genel müdür

albina albina
ofisin en deneyimli kişisi olarak bilinirler
halbuki değildirler
örnekle
müdür-bu hangi program word mu?excel mi?
sekreter-???(dumur bi halde) efendim excel

üstte programın ne olduğuda yazdığı halde. ve bu müdürler çok iyide ingilizce bilirler. sonumuz hayrolsun
albina albina
istifanı verdiğinde kimseye yapmadığını sana yapan osropu çocuğunun önde gidenidir. başkaları 1 haftalık ihbar süresiyle çıkıp giderken sana ihbar süresi dolmadan gidemezsin diyen orospu çocuğudur.
chicaloca chicaloca
şirketin tümünün yönetiminden sorumlu olan ve çalışanlar tarafından pek * sevilmeyen zat-ı muhterem.
ayrıyetten gelen bir e-posta da durumu şöyle özetlemektedir efendim:

9 kadının 1 bebeği 1 ayda doğurabileceğini söyleyen kişiye proje müdürü denir,
1 bebeğin 18 ayda ancak doğacağını söyleyen kişiye üretim müdürü denir,
tek bir kadının 1 ayda 9 bebek doğurabileceğini söyleyen kişiye planlama müdürü denir,
bebeğin üretim şeklinin ille de yanlış olduğunu söyleyen kişiye kalite müdürü denir,
dünyada hiç kadın ve erkek kalmasa o bebeği kendinin doğuracağını söyleyen kişiye pazarlama müdürü denir,
1 kadından 1 bebeği 1 ayda doğurmasını bekleyen kişiye genel müdür denir.

bu mudur? budur.
ptt ptt
tam bir .... özelliği gösterdiği anlar vardır. boşluğu varın siz doldurun.

adam diyorum ki "olm evin anahtarı yok kardeşimde 3 saat için beni anadolu yakasına getirtme". "yok geleceksin".

şeytan diyor sar sarmala ne yaparsan yap. sinirden...
olea olea
bulunduğu firma içerisinde herşeyi en iyi bilen, her konuya hakim ( yeri geldiğinde kahvenin telvesine, çayın şekerine karışan) bir adamın bayilik verdiği firmanın adını bilmemesine mi gülersiniz, sadece ingilizcesi için aldığı dehşet maaşın karşılığında google translate bunu çözemedi demesine mi hayıflanırsınız, haddini aşan bölge müdürlerine karşı vernel yumuşaklığı sergilemesine mi kahrolursunuz, ölür müsünüz, öldürür müsünüz cismindeki şekli müspet kendisi kısmet kıvamındaki şahıs...
bitch please bitch please
kimi zaman yolunuzu açar, kimi zaman yolunuzu tıkar. sevmeli mi sevmemeli mi karar vermek zor. bir gün en nefret ettiğiniz kişi olan genel müdür, bir sonraki sabah size yaptığı bir zam bir terfi ile dünyanın en sevimli insanı olabilir.
ulan sevgililerimle bu kadar iniş çıkış yaşamadım ben... ohoooo
julia roberts ın ağzı julia roberts ın ağzı
şirket içinde her daim ortalarda geziyor, merhaba ben buradayım siz de çalışıyorsunz heralde, evet biraz daha düzgün çalışın bakışları atıyorsa cidden sıkıntı var demektir. az ağırdan sat kendini be abicim.
seksipilotsesi seksipilotsesi
nedense hep bir toplantıdadır, ama hep aynı mevkide kalmıştır. siz ona değil, o size ulaşabilir. sekreteri ondan daha çok meşguldür. kendisi ya eğitimde, ya toplantıda, ya yemekte, ya izinli, ya yurt dışında... adı üstünde genel-müdür
ağustos çıkmazı ağustos çıkmazı
kendisine tam 1 yıl önce "siktir git" dedim. bir cinnet anıydı ama olsun. pişman değilim. hayatımın dönüm noktasıdır ve türkiye'de ki çoğu genel müdürün de aynı özelliğe sahip olduğunu düşünmekteyim. allah bunlara sadece şans ve beyinsiz bir patron vermiş. hepsi bu.
kezbanın abisi kezbanın abisi
eski şakirt genel müdürüm,
içlerinde alafranga klozetli tuvaleti olan iki odalı ve tek lavabolu tuvalette bir adet odanın anahtarını her daim cebinde taşıyıp sıçmak istediğinde anahtarı ile kendisine özel tahsis edilmiş bu odayı açıp başkasının götü değmemiş pürü pak tuvalette sıçar, sıçıp işini bitirdikten sonra da bu odayı tekrar kitler, başkalarının erişmesini istemezdi.
o koca götü o kadar değerliydi işte.
tam bir göt oğlanı idi..
darkenfact darkenfact
bazen çok sinir bozucudur.

mesela bizde bir müdür var, bir de bunun bir sevgilisi var. sevgilisini şirkete danışman yaptırdı. şirket üzerinden para akıtıyor hatuna. branşında o kadar cahil bir kadın ki halbuki. bizden başka da kimse bu gerizekalıya beş kuruş para vermez. bu hatunla çokça taşak geçmişliğim de var. anlamıyor da.

arkadaşları filan var, başka küçücük şirketlerin sahipleri onlar da; bir satın alma durumu olacaksa sürekli onlardan bir şeyler satın alıyor, hem de piyasanın çok üstüne fiyatlarla; muhtemelen avantasını da alıyordur tabii ki. müdüre ilk zamanlar taktığımız lakap yancı'ydı, artık parazit diyoruz. tamamıyla sözlükteki karşıtı resmen. kendisi dönem dönem zengin insanları bulup bunlara yatırım yaptırtıyor ve iliğine kadar sömürdükten sonra da çantasını alıp gidiyor. şirkete saat 11'de gelir 2'de çıkar. bizim zaten iki tane part time çalışanımız var. birisi ara sınıf öğrencisi zeki bir arkadaş, ikincisi de aha bu denyo. "ben sabahın 5'inde toplantıya katılıyorum, o yüzden geç geliyorum" diyor bir de utanmadan. ulan seninle kim toplantıya otursun. sektördeki hemen hemen herkes ne mal olduğunu biliyor zaten. bizim efendi ve adam gibi adam diye tabir ettiğimiz büyük patronun bu dallamayı hala şirkette tutuyor olması tamamen fiyasko. muhtemelen kendisini çok iyi pazarlıyor müdür. tam bir laf ebesi zaten. ama iş hakkında o kadar bilgisi yok ki. ne doğru dürüst bir planlama, ne bir organizasyon, ne bir geleceğe dair öngörü... amatörlüğün dibindeyiz anasını satayım.

neyse ki iki haftaya burada aldığım maaşın iki katından fazlasını veren oldukça kurumsal bir amerikan firmasına geçiyorum. adamların profesyonelliği kilometrelerce öteden kendini hissettiriyor. bana teklif ettikleri pozisyon, görüşmelerin kalitesi ve sonrasında sözleşme aşaması, ardından gelen planlamalar... (daha işe başlamadım bile hatta, burada ihbar süremi dolduruyorum, ki onu da tamamlamadan çıkacağım muhtemelen, bu hıyarın riyakar sırıtışlarıyla naber demesine, sevgilisinin salaklıkarına dahi katlanamıyorum artık.). bu gerzek müdürün görüşü de orası çok kurumsal olduğu için orada mutlu olamayacağım yönünde. kafa bu. bu lafıyla olmayan vizyonunu belli ediyor zaten.

god bless amerika. sen, sevgilin ve arkadaşların; şu anki şirketin üzerinde akbaba gibi uçan sizler, siz de bokunuzda boğulun amına koyim.