gerçek islam

1 /
recai pengül recai pengül
müslüman ve dinî kurallara göre yönetilen ülkelerde genelde olmayan şey. ben demiyorum, ne olduğundan ziyade ne olmadığı üzerine açıklama yapmakta uzmanlaşmış insanlar söylüyor.
chixculub chixculub
mazlumder başkanı mıydı neydi, bir hanım gerçek islam'ı, ani ggönüllerdeki islam'ı hz. muhammed'in devrindeki islam olduğuna dair bir şeyler demişti türban gündeminin daha sımsıcak olduğu dönemlerde. islam'ı doyasıya yaşayamama kaygısı nedeniyle kimilerinin nüfus cüzdanı müslümanı ve gerçek müslüman ayrımı yaptıkları bir dönemde hz. muhammed dönemi islamını arzulamak. işte budur adamım.
manidoo manidoo
ulemanın, topu sürekli olarak attığı kavram. islamda reformdan yana olan, islamın batıda kötü şekilde algılanmasını istemeyen kişler tarafından söyleniir.

bununla birlikte, vahabilerden humeyniye, fettullah hocadan polat alemdarın babası ömer babaya. yani değişik islami fraksiyonların sahipleri de gerçek islamın uygulanmayışından hep şikayet etmişlerdir. bunların hepsinin değişik gerçek islam anlayışı vardır. kendi anlayışlarını gerçek islam anlayışı olarak yansıtıp diğerlerini buna göre değerlendirir.


neye göre, hangi kıstasa göre gerçek islam uygulanmıyor bilen eden yok. ama herkesin bildiği bir şey var o da ilgili şeyin gerçek islamda olmayışı.

gerçek şudur ki bu kavramda bir nevi islamı algılayış biçimidir. ülkenin kültürel toplumsal ve medeni yaşayış usullerine göre değişkenlik gösterir. mesela yaşar nuri hocamız mısır da doğup kahire üniversitesinde öğretim görmüş bir ilahiyat profesörü olsaydı gerçek islam anlayışı bu düzeyde olmayacaktı.

bu yüzden herkes tarafından genel kabul görmüş gerçek islam olamaz. gerçek islam ülkeden ülkeye,toplumdan topluma, mezhepten mezhebe, tarikattan tarikata değişir. tartışma bitmez.
velovis velovis
efendim, bu konu bazı ülkelerde tam bir muamma olmakla birlikte, kuzey afrika ülkelerinde ve çoğu arap ülkesinde çözülmüştür. gerekli olan şey tasavvuf bidatinin ve bidat ehli olan tarikatlerin kaldırılmasıdır.

ayrıca 4 sünni mezhep birleştirilmelidir. diyanet işleri bu konuyla ilgili çalışmalarda bulunsa da en büyük mezhebin hanefilik olduğunu söylediği müddetçe hiçbir yere varamayacaktır.çünkü 4 mezhebin de diğerlerinden daha büyük olduğu konular vardır. islamda doğru tektir. mühim olan bu doğrulara ulaşmaktır.

demek istediğim mezhepsizlik değildir. aksine sünni mezhebini nihayete erdirmektir. öyle saçma şey mi olur icma var kıyas var diyeceğinizden adım gibi eminim. ama ben fıkha uymayalım diye bir şey söylemiyorum. 4 mezhepten istediğimiz imamın fıkhına uyabiliriz, haktır. fakat peygamberden gelen sahih hadisleri yabana atmak kimsenin haddine değildir. bunları birer örnekle açıklayayım.

imam-ı azam ebu hanife (rahmetullah aleyh) kufe ehlinden bir ehli sünnet imamıdır. kendisi hadis alimi olmakla birlikte sahabeden sonra gelmiş en iyi fakihlerden biridir. fakih ince görüşü olan demektir. ebu hanife itikadını 13 sağlam hadis üzerine bina etmiş, muamelatta da bildiği hadislerden ve kendi fıkhından fetva vermiştir. daha sonra da öğrencileri tarafından geliştirilen rey sistemi denilen bir sistemle bu ehli sünnet mezhebi rayına oturmuştur. fakat kendisinin eksik kaldığı yönler vardır. bunu tabiki ben demiyorum. ehli sünnet imamları söylüyorlar.

"her kim dine galebe çaldığını iddia ederse, allah da o dini o kişiye galebe çaldırır" hadis-i şerif'i bu kanıya rahatlıkla varabileceğimizi göstermektedir.yani hiç kimse dini tam öğrenemez, sadece peygamberin ictihadı tamdır. mesela şu andaki tasavvuf ehli ve bidat tarikatler imamı azamın islamı tamamen bildiğini iddia edip, peygamberden gelen rivayetlere icabet etmemektedirler. gerçi bidat ehli tarikatler ve tasavvuf ehli keşke tam birer hanefi olsalar da öyle örnek versek onları. onlarla ilgili rabita, vahdeti vücud, nasuh tövbe konularına girmiyorum bile. bi de bidat ehli tarikat diyorum da bidat ehli olmayan tarikat var mı derseniz, yine ehli sünnet imamlarından bildireyim. eğer müslümanım lafının haricinde bir şeyciyim diyorsan bidattir. bidatçi olmak çok fenadır. hadisten örnek vermek gerekirse: peygamberimiz bir gün elindeki sopayla kuma eğri yollar ve bir tane doğru yol çizer. sahabeden birisi (kim olduğunu unuttum) bunlar nedir resulullah diye sorar. peygamberimiz, bu eğri yollar tevhidle süslenmiş üzerinde şeytanın oturduğu yollardır, bu da kurtuluşa erecek olanların yoludur, der. sahabe o yol kimlerindir diye sorduğunda, peygamberimiz bir rivayete göre sünnetime uyanlardır, bir rivayete göre cemaattir, der.burada tevhidle süslenmiş sözüne dikkat çekmek istiyorum. nakşibendiler, kadiriler, bilmem neler sizi tevhidle kandırabilirler, ama asla ve asla ben onların ebu hanife ile taban tabana zıt olmayanını görmedim. çoğu bidat ehlidir. neyse konumuza dönelim. imamı azamın fıkhını imam malik, onunkini imam şafi, onunkini imam ahmed ibni hanbel (rahmetullah aleyhum"aleyhum olunca onlara demek oluyor. ahmed ibni hanbele diğerlerinden daha fazla sempati beslemiyorum,hepsi eşit gözümde") tamamlar.

