gerçek bakanlığı

dumrul dumrul
1984 romanında gerçeğin ne olduğuna karar vermekle görevli bakanlık.

bunu goebbels'in propaganda bakanlığı ile eşleştirmek mümkündü tabii ama nüanslar da var. bu nüansları ancak goebbels'in mirasçıları net şekilde görüp gereğini yerine getirebilirlerdi. öyle de oldu.

yerli ve milli nazilerimiz bizim çakma goebbels fahrettin altun'un propaganda bakanlığı işlevini görmekle görevli "iletişim başkanlığı"nın yanına gerçek bakanlığını da kuruverdiler. yerli gerçek bakanlığının adı "dezenformasyonla mücadele merkezi" olmuş. bundan sonra gerçeğin ne olduğuna burada karar verilecek.

o halde onun başına atanan adamı da tanıyalım:

bugün önüne geleni pkk'lı olmakla suçlama görevi bu beyde misal. göreve atandıktan sonra haldır haldır öcalan twiti siliyor. lan oğlum twitlerini silince gerçeği değiştirmiş mi oluyorsun? şeyi de silsene gücün yetiyorsa: sana verilen cevapları...yani bu cevaplar çok zırva bile olabilir ama en azından şunu görme fırsatı verir değil mi: orada silinmiş bir twit var. iyi bir halt yazdıysan o twitleri niye sildin dayı?

twitter.com

twitter.com

twitter.com

twitter.com

fetö'ye bakalım:

twitter.com

twitter.com

twitter.com

twitter.com

twitter.com

twitter.com

bir değil, beş değil, on değil, hangi birini paylaşayım? her konjonktürde ayrı telden çalan adam twit silerek gerçeği değiştirdiğini zannedecek, diğer yandan da "dezenformasyonla mücadele" yürütecek öyle mi?

salt şu propaganda bakanlığı ve gerçek bakanlığı ikilisi bile akp'nin nasıl distopik bir bataklık yarattığını, nasıl bir neo-nazi çete olduğunu net göstermiyor mu?

şimdi bunları söylemenin kendi başına bir kıymet-i harbiyesi yok. en aptal insan dahi bunları görebilir ama bir şeyi görmek, tespit etmek, o tespite uygun bir tavır almayı gerektirir. çünkü tespitin anlamı budur. bir şeyi hobi olsun diye tespit etmezsin. dünyayı görürüz ve ona bir cevap veririz. bu cevap doğruysa senin hayatta kalma şansını artırır, yanlışsa bir sıçrarsın, iki sıçrarsın üçüncüde mutlaka sıçarsın. yok olursun.

karşında bir nazi yapılanması varsa, bu yapılanma iktidardaysa ve distopik bir atmosfer yarattıysa o yapıyla onun çizdiği sınırlar dahilinde mücadele etmezsin. onunla yarışmazsın. onun varlığını hedef alırsın. benim bu mevzulara girme sebebim de bu neo-nazi yapılanmasını teşhir etmek değil, herkesin zaten iliklerine kadar yaşadığı bir gerçeği teşhir etmek oksijen israf etmek olurdu. günümüz muhalefetinin rotası tamamen bu yapılanmaya meşruiyet biçiyor. teşhir edilmesi gereken şey bu. ben de burada bunu yapıyorum.
nils holgersson nils holgersson
orada gerçek bakanlığı burada cumhurbaşkanlığı iletişim ve daire başkanlığı.

orada big brother. burada reis.

orada distopya. buradaki ise gerçeğin ta kendisi.