!

birinci görevin, türk bağımsızlığını, türk halk yönetimini, sonsuza kadar, korumak ve savunmaktır.

varlığının ve geleceğinin kesin temeli budur. bu temel, senin, en değerli gömündür(hazine). gelecekte bile seni bu gömüden yasaklamak isteyecek, içeride ve dışarıda kötü amaçlılar olacaktır. bir gün, bağımsızlığı ve halk yönetimini savunma zorunluluğuna düşersen, göreve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olasılık ve koşullarını düşünmeyeceksin! bu olasılık ve koşullar, çok uygunsuz bir nitelikte ortaya çıkabilir. bağımsızlık ve halk yönetimini kurgulayacak yadgılar(düşmanlar), tüm acunda(dünyada) benzeri görülmemiş bir utkunun(zaferin) örneği olabilirler. zorbalık ve oyun ile balı(yüce) yurdun, tüm ükekleri(kaleleri) oyulmuş, tüm donanma yerlerine girilmiş, tüm ordusu dağıtılmış ve yurdun her köşesi çoktan tutulmuş olabilir. tüm bu koşulların üstünde acı ve dolambaçlı olmak üzere, yurt içerisinde, güç ekesi(sahibi) olanlar düşüncesizlik ve sapkınlık ve ötesinde dürzülük(hainlik) içinde bulunabilirler. ötesinde bu güç ekeleri kişisel çıkarlarını, uygun kişilerin yönetimsel amaçları ile birleştirebilirler. halk, gereksinimlerinden yoksun bir biçimde yıkılmış ve dövülmüş olabilir.

ey türk geleceğinin çocuğu! işte, bu durum ve koşullar içinde bile, görevin, türk bağımsızlık ve halk yönetimini kurtarmaktır! gerek duyduğun yeterlilik, damarlarındaki soylu kanda vardır!

gayet açık ve net betimlenmiş. türkçe saklansaymış ve okutulsaymış, şu an devlet çok farklı yerlerde olabilirmiş demek ki:

esen kalın! ;-)

ps: durum böyle değil deyin ne olduklarını gayet iyi bilenler! şimdi doğuda bir sorun varsa, şimdi türkiye komşularıyla geçinemiyorsa tek sebebi budur. ağzınıza sakız olmuş faşistlik, başka bir şey değil. özünden utanan, özünü tanımayan beyinsizler yüzünden geldi ülke bu hale. türk düşmanı olunca özgürlük, türkçü olunca faşistlik öyle mi? gidin şu beyinsizce kullandığınız sözcüklerin sözlük anlamına bakın önce. fransa yapar ırkçılık, ne o? özgürlük. ingiltere yapar ırkçılık, ne o? özgürlük. abd-rusya-çin-almanya-yunanistan-arap ülkeleri-iran-israil yapar ırkçılık, ne o? özgürlük gelişmişlik. bir tek türk milliyetçilik yapınca mı gücünüze gidiyor. türk, törük diye yazılır, anlamı insan demektir. siz insanlıkla faşistliği karıştırıyorsanız, insan olmaktan utanıyorsanız, istediğiniz familyaya üye olabilirsiniz. ben türk'üm, türk! gurur da duyuyorum.