nasıl? buhari'nin ahmed ibni hanbel'in kitabı olan el-müsned'den aktardığı sahih hadis'e göre ellerin namazda reff edilmesi (yani iki secde arası hariç her hareketin arasında, iftitah tekbiri de dahil avuçların kıbleye doğru omuz hizasında açılması) sahih hadisken, bunu hanefiler yapmazlar. neden yapmazlar? çünkü hanefilikte böyle bir fıkıh yoktur.

ama olmaması yapılmayacak anlamına gelmez. sonuçta bu bir sahih hadistir ve hadis her zaman fıkhın önüne geçer. şeriat de hadisin önüne geçer. bu böyledir. diyeceksiniz ki neden ebu hanife yapmamış reff denen olayı? girinin başında da dediğim gibi hz.ebu hanife kufe şehrinin alimidir. kufe ise o dönemlerde siyasi anlamda çok karışık ve şianın çok olduğu bir şehirdir. ayrıca şehrin mekkeye uzak olması imam-ı azama hadis aktarımının zorlaşmasına neden oluyordu. bu nedenle imam-ı azam ebu hanife hazretleri bu ve bunun gibi hadisleri bilmediğinden bu hadisle iman etmek kendisine nasip olmamıştır. ama üzülüyor muyuz tabi ki hayır. sonuçta peygamberimiz (sas) müctehidin isabetine 2 sevap, yanlışına 1 sevap yazılır demiştir.

ahmed ibni hanbel ise hadis alimi olmakla beraber fıkıhta imamı azamdan ileri olamamıştır. bunu da tabiki ben değil ehli sünnet imam ve alimleri söylüyor. buna da bir örnek verecek olursak, necasetin yani kirliliğin 7 kez yıkanması gerektiğini ileri sürmüştür. fakat ebu hanife rahmetullah aleyh bu konuda "necasetin rengi tadı ve kokusu gitse yeterlidir" demiş ve konuya şu hadisi örnek getirmiştir: bedevinin biri mescidi nebevi ye girip ortasına işer, kimse müdahele etmez. sidiği temizlemek için bir kova su dökerler. peygamberimiz "bedevinin sidiğine bir kova su yeter" der.

burada kovanın büyüklüğü belirtilmediği ve sidik necis olduğu için ebu hanife rahmetullah aleyh böyle bir kanıya varmış ve necaset için gerekli fetvayı vermiştir. bugün dünyadaki çoğu hanbeli necaset hakkında ebu hanifenin fıkhıyla amel ederler.. işte temizlikle ilgili onca hadisin içinden en iyisini örnek olarak getirmek fakihliktir. tabi burada imam ahmed ibni hanbel'i yermek için söylemiyorum. kendisi de imamı azamın fakihliğinin çok çok iyi olduğunu kabul etmektedir. fakat bir buçuk milyon hadis ezbere bilmesi ahmed ibni hanbel'in amelinin daha sahih olmasını sağlar.

sonuç olarak müslümanların bir mezhebe körü körüne bağlanması yersizdir. 4 imamdan herhangi birinin fıkhına uysak da bu fıkhı ayet ve hadisin önüne geçirmemeliyiz. yapmamız gereken peygamberimizin ictihadına yakın bir ictihadla akidemizi kurmalı ve amel etmeliyiz.
selimciğim selimciğim
malum, gerçek islam bu değil diyenler ve onların arkasına teneke bağlayanlar var. bu kavramın, bu iddianın, bu savunmanın, bu fenomenin, insanları sevindirmesi gerekirken canını sıkması garip değil mi? sahiplenmiyor insanlar işte fenalıkları, buna sevinmek gerek. çünkü şu dünyada birçok insan birçok kötülüğü pişkin pişkin sahiplenebiliyor. peki sizdeki bu memnuniyetsizlik niye? bana çok garip geliyor. konjonktürün ve bol tivitli, bol starbakslı, bol güneş gözlüklü çevrenizin biraz üstüne çıkıp bakarsanız size de garip gelecek. bakın "gerçek müslümanlık budur, gerçek müslüman benim" diyen adamlar şu an ırak'ta, şam'da, afganistan'da, pakistan sınırında. türkiye müslümanlarının bu adamları sahiplenmemesi gerçekten kötü mü? sizin paşa gönlünüze sinmiyor diye türkiye müslümanlarının "gerçek müslüman" olmasını istiyor musunuz? çünkü bu memlekette yaşıyorsunuz ve arzuladığınız gibi müslümanların hepsi iki yüzlülüğü(!) bıraktığında ve gerçek islamın emrettiği gibi(!) (bu ünlemlerden nefret ediyorum ama kullanmak gerekti) taliban-esk olduğunda bu insanlar memleketin %90'ını teşkil ediyor olacak. en ufak falsoda kafanızın kesilmesini gerçekten istiyor musunuz?
1 